Asikurtlar©

Ekonomi alarm veriyor

Ekonomi alarm veriyor
19 Kasım 2016 - 17:10 'de eklendi ve 3971 kez görüntülendi.

Türkiye terör girdabında kıvranıp, etrafını saran ateş çemberiyle kavrulurken, bütün bunlara bir de ekonominin imdat sinyalleri eklendi. Doların çok hızlı bir yükselişle 3.40 aşmasının açık ve net bir devalüasyondur ve bunun olumsuz yansımaları mutlaka olacaktır.

BORÇ VE RANT

Sayın başbakan Türk ekonomisinin güçlü olduğunu, doların yükselişi karşısında paniğe gerek bulunmadığını söylüyor. Keşke söylendiği gibi olsa. Ekonomiyi biraz bilen ve takip edenler, Türk ekonomisinin üretim ve yatırım ayağının uzun yıllardır aksadığını, tamamen borca ve ranta dayandığını bilir ve söylerler. Yatırım ve üretime dayanmayan hiçbir ekonominin kalkınma ve refah getirmesi ve kalıcı olması mümkün değildir. Nitekim, AKP’nin geldiği ilk günden itibaren borçlanma dışında bir başarısını bulabilmek mümkün değildir. Yatırımlar dahi borçla yapılıyor. Bu borçları ödemek, faiz ve rant üzerinden birilerini zengin etmek Türk milletinin değişmezi oluyor. Sadece ülkenin borçlarından bahsetmiyoruz. Orada tarihi rekorlar kırılmıştır. Vatandaşın kredi ve kredi kartı borçları da artık son sınırındadır ve bir çıkmaza sürüklenmiş durumdadır.

TÜRKİYE HEDEFTE

Burada bir siyaset avantajı sağlama peşinde değiliz. Sadece bir tespit yapıyoruz. Ne kadar bıçak sırtında gittiğimizi anlatmaya çalışıyoruz. Zira, müttefiklerimiz, stratejik ortaklarımız, güya dostlarımız Türkiye üzerinde açık bir düşmanlık yürütülmektedirler. Almanya’dan ABD’ye Belçika’dan neredeyse AB ülkelerinin tamamına kadar Türkiye’ye iyi niyetle izahı mümkün olmayan bir tavır almış durumdadırlar. Bu ülkelerin medyalarında çıkan haber ve yorumlar dehşet vericidir. Parlamentolarında yapılan konuşmalar kelimenin tam anlamıyla bölücü niteliktedir. Hatta yargı kararları dahi kasıtlı ve kötü niyetlidir. Ülkemizi bölmek isteyen bölücü terör örgütüne açık destek verilmekte, bu ihanetin durdurulması için yapılan mücadele üzerinden Türkiye köşeye sıkıştırılmak istenmektedir.

HER TARAFTAN SALDIRIYORLAR

Türkiye üzerinde hesabı olanlar artık kendilerini gizleme gereği dahi hissetmiyorlar. Bu duruma göz göre göre gelinmiştir. Bütün değerli okuyucularım şahittir ki, AKP’nin yanlış, teslimiyetçi ve yetersiz politikalarının bu milletle ve bu ülkeyle hesabı olanları heveslendirdiğini, azdırdığını ve bunun çok ağır bedelleri olacağını hep anlatmaya çalıştık. Nitekim, AKP’nin yanlışlarını ve yetersizliklerini ganimet sayarak, yolsuzluklar üzerinden bir saldırı başlattılar. 17-25 Aralık gibi dünyada eşi emsali olmamış bir süreç yaşandı. Arkasından çözülme süreciyle her türlü imkana kavuşturulan terör örgütleri devreye girdi. Bu da yetmedi kendi meclisini bombalayan kalleşlerin darbe girişimiyle şanlarını denediler. Bunların hiçbir kesin sonuç vermedi, ama yıprattı, sarstı ve iz bıraktı. Şimdi bütün bunlara ilave olarak belki de en ağır darbeyi indirmeye hazırlandıkları anlaşılıyor. Ekonominin çökertilmesi diğerleri gibi olmayacaktır. Türk vatandaşının doğrudan canına, malına, geleceğine mal olabilecek bir sürece hızla sürükleniyoruz. Doların yükselişinin ABD seçimleri FED’den gelen açıklamalarla izahı çok yanıltıcıdır. Ne ABD’de ilk defa seçim oluyor, ne de FED ilk defa faiz açıklaması yapıyor. Tespiti doğru yapalım ki, çareyi de doğru yerde arayalım.

İŞYERLERİ KAPANIYOR

Ekonominin içinin boş olması endişelerimizi daha da arttırıyor. Devletin resmi rakamları işsizliğin büyüdüğünü, cari açığın arttığını, yatırımların azaldığını, turizm gelirlerinin yüzde 30’dan fazla düştüğünü ve ihracatın yerinde saymakla kalmayıp eksiye gittiğini gösteriyor. Bu tablonun günlük hayattaki izlerini sokakta görmek mümkündür. Bütün şehirlerimizde ana caddeler de dahil, alışverişin olduğu bütün alanlarda işyerlerinin hızla kapandığını görüyoruz. Neredeyse her 4 dükkandan birisi ya kapalı, ya kiralık veya satılık. Başka hiçbir göstergeye gerek kalmadan, sadece bu kadarı, işlerin iyi gitmediğini anlamaya da anlatmaya da fazlasıyla yeterlidir.

TOPLUMSAL ÇÖKÜŞ

İthalatımız ihracatımızın neredeyse birbuçuk katıdır. Bunun anlamı sadece dolar artışına bağlı olarak borcumuzun durduk yerde büyüdüğüdür. Kaldı ki, enerjiden ulaşıma birçok alanda dolara bağımlıyız. Bu hızlı yükselişin istisnasız her alana etkileri olacaktır. İhracatımız dahi ithalata bağımlıdır. Ekonominin bozulmasına bağlı olarak artan işsizlik, iflaslar, geçim derdi ve borçlar büyük bir sosyal yıkım da getiriyor. Nitekim, toplumsal çürüme son yıllarda zaten çok kaygı verici boyutlara ulaşmıştır. Yine devletin resmi rakamları kadına şiddetin yüzde 1400’e ulaştığını ortaya koyuyor. 2002-2010 yılları arasında fuhuş suçlarının yüzde 220, ırza geçme ve çocuklara cinsel taciz suçlarının yüzde 125 arttığını gösteriyor. Devlet eliyle veya izniyle oynatılan kumarda Türkiye dünya üçüncüsü durumdadır. Uyuşturucu kullanımının ilkokullara kadar düştüğünü içimiz acıyarak görüyoruz.

Doların ateşinin bizi kavurması çok kuvvetle muhtemeldir ve çok acil olarak tedbir alınmalıdır. Bu tedbir Merkez Bankası’nın faizleri düşürülmesi talebiyle sınırlı kalmamalıdır. Faizleri devlet zoruyla düşürmek, günü kurtarma çabasından başka bir şey değildir. Milleti daha çok borçlandırarak, nereye kadar gideceksiniz?

Orhan Karataş

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER