Asikurtlar©

EMİN ÇÖLAŞAN BUNADIYSAN KÖŞENE ÇEKİL!

EMİN ÇÖLAŞAN BUNADIYSAN KÖŞENE ÇEKİL!
05 Temmuz 2015 - 0:00 'de eklendi ve 5435 kez görüntülendi.

MHP, Recep Tayyip Erdoğan’ın sırdaşı, HDP destekli “Deniz Baykal’ı desteklemedi” diye her yandan saldırıya geçtiler. 2007 yılından bu yana yapılan her TBMM Başkan seçiminde kendi adayını çıkarmış ve her turda sadece kendi adayının arkasında durmuş ve başka hiçbir partinin adayına oy vermemiş MHP’ye öyle bir saldırıyorlar ki, sanırsın MHP sanki söz verip, senet imzaladı da son anda başka bir partinin TBMM adayına oy vermekten vazgeçti. MHP hangi parti, hangi adayı çıkarırsa çıkarsın zaten bilinen tavrı bu iken, kudurma noktasına gelmek neyin nesidir?
Kudurmuş gibi saldıranların başında da Emin Çölaşan isimli saplantılı-takıntılı Sözcü gazetesi yazarı gelmektedir.
TBMM Başkanlığı seçimlerinden hemen sonra “Helal sana bu yollar Devlet Bahçeli!” başlı yazı yazarak, karantina altına alınması gereken bir kalem olduğunu bir kez daha göstermiştir.
Emin Çölaşan geçmişte yazdığı yazıları unutarak öyle ahmakça ve hakaret içerikli bir yazı yazdı ki, bu halin inanın “bunamak” dışında hiçbir tarifi olmaz.
Emin Çölaşan, 7 Haziran seçimlerinden önce “HDP barajı aşarsa ne olur?” sorusunu sorarak
“- Bu gerçekleştiği, ya da AKP anayasayı değiştirecek kelle çoğunluğu sağlayamadığı takdirde, AKP-HDP arasında hemen pazarlık başlayacağı kesindir:
“Al sana başkanlık, ver Güneydoğu’ya özerklik.”
Diğer koşul ise tartışmasız şöyle olacaktır:
“Al sana başkanlık, Apo’yu hemen tahliye et. Bize bunları sağlarsan başkanlık konusundaki anayasa değişikliğinde sana destek veririz.” yazısını yazmıştı.
Aynı Emin Çölaşan, “desteklemediler” diye MHP’ye saldırdığı, CHP’nin TBMM adayı Deniz Baykal için 7 Haziran seçimlerinden sonra Recep Tayyip Erdoğan’la buluştuğu için şüphe dolu, baştan sona ona güvensizlik yansıtan bir yazı yazmıştı.
O yazısının tamamı şöyle:
***
“Baykal ne yapıyor?
Sevgili okuyucularım, seçim yapılmıştı… Hemen ertesi gün Tayyip Antalya’dan Deniz Baykal’ı arıyor ve Ankara’ya gelmesini rica ediyor.
Baykal apar topar geliyor ve Tayyip tarafından kabul ediliyor.
Görüşme iki saatten fazla sürüyor.
Ne konuştukları belli değil…
Görüşme sonrasında Baykal doğrudan Kılıçdaroğlu’na gidip bilgi veriyor.
Herhangi bir açıklama yok, yine hiçbir şey bilinmiyor.
Bekledim bazı sızıntılar olur diye ama olmadı.
* * *
Şimdi irdelenmesi gereken temel soru şudur:
Tayyip, Baykal’ı niçin çağırdı ve iki saat ne konuştular?
Bazıları iyi niyetli, “Meclis’i en yaşlı üye sıfatıyla Baykal açacak, onu konuşmuşlardır” diyor. Oysa hiç ilgisi yok.
Baykal’ın o açılış sonrasında bir fonksiyonu olup olmayacağı belli değil.
Sembolik bir olayda (yaşı nedeniyle) birkaç günlüğüne görev yapacak.
Orada başka bir şeyler konuşuldu ama ne?..
* * *
Tayyip geçmişte Siirt’te yaptığı bir konuşmadan dolayı Devlet Güvenlik Mahkemesi tarafından hapis cezasına çarptırılmıştı. Kendisi “Şiir okuduğum için” diyorsa da, durum öyle değil. Mahkeme ve Yargıtay kararında gerekçe başka:
“Halkı din ve ırk farklılığı gözeterek kin ve düşmanlığa tahrik etmek, savaş çağrısı yapmak.”
Çok ağır bir suçlamadır… Karar kesinleşti ve Tayyip siyasetten yasaklandı. Seçilme hakkı elinden alınmış oldu.
Bu kararı kaldıran, 2001 yılında yapılan anayasa ve yasa değişikliği ile Tayyip’e yeniden seçilme hakkı verilmesini sağlayan, başka bir deyişle onu Türk siyasetine armağan eden ise, o tarihte partisinin başında olan Deniz Baykal’ın ta kendisiydi. (Ayrıntılara girmiyorum, ayrı bir yazı konusudur.)
O günden sonra, taaa kaset olayına kadar aralarında duygusal yakınlık oluşmuştur.
Kaset olayı sonrasında ise, Baykal’ın kendisine geçmişte yaptığı bu inanılmaz iyiliği unutmamış olması gereken Tayyip’in kaset için söylediği şu sözler Türk siyaset tarihine geçmiştir:
“Bu özel (yaşam) diyorlar. Ne özeli, genel, genel!..”
* * *
7 Haziran seçimleri yapılmış, sonuçlar alınmış ve hemen ertesi gün partisinde hiçbir görevi olmayan, sadece milletvekili olan Baykal’ı Antalya’dan özellikle çağırıyor, iki saat boyunca baş başa konuşuyorlar.
Tayyip’in o süreçte konuştuğu başka hiç kimse, ikinci bir kişi yok.
O halde niçin Baykal?..
Orada ne oldu?.. Baykal’a ne söyledi, ne istedi, ne yanıt aldı?..
Belli ki ilginç bir şeyler oldu!..
Evet, merak ediyoruz!”
***
Bu yazılara bakıp da kim “Emin Çölaşan bunamadı” diyebilir?
HDP için bunları yazan sensin, CHP’nin TBMM adayı olmuş Deniz Baykal’a “Recep Tayyip Erdoğan’la gizli gizli iş çeviriyor, ne görüştüğünden kimsenin haberi yok, kaset tuzağına rağmen gitti görüştü, onun siyaseti yasağını kaldırarak Türkiye’nin başına bela etti” diyorsun, sonrada kalkıp , “MHP, HDP’li destekli Deniz Baykal’a oy vermedi?” diye kaleminden salyalar saçarak yazı yazıyorsun?
Emin Çölaşan yazılarını bir başkası senin adına mı yazıyor?
Bu kadar birbirinden kopuk, birbirini yalanlayan yazıların sebebi yazılarını başkasına yazdırman mı yoksa?
HDP’yi ve Deniz Baykal’ı bu şekilde tarif ettiğin halde, çizgisini hiç bozmayan MHP Lideri Devlet Bahçeli’ye akli melekesini kaybetmiş gibi saldırıyorsun?
Yazılarında bağlantılar değişiyor, mantıklar değişiyor, bir önceki yazını unutarak farklı şeyler yazıyorsun ama yıllardır değişmeyen tek özelliğin MHP ve Devlet Bahçeli düşmanlığındır.
Her konuda Alzheimer’li bir hasta gibi davranıyor ama söz konusu MHP ve Devlet Bahçeli düşmanlığı olunca zerre bir aksama göstermiyor.
MHP ilke ve ölçülerini koruma noktasında dimdik duruyorsa, siyasi hiçbir kirli oluşuma bulaşmıyorsa bunun derdi bunamış, saplantılı, takıntılı ve yazdıklarını dahi unutan adamları mı geriyor?
Emin Çölaşan sen yazarlık yapacaksan git önce yazdığın yazıları kontrol et…
Yok eğer ciddi sağlık problemlerin varsa tedavi ol. Ama ne olursa olsun bu çirkef halinle MHP’ye ve Devlet Bahçeli’ye bulaşma…

YILDIRAY ÇİÇEK

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER