SON DAKİKA

Trump Ve Almanya

Gündem Yazıları

BEDAVA ÜLKÜCÜLÜK

Gündem Yazıları

KADER MAHKÛMLARINA AF

KÖŞE YAZILARI

EKONOMİ’NİN ROTASI…

Bu haber 26 Kasım 2017 - 21:19 'de eklendi ve 2.037 kez görüntülendi.

Türk ekonomisi ne zaman krize girse suçlu kim?
***
Suçlu; Dolar, Euro, faiz…
***
Azmettiricisi; Faiz lobisi…
***
Bu görüş benim değil ekonomiye rota çizenlerin görüşü…
Bu üç “parametre” suçlu ilan edilince ahali suçluyu böyle bilse de gerçek değişir mi?
Elbette gerçekler değişmez..
Sadece palyatif söylemlerle gün kurtarılsa da, Ekonomi kurtarılamaz…
***
Türkiye dış odaklı siyasal operasyonlara maruz kalırken, ekonomik olarak da abluka altına alınmak isteniyor.
Zaten ülkemizde sürekli bir sorun vardı bu yeni bir durum değil.
Fakat kötü olan şey negatif anlamda piyasalara bir huzursuzluk hâkim…
Bizim gibi üretim ekonomisi uygulanmayan ülkelerde dış kaynaklı da olsa, bir umut veya umutsuzluk hali tabloyu iki yönde de etkiliyor.
***
Piyasaların algısı ekonomik parametreleri etkileyen en önemli aktör olduğuna göre; bu huzursuzluk halini pozitife çevirmek gerekiyor.
***
Piyasa verilerini incelediğimde şahsi kanaatimce; Türkiye’yi çok sert vuracak krizi 2020 gibi bekliyordum…
2019 seçimleri öncesi göğüslenen risklerin 2020 yılında “bedel” olarak döneceği yönünde bir öngörüm vardı…
***
Ancak, halen uygulanan yanlış ekonomik politikalar bu süreci hızlandırdı.
Sertleşen sadece para piyasaları ve dövizin artması değil.
Reel piyasanın durağan hale gelmesi, faizlerin yükselme ihtimali, ihracatın düşüş trendinde olması, lüzumsuz ithalatın (ara malları) yüksekliği, Turizm gelirlerinin düşmesi krizin hızla yaklaştığının ön işaretleridir…
***
Sayın Cumhurbaşkanı’nın 2015 deki beyanında “Dolara yatırım yapan yaya kalır” sözünü hatırlayınca umutlanmıştık.
O tarihte dolar 2.60 civarındaydı.
Şimdi 3.94 bandında…
Bu fark bile reel yatırımcı açısından umut kırıcı oldu.
Bugün itibarı ile Euro’nun 4’70 Doların 3.94 bandını şimdiden geçtiğini düşünürsek, önümüzdeki sürecin daha çetin geçeceğini söylemek abartı olmaz.
***
Peki, çıkış yolu ne?
Bu sorunun cevabı açık…
Realiteye dönmek, gerçekleri görmek!
***
Mesela; Amerika 2008 krizinde parasal genişleme kararı almıştı…
O tarihten beri piyasalara para pompalandı. Haliyle doların ateşi de düşük kaldı.
Faizler düşük tutuldu ki piyasalar canlansın, çarklar dönsün istendi.
FED piyasalara parayı yayarken bu paranın Amerika’da yatırıma gitmesini öngördü.
Global ekonomi ile dünyaya yayılan bu parayı bazı ülkeler yatırımız dönüştürme başarısını gösterdi. Yani istihdam ve üretim parametrelerini güçlendirdiler.
Demek ki FED bu projeyi başardı. Şimdi güçlenen Amerikan doları bu uygulamanın doğruluğunu gösteriyor.
Bu yüzden Amerika faiz yükselterek parasının dönüşünü sağlamaya çalışıyor..
***
Peki, biz ne yaptık?
Ekonomi kurmaylarımız dışarıdan gelen bu sıcak paranın doğrudan yatırıma dönüşmesini pek sağlayamadı.
Faizlerin yüksek olması para sağlayıcılarının yatırım değil, faiz argümanını kullanmasına cevaz verdi…
***
Bunun sebebi çok net ve açıktır…
Burada yatırımların niteliği önemlidir…
***
Doğrudan yatırımda, yatırımcılar gelir fabrika kurar, şirket satın alır. İşçi istihdamı sağlar, üretim yapılır.
Dolaylı yatırımda ise fiziki yatırım olmaz.
Yani Faize, borsaya girer şirket ve varlıklara yatırım yapılır.
Bu iki argüman arasındaki fark şu; Olası bir ekonomik sıkıntıda doğrudan yatırım Hemen çıkamaz.
Yani dönüş hızı risklidir.
***
Bir örnek verip izah edelim;
Fabrikayı satmak, İşçileri çıkartmak, tazminatları ödemek ve hukuki sorunları çözmek zaman alır.
Dolaylı yatırımda ise basit; tek tuşa bas, paranı transfer et ve ilk uçakla çık git.
Bu kadar basit…
***
Türkiye olarak neden ise hep sıcak para ile yapılan yatırımı tercih ettik.
Bu tip yatırımcının önünü açan bir ekonomik modeli benimsedik.
Şimdi yaşanan umutsuzluğun, faizlerin geri çekilmesi tereddüdü ve sıcak paray tutma gayretinin arka planında ne var?
Belki de zamanında doğrudan yatırımın yapılmamasının etkisi vardır…
***
Bu sebeple;
Ülkemiz ne yapıp biran önce doğrudan yatırımcıyı cezbeden karalar alınmalı.
Biran önce doğrudan yatırım imkanı sağlayan projeler geliştirmelidir.
Ekonomiye yük olan ithalatın her alanda yeniden düzenlenmesi bir çoğunun üretim imkânlarının araştırılması gerekir.
Yani Tüketen Değil üreten bir ekonomik formata geçmeliyiz.
Teknolojiden, tarıma, endüstriye her alanda yeni bir fizibilite önemlidir…
Burada yatırım ve üretim en sihirli söz ve çıkış yoludur…

 

Mustafa Ertekin

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.