Asikurtlar©

Efendilerin İtaati

Efendilerin İtaati
16 Haziran 2016 - 8:47 'de eklendi ve 4151 kez görüntülendi.

 

 

 

Balkan Savaşı kumandanlarından Gazi Ahmet Muhtar paşa, Paris’te LouvreKütüphanesinde “Bozgun”u anlatan bir kitabın kenarına dayanamayıp şu notu düşmüştü:
“Ah itaat-i askeri… Seni Balkanlarda ne çok aradım!..”
Bu itaat yoksunluğu, bize 1 milyon şehit ve 2 milyon sürgüne mal olmuştur.
Bu hesabın bugünkü karşılığını tespit edebilmek için eldeki rakamları 6’yla çarpmamız gerekiyor.
Kendinizi bir an için 1913’e götürün ve 6 milyon soydaşınızın katledildiğini, 12 milyon muhacirin de yollara düştüğünü farz edin.

Yüreği kin ve nefretle dolu bir Milliyetçi olmaktan, Türk Ocaklarına koşmaktan ve milli bir devlet kurmaktan başka bir yolunuz kalır mıydı?
Yüksek disiplinin, askeri itaatin, öl deyince ölmenin liberal sorgulamalarıyla vakit geçirir miydiniz?
Sonra da 9 Işığın sadece Hürriyetçilik ve Şahsiyetçilik maddesine takılıp kalır mıydınız?
İtaati Doğu’nun “biat kültürü”ne mal edip küçümsemeyiniz.
Disiplini Batı’nın”köle ahlakı”ylareaksiyona sokup, çarpıp bölmeyiniz.

Türkler, sırtında kırbaç izi bulunmayan bir “Efendi Millet”tir. Sadece kutsal değerler için ölümüne bir itaat ve disiplin altına girerler.
Koşulsuz bir itaat, kutsal bir amaç için olduğunda alplık veyiğitlikle, üretim-tüketim ilişkileri içinde yaşandığında ise kölelikle izah edilebilir.
“Ülkücü itaati” ile “particimenfaat sadakati” arasındaki ince çizgi buradadır. Birincisinde kutsal diğergamlık, ikincisinde ise sosyo-ekonomik ilişki söz konusudur.
Nietzsche, batı toplumunda “efendi ahlaklılar – köle ahlaklılar” ayırımını yaparken gerideki bin yıllık feodaliteyi dikkate almıştır.

Bizde ise Atlı Göçebe komünalizminde toprak mülkiyeti olmadığından köle sınıfı oluşmamıştır.
Marks, Engels’e yazdığı bir mektupta: “Doğu cennetinin anahtarını Asya tipi üretim tarzında aramak gerekir” derken farkında olmadan Atlı Göçebekomünalizmini, Türk kültürünü övmüştür.
Osmanlı miri arazi sistemi,Avrupa’daki gibi bir toprak ağalığına, senyörler sınıfının oluşmasına izin vermemiştir.
Bu yüzden de toprak köleliği yaşamamış, efendi ahlaklı Türkleri, ya kutsal amaçlı bir lider disiplini ile ya da düşman tehdidi ile disiplin altında tutabilirsiniz.
Tanrıça Kybele’nin St. Pavlus tarafından kutsanmış bereketli topraklarını Türk vatanı yaptığımızdan beri ise düşman tehdidi asla azalmamıştır.

Avrupa’da demokrasiyle birlikte senyörlerin yani efendilerin yerini “devlet” aldığı için hukuk düzeni içinde varlığını sürdüren bütün kurumlar ve siyasi partiler bu “kölece itaat”ten paylarını almışlardır.
Bizde ise II. Mahmut reformları ve Tanzimat’la birlikte “köle ahlaklı” Avrupa toplumlarından ithal edilen bu medeni kurumlaşma “efendi ahlaklı toplumun” kültürel direnci nedeniyle gecikmiştir.
Rüşveti, torpili, sokaklara çöp atabilme, kırmızı ışıkta geçebilme “efendiliğini” bu çerçevede değerlendirmek gerekir.
Meslek, görev ve statü beğenmeme, az çalışıp çok kazanma arzusunu da bu direncedahil edebiliriz.
Devlet Bey’in: “Oyun, ekmediğini biçmek isteyenlerin dalaveresidir.” Sözünü de muhaliflerin”bir şey değişince”her şey değişecek sanma, hazıra konma hevesiyle izah edebiliriz.
Bunlar, çalışıp didinerek değil, kestirme bir yol bularak iktidara gelme arayışının yani, maziden gelen “efendi ahlakı”nın sosyolojik türevleridir.

Efendi Ahlaklı olmak, manevi açıdanşahsi bir meziyet olarak görülebilir, ancak efendiler çok çalışmayı, üretmeyi, sabır ve sebatla netice almayı sevmezler.
“Ava çıkmaya ve kumar oynamaya” ise bayılırlar!
Tarihten ders almak sadece yenilgilere bakıp yenilmemeyi arzu etmek değil, kültürel zaaflardan da haberdar olmaktır.
Türklerin başında karizmatik bir lider olmadığında bireyler”efendi” kimliğine rücu eder ve grubu idare etmek zorlaşır. Lider odaklı siyasetin maziden gelengerekçeleri bunlardır.
Bugün bu kültürel zaaflar ve kurumsal boşluklar, “liderliğe” ağırlık vererek doldurulmaktadır.
Bu durumda liderin yükü artmakta,bir başarısızlık anında kitleleri teskin etmek zorlaşmaktadır.

Şu anda MHP’degözlemlenen ve Ülkücü ahlaka yakışmayan “itaatsizliğin” anlamı budur.
“Ülkücü irade” veya “Şahsiyetçilik” gibi büyük laflar etmeden önce kendimizi tanımamız bizi, Avrupa’dan ve diğer siyasi hareketlerden farklı kılan karakter özelliklerimizi tespit etmemiz gerekiyor.
Kendimizi, Marksizm’in sosyal dayanağı olan isyancı kölelerle karıştırmayalım.

Ecevit’in, 70’lerdeki “lümpen proletarya” ithamınasahicilikkazandırmayalım.
Askeri disiplin ve kesin itaat, diğer fikir kulüplerinde Batılılaştığını zannederken köleleşmiş beyinlere eziyet verebilir.
Parti içi muhalefet, başka partilerde Türk kültürüne yabancı köle ahlaklılar için bir rüştünü ispat meselesigibi görülebilir.

Oysa Ülkücülüktelidere itaat, Türk Milletinin kutsal görevleri olanefendi evlatlarıiçin sadece şereftir!
Ülkücülük, bu yönüyle “Efendilerin İtaati”dir!
Şükrü Alnıaçık

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER