SON DAKİKA

ELİN DEMOKRASİSİ İLE GERDEĞE GİRMEK

Bu haber 03 Şubat 2011 - 18:42 'de eklendi ve 29 kez görüntülendi.

Ortadoğu İslam ülkelerinde başlayan, Sudan’ın ikiye bölünmesine, Ürdün, Yemen ve Suriye’de hükümet değişikliklerine yol açan protestolar Mısır’ı da sallamaya devam ediyor.
Halk tarafından yapılan bu protestolar dış dünyaya “demokratikleşme talepleri” olarak duyuruluyor olsa da durum hiç de öyle değil.
İslam ülkelerindeki bu protestoların gerçek sebebini tam olarak anlamak için, Tayyip Erdoğan’ın sürekli eşbaşkanı olmakla öğündüğü “Genişletilmiş Kuzey Afrika ve Büyük Ortadoğu Projesini -BOP” bilmek gerekmektedir.
BOP, üçüncü binyılda Asya’yı Hıristiyanlaştırmak ve İslam ülkelerini sömürge yapmak planıdır. Vatikan-ABD tarafından projelendirilmiş, kimi ülkelerde ABD askeri gücüyle, kimi yerde de AKP gibi oluşumlarla sahnelenmektedir.
İlk adım olarak Irak ve Afganistan’ı demokratikleştirmek iddiasıyla askeri metotla, Türkiye’yi de sivil metotla- AKP oluşumu ile BOP işgali gerçekleşmiştir.
Irak ve Afganistan’da 1.5 milyon Müslüman katletmişler, petrol, doğalgaz gibi tabi kaynaklara el koymuşlardır.
Türkiye’de ise; 80 yılda kazanılan bütün milli servetleri ele geçirmişler, tarihten gelen bütün haklarımız yok edilmiştir.
Irak’ta da, Afganistan’da da, Türkiye’de de insanları uyutmak için hep aynı teraneyi terennüm etmişlerdir. “Demokratikleşme, daha fazla demokrasi, vs…”
Şimdi aynı teraneyle Sudan, Ürdün, Yemen ve Mısır’ı demokratikleştiriyorlar!
Bu ülkelerde elbette dikta rejimleri var ve gerçek anlamda demokratikleşmeye ihtiyaçları var, bu konuda aklı başında olan hiç kimse itiraz edemez. Fakat asıl mesele kim tarafından, nasıl demokratikleştirildiğinizdir.
Bakınız, Irak’ta Saddam rejimi tam bir diktatörlüktü ve savunulacak hiçbir yönü yoktu.
Fakat ben inanıyorum ki şu anda demokratikleşmiş Irak’ın Müslüman halkı Saddam rejimini bile mumla aramaktadır. Çünkü ABD’nin getirdiği demokrasi her gün birkaç Müslüman’ın evine ocağına bomba olup, mermi olup yağmakta. Müslümanların izzeti nefsi ayaklar altına alınmakta, çocuklar tecavüz edilerek, karnı deşilerek katledilmekte. Keza Afganistan’da da durum bundan farklı değil.
O sebeple diyorum ki, bir memlekete demokrasi, insan hakları hâkim olacaksa, o ülkenin halkı tarafından bu yapılmalı. SOROS marifetiyle yapılan demokratikleşme hareketleri ancak Irak’taki kadar olabilir.
2003 yılında, o zaman dışişleri bakanı olan AKP’li Abdullah Gül, Vatan gazetesinden Sedat Sertoğlu’na “ABD ile anlaştık, 22 İslam ülkesinin rejimi değişecek” demişti.
http://haber.gazetevatan.com/Haber/9721/1/Gundem
O tarihten itibaren, İslam ülkelerinde rejim değişikliği, Türkiye’deki AKP iktidarının da destekleriyle Irak ve Afganistan’da başlamış ve 1.5 milyon Müslüman katledilmiş, en az 15 milyon Müslüman ise evsiz yurtsuz kalmıştır.
AKP’nin büyük bir iştahla destek verdiği BOP projesi bu sefer Ürdün, Suriye, Yemen ve Mısır’da devam etmektedir.
Kendisini protesto ettiği için otobüsün içinde 13 yaşındaki çocuğun gırtlağını sıkan Tayyip Erdoğan, şimdi kalkmış Mısır devlet başkanına “protestoları dikkate alıp istifa et” diye çağrıda bulunuyor.
Aynı Tayyip Erdoğan, haklarını aramak için eksi 10 derecede parkta yatan Tekel işçilerini havuza döktürüyor, torba yasayı protesto etmek için sokağa dökülen insanları Ankara’ya sokmuyor, binaların çatılarına keskin nişancı polisleri yerleştiriyor. Mısır devlet başkanına “protestoları dikkate al, istifa et, ülkenden ayrıl” diyen Tayyip Erdoğan, kendisine derdini anlatmak isteyen çiftçiyi “ulan”, şehit annesini “bu kadın” diyerek azarlıyor. “PKK’yı bitirin, PKK ile mücadele edin” diye bağıran yüreği yanık şehit babasını 11 ay hapse mahkûm ettiriyor, ama Hüsnü Mübarek’e “halkın taleplerini dikkate al” diye laf yetiştiriyor.
Bazen insan düşünüyor “kim diktatör” diye.
Tayyip Erdoğan kendisine muhalefet edenleri “ben %47 oy almış biriyim” diye susturmaya çalışırken galiba bir hatırlatma yapmak şart kendisine.
Son seçimlerde Yemen Diktatörü %91, Ürdün’deki hükümet %65, Mısır diktatörü Hüsnü Mübarek ise %94 oy almış halkından. Bizde de 12 Eylül paşası %98 destek almıştı , şimdi yüzüne tükürmeye kimse tenezzül etmiyor.
Sanki o ülkelerdeki seçimler anti-demokratik ortamda yapılıyor da, bizimkisi çok mu demokratik ortamda yapılıyor.
Valilerin, kaymakamların AKP il-içe başkanları gibi davrandığı, devletin tüm imkânlarının AKP propagandasına sebil edildiği, halka bin türlü baskı yapıldığı, sandıklarda her türlü dalaverenin çevrildiği, matbuatın tamamen yandaş haline getirildiği,… şartlarda yapılan seçimlerin Yemen, Mısır ve Ürdün’deki seçimlerden ne farkı var?
Sonuç olarak Ortadoğu İslam ülkelerindeki halk hareketleri, diktatör devirip insan onuruna yakışır bir rejim kurma hareketi değildir. SOROS finansörlüğünde yönlendirilmiş kitleler aracılığıyla, artık sütten kesilen diktatör-ineklerin yerine daha verimli diktatör-ineklerin iktidar yapılması ve İslam dünyasının tabi kaynaklarının BOP için daha verimli kullanılması hedeflenmektedir.
“demokratikleşme hareketinin en pembesi” ise Türkiye’de gerçekleştirilmektedirler.
Dikkat edilirse AKP her sıkıştığında “Demokratikleşme” demektedir.
İslam ülkelerindeki bu “demokratikleşme hareketlerini” , Abdullah Gül’ün “ABD ile anlaştık, 22 İslam ülkesinin sistemi değişecek” itirafı çerçevesinde düşünmek, sanırım kendini Müslüman olarak ifade eden herkesin üzerine farzdır.
Müslümanlar, hakikati bir anlasalar, değil AKP’ye oy vermek, günahlarını bile vermezler.
Hakikat ise, AKP’nin “BOP’un ileri karakolu ve Türkiye şubesi” olduğudur.
Bizim dilimizde tüy bitti 8 yıldır anlatamadık ama, Müslüman Türkler umarım Ortadoğu İslam coğrafyasındaki son BOP-SOROS tezgahlarından, AKP’ye verilen her oyun Vatikan ve ABD projesine destek olduğunu anlarlar inşallah.
Abdullah Gül-Tayyip Erdoğan daha ne yapsın senin uyanman için ey Müslüman?
Türkiye’de hakikaten Müslüman şuuruna sahip bir iktidar olsaydı, Irak’ta, Afganistan’da milyonlarca Müslüman katledilebilir miydi, bir de bu açıdan meseleye bakıp 2011 seçimlerinde tercihini belirlemen gerekmiyor mu?
Senin oy verdiğin AKP’nin izni ve teşvikiyle İncirlik’ten kalkıp Irak Müslümanlarının tepesine “demokrasi” yağdıran ABD uçakları kaç Müslüman ocağını söndürdü, biliyor musun?
“Kâfirler bir Müslüman ülkeyi işgal ederse, onları oradan çıkartmak için savaşmak” mı üzerine farz, yoksa işgalci kâfirlere sonuna kadar destek veren, kâfir askerlerine duacı olan AKP’yi desteklemek mi?

 

Suleyman Celiksbs@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.