SON DAKİKA

Erdoğan kendisini kurtarmanın peşinde

Bu haber 27 Aralık 2013 - 10:56 'de eklendi ve 8 kez görüntülendi.

İsmail Özdemir

Günlerdir gündemden düşmeyen AKP’nin yolsuzluk skandalında kirli işler her geçen saat daha da büyük bir hal almaya başladı. Görünene göre pisliğin boyutu öyle fazla ki, şimdiye kadar şahit olduklarımız, şahit olacaklarımızın yanında az gelir.

Anlaşılan o ki Recep Tayyip Erdoğan ve oğlu Bilal Erdoğan hakkında hiçte iyi olmayan iddialar mevcut. Bu iddiayı ilk dillendiren, haberlere yansıdığı ölçüde Fatih Belediye Başkanı oldu. Aynı türden haberlere göre AKP’li Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir’e yöneltilen suçlamalar arasında “sit alanındaki arazilerin bakanlığın gücünü kullanarak illegal olarak imar ve inşaata açılması” konusunun var olduğu belirtilmişti. Bu suçlamalar karşısında ifadesinde “Bilal Erdoğan’ın isteği üzerine imara yasak bölge için izin çıkardım. Başbakanında haberi var” dediği öne sürülen Mustafa Demir’in sözleri yok sayılacak türden değil.

Burada dikkat çeken konu Fatih Belediyesi sınırları içerisinde yer alan bazı sit alanlarının Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan’ın başında bulunduğu TÜRGEV isimli vakfa verilerek, yapılaşmaya gidilmesidir. İş böyle olunca bir bakanlığın ismi ön plana çıkıyor. O da Çevre ve Şehircilik Bakanlığı!

Usulsüz de olsa Fatih Belediye Başkanlığı’nın “imar” konusunda Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nı aşmadan ve bu bakanlıktan izin çıkarmadan mevzu bahis olan alanları imara açması mümkün değildir. Ancak bakanlık oluru alındığı takdirde, belediye kendince adım atabilir. Dediğimiz gibi ne olursa olsun, konu sit alanı olduğunda bu durumda suç teşkil eder. Fatih Belediye Başkanı’nı hakkında yöneltilen suçlamalar arasında olduğu söylenilen konuda “bakanlığın gücü kullanılarak” ifadesinin geçmesi de bunu gösteriyor.

Meselenin odak noktasında düne kadar Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın olduğunu unutmayalım. Ve yine aynı ismin istifa etmiş olduğunu da! İşin ilginç ve dikkat edilmesi gereken yeri, Erdoğan Bayraktar’ın istifa ederken söylediklerinde saklı.

Erdoğan Bayraktar bir televizyon kanalının canlı yayınına telefonla bağlanarak istifa ettiğini açıkladığı sözlerinde kullandığı “Fakat ‘rüşvet ve yolsuzluk ifadelerinin bulunduğu bir operasyon sebebiyle istifa ediniz ve beni rahatlatacak deklarasyonu yayınlayınız’ şeklinde tarafıma baskı yapılmasını kabul etmiyorum. Etmiyorum çünkü, soruşturma dosyasında var olan ve onaylanan imar planlarının büyük bir bölümü Sayın Başbakan’ın talimatıyla yapıldı. Bu minval üzere bakanlıktan ve milletvekilliğinden istifa ettiğimi açıklıyorum. Bu milleti ve vatanı rahatlatmak için sayın Başbakan’ın istifa etmesi gerektiğine inandığımı ifade ediyor, yüce milletime saygılar sunuyorum.” cümleleri aslında yaşanılan ve gizlenmek istenilen herşeyin tercümanı olmuştur.

Erdoğan Bayraktar açık açık, soruşturma sebebiyle kendi sorumluluk dahilinde olan konuların “büyük bölümünün” bizzat Erdoğan’ın bilgisi ve onayıyla yapıldığını söylemiştir. Fatih belediye Başkanı’nın sözleriyle, Erdoğan Bayraktar’ın sözlerini üst üste koyduğunuzda zaten meselenin büyük bir bölümü de karşınıza çıkıyor.

Konuyu Erdoğan’ın kendisi de Pakistan dönüşü gazetecilere dile getirmiş. Oğlu Bilal Erdoğan’ın başında olduğu TÜRGEV isimli vakfın faaliyetlerini değerlendirirken bunun normal olduğunu söylemiş. Ancak ne hikmetse “sit alanları” mevzusuna bu yöndeki beyanında değinmemiş! Meselenin yasal olduğunu söylemekle yetinmiş.

Eminim şimdi daha iyi anlamışsınızdır, AKP’nin yolsuzluk ve rüşvet soruşturması başladığı günden beri neden bu derecede gergin ve korku dolu olduğunu ve adımlarını da bu ruh hali ile attığını. Çünkü işin adresi dönüp dolaşıp Recep Tayyip Erdoğan’ın kendisine çıkıyor. Bu bilindiğinden sözüm ona birçok önlem alınıyor.

İstanbul Emniyeti başta olmak üzere birçok polisin görev yeri neden değiştiriliyor, soruşturmayı yürüten savcıların elini kolunu bağlayacak adımlar neden atılmak isteniyor ve en önemlisi Adli Kolluk Yönetmeliği neden değiştiriliyor?..

AKP’nin kendi pisliğini örtmek adına sadece birkaç gün içerisinde attığı adımların hepsi bu ülkenin temel yapısına büyük zararlar verdi.

Devlet adeta otoritesine kaybetmeye başlamış durumda. Kimin sorumluluğu nedir, kim ne iş yapar belli olmayan bir hale gelindi. Kuvvetler ayrılığı ilkesi deseniz baştan aşağı sarsıldı. Türkiye çok ciddi derecede bir denge sorunu yaşıyor. AKP iktidarı kendi şahsi çıkarı uğruna devleti işlemez bir hale soktu. Milletin içerisinde yaratılan kutuplaşma iktidar eliyle en sonunda kurumlar arasına da serpildi.

İşin vahim tarafı kurumlar ve erkler arasındaki bu kutuplaşma gittikçe daha ciddi bir hal alarak çatışmaya doğru dönüşmeye başladı. Türkiye bu şekilde ilerleyemez. Devlet bu şekilde sağlıklı biçimde varlığını sürdüremez.

AKP iktidarı sorumluluğunu hatırlayıp, kendi çıkarlarını bir kenara bırakıp, devlet kurumlarının tarafsızca vazifelerini sürdürebilmeleri için sağduyulu hareket etmeli ve sonucu ne olursa olsun yaşanacakları kabullenmelidir. Aksi bir durumun açacağı yaraların maazallah kapatılması güç bir hal alır.

Ama en önemlisi Türk Milleti artık bu gidişe dur demelidir. Ak görünenlerin karanın en alt noktasındaki renge sahip olduğunu anlamalı ve bu iktidarla birlikte şimdiki gidişe de dur demelidir. Şimdilik 30 Mart bunun için en büyük sınavdır.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.