SON DAKİKA

Ekonominin öteki yüzü

Bu haber 08 Aralık 2016 - 11:00 'de eklendi ve 19 kez görüntülendi.

Doların neden arttığının makul ve mantıklı bir izahını yapabilen olmadığı gibi, neden durduğunu hatta bir miktar geriye gittiğini de kimse anlayamıyor ve anlatamıyor. Bu durum aslında Türk ekonomisinin her türlü etkiye nasıl açık olduğunun, nasıl kolay savrulduğunun ispatıdır. Zaten başka türlüsü de olamazdı. Borç ve ranta dayalı, üretimi ve yatırımı sınırlı, tarımı ve sanayisi Allah’a emanet giden, yabancı sermayenin istila ettiği bir ekonominin ipini elde tutmak kolay değildir.

MERKEZ BANKASI REZERVLERİ

Dolar bozdurduğumuz için krizin aşıldığını ve aşılacağını iddia edebilmek boş bir çabadır. En tepedekinden, en az sorumluya kadar hükümetin her unsuru ekonominin ne kadar dayanıklı, ne kadar dirençli olduğunu iddia ederken, Merkez Bankası’nın döviz rezervlerini örnek gösteriyor. Ama bize sağ cebimizdeki parayı bozdurup sol cebimize koyunca işlerin yoluna gireceğini söylüyorlar. Ülkeyi idare edenler de gerçekten buna inanıyorsa, krizin aşılması için ürettikleri çözüm buysa, bizi daha nelerin beklediğini hesap dahi edemiyorum.

DIŞ BORCU TL İLE Mİ ÖDÜYORUZ?

Sayın Cumhurbaşkanı muhtarlara, dolar bozdurarak kur baskısının altında kalmayacağımızı söyledi. Hadi gelin işin içinden çıkın! İhracatımızı Türk lirası ile mi yapıyoruz? İthalata TL mi ödüyoruz? Yüzde 35’i eriyen turizm gelirlerimizi Türk parası ile mi ifade ediyoruz? Cari açığımızın ölçüsünü hangi değerle anlatıyoruz? Önce bu sorulara cevap bulmak gerekmez mi? Ne yazık ki, ithalatımız ihracatımızdan yüzde 50 fazla. Aradaki farkı neyle ödüyoruz? Çok daha önemlisi gırtlağımıza kadar battığımız borcu ve bu borcun faizini ödemek için döviz dışında bir çaremiz var mı? Türkiye Bankalarındaki mevduatın döviz cinsinden olanı, devede kulak bile değil. Vatandaşın iyi niyetli gayreti her türlü takdire şayandır. Bu milletin vatanı için yapamayacağı hiçbir fedakarlık yoktur. Bu dün de böyleydi, bugün de böyledir. Ancak, keşke o fedakarlığın çok azını, doları istifleyenler de yapabilseler. Onlara dokunmadan, hatta özel olarak korurken işimiz yastık altındaki 200-300 dolarlara kaldıysa, vay halimize.

YABANCI SERMAYE

Sayın Cumhurbaşkanının muhtarlara söylediklerinde haklı olduğu nokta, yatırımcıya üretimi arttırma çağrısı yapmasıdır ki, işin püf noktası burasıdır. Gökten yağmayacağına, yerden bitmeyeceğine göre üretmek zorundayız. Üretim, yabancı sermayenin gelip kar maksatlı iş yapması değildir. Ortaya bir ürün çıkar, ama malı bu ülkenin evlatları değil yatırımı yapanlar götürür. Hadi köprü geçişlerinde verdiğiniz garantileri de Türk lirasına çevirin de görelim.Milletin bozdurduğu dolarları, bu ülkenin sırtından para kazananlar kar olarak çantalarına doldurup götürüyorlar. Sadece onların işi kolaylaşıyor. Nitekim, yabancı sermayenin ülke dışına çıkardığı yıllık kar oranı, bu ülkenin sorunlarını çözmeye fazlasıyla yeter de artar.

MARKA VE TEKNOLOJİ

İnşaat yapmak yatırımdır, ancak inşaat yaparak yürüyüp gitmiş bir ekonomi gösteremezsiniz. Gelişmiş ekonomilerin tamamının ortak özelliği dünya çapında birçok marka çıkarmaları, özellikle teknoloji de belirleyici olmalarıdır. ABD’deki bir bilgisayar firmasının yıllık kazancı bizim ülkemizin milli hasılasından çok daha fazladır. Bir cep telefonu markasının yıllık cirosu, bizim ekonomimizi satın alacak kadardır. İnşaat yaparak bunlarla nasıl baş edecek, nereye kadar gideceğiz? Gidemiyoruz, tıkanıyoruz ve yolda kalıyoruz. Şu anda yaşadığımız budur. Buna bir de Türkiye düşmanlarının yaptıkları ekleniyor ve dolar ateş topuna dönüp, değdiği her yeri yakıyor. Bağımlı bir ekonomi olduğumuz, ihracatımızın bile ithalata dayalı bir yapısı bulunduğu için de, iğneden ipliğe o ateşin değmediği hiçbir yer kalmıyor.

EĞİTİM ENKAZ HALİNDE

Teknoloji üretmek, marka oluşturmak için önce zemini hazırlayacak, tedbir alacaksınız. O zemini oluşturan yegane şey eğitimdir. Türkiye’de eğitim AKP’nin 14 yılında kelimenin tam anlamıyla bir enkazdır. Bunu biz iddia etmiyoruz. Dünyanın yaptığı ölçümler acı şekilde ortaya koyuyor. Daha dün gazetelerde yer alan, hatta manşet alan haberlerden öğrendik ki, Türk öğrenciler Matematik, Fen Bilimleri ve okumada 35 ülke arasında son sıralarda yer alabilmişler. Ve ne yazık ki, başarı oranı önceki yıllara göre daha da düşmüş. Bu ölçümü, OECD, yani Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü yapıyor. Bu şartlarda nasıl marka üretecek, teknoloji geliştirecek, ekonomik kalkınma sağlayacak ve dünyayla rekabet edeceğiz? Dolar bozdurarak mı?

DURUMA GÖRE VAZİYET

Daha önce de yazmıştım. Korkarım ki, bu zihniyet, bu yöntem devam ettikçe biz bugünleri de ararız. Ülkeyi idare edenler, ya işin farkında değiller veya çaresiz biçimde çırpınıyorlar. Hala borçlanmayı teşvik ederek, hala günü kurtarmaya çabalayarak bir çıkış bulabileceklerini düşünüyorlar. Böyle gitmez, gidemez. Duruma göre vaziyet alarak ekonomi yönetemezsiniz. Dün “paranın dini, rengi, ırkı yoktur” diyerek ülke ekonomisini her etkiye açık hale getirirken, bugün “dolar bozdurun milli paraya sahip çıkın demek” çare midir? Belki bu defa da paçayı kurtarsanız, ama böyle yürüyemezsiniz. Arkası bu kadar boş, borç ve rant dışında hiçbir özelliği ve dayanağı olmayan bir ekonominin yeni krizler üretmesi kaçınılmazdır.

BORCU BÜYÜTEREK GELİŞEMEYİZ

Elbette acil tedbirler alınması gerekiyor. Elbette psikolojik üstünlük kurmak önemlidir. Ancak, oturup her şeyi yeni baştan düşünmek ve kurgulamak şart olmuştur. Bu eğitim sistemiyle, bu kafa yapısıyla daha fazla gidemeyiz. Kimse kimseyi kandırmasın, ortada bir kalkınma yoktur. Yıllık kalkınma oranından işsizliğe, cari açıktan ihracatın ithalatı karşılama oranlarına kadar bütün göstergelerde AKP’nin 14 yıllık ortalaması, Cumhuriyet tarihi ortalamalarının gerisindedir. Bunları daha önce devletin rakamlarıyla yazdım. Ekonomide ilk on hedefliyorsak, önce eğitim de ilk ona gireceğiz ki, arkası kendiliğinden gelsin. Aksi halde, borcu büyüterek kalkındığımızı, geliştiğimiz zannederiz, ama deniz bitince de çareyi milletin cebindeki üç-beş dolara göz dikmek de ararız.

Orhan Karatasorhan@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.