Asikurtlar©

Durum korkunç

Durum korkunç
20 Nisan 2016 - 19:10 'de eklendi ve 4140 kez görüntülendi.

 

 

Türkiye nereye gidiyor? Bu felaket ortamı, bu yalan, talan ve ihanet düzeni daha ne kadar devam edecek? Bir ümit ışığı görünüyor mu? İnsaf ve vicdan sahibi herkesin kafasında yer alan bu soruların cevabını MHP grup toplantısında sayın Devlet Bahçeli’nin konuşmasında arayalım:
TÜRK MİLLETİ İKİ ATEŞ ARASINDA
Türkiye’miz frensiz şekilde yokuş aşağı gitmektedir. Bölücü terör her değerimizi, her mirasımızı hedef almaktadır. Çile büsbütün artmakta, terör bütünüyle şiddetlenmektedir. Türk milleti iki ateş arasındadır: Bir yanda yoksulluk, yolsuzluk ve yozlaşma dalgası sürekli kabarırken; diğer yanda cinayet şebekelerinin yoğun saldırı ve kumpası an be an fazlalaşmaktadır. Sınır il ve ilçelerimiz diken üstündedir. AKP’nin dış politikası, terör örgütleriyle gayri meşru irtibatı füzeye bürünmüş, ölüm olarak dönmüştür. Durum korkunçtur. Artık sabır taşımız çatlamıştır. Artık dayanacak, katlanacak, sineye çekecek mecalimiz kalmamıştır. Bir plan ve kurgu dahilinde; Türkiye’nin Suriye’ye dönmesi, Iraklaşması, Lübnanlaşması, Balkanlaşması etap etap hayata geçirilmektedir. PKK, sırtını dayadığı efendilerinden aldığı öldürme ve fitne yayma talimatını birer birer uygulamaktadır. Vatanımızda gözü olan alçaklar kuyruktadır. Türklüğü sindirmek, tarihten silmek isteyen mihraklar sıraya girmişlerdir. Hepsinin gayesi birdir. Hepsinin varmak istediği nokta aynıdır.
TÜRKLÜK BEDENİMİZ İSLAMİYET RUHUMUZ
Erdoğan’ın büyük dedesi babasının sorusuna karşılık şöyle cevap verir: “Torunum yarın öleceğiz, sana sordukları zaman Elhamdülillah Müslümanım de geç.” Hamd olsun hepimiz Müslümanız. Bu tartışıma götürmez bir hakikattir. Dünyanın gelip geçiciliğini biliyoruz. Yarın Allah’ın huzurunda hesap vereceğimize de iman ediyoruz. Fakat biz, Müslüman olduğumuz kadar da Türk’üz. Değişmeyecek kaderimiz, yok sayılmayacak asaletimiz budur. Doğumdan ölüme kadar kim olduğumuzu, kökenimizin ne olduğunu sormaya hiç gerek duymadık, duymuyoruz. Türklük bedenimiz, İslamiyet ruhumuzdur; bunu da böyle kabulleniyoruz. Tarihimizi unutarak, kaynağımıza yüz çevirerek bir yere varamayız. Ecdadımızın inkarına, kültürümüzün imhasına göz yumamayız.
CEVAP ARAYAN SORULAR
PKK de HDP de, bereketsizliğin, kahpeliğin, kalleşliğin, zehirli emellerin arkalı önlü yüzüdür. Şimdi bazı kuşkularımızı soru şeklinde dile getirmek istiyor; herkesin bunlar üstüne düşünmesini ümit ediyorum: HDP’liler, IRA’nın siyasi ve askeri kanatlarıyla 2014-2015 yıllarında kaç defa görüşmüşlerdir? Bu temaslardan hükümet haberdar mıdır? Görüşmelerde IRA’nın eylem yöntemleri hakkında, mesela barikat kurulması konusunda, tavsiye alınmış, bunu da PKK aynen tatbik etmiş midir? Türkiye aleyhine tesis ve tezahür edilen ittifaklar kurulurken hükümet bunu önleme ve etkisizleştirme çabasında bulunmuş mudur?
DAHA NEYİ BEKLİYORSUNUZ?
Ülkemizin mahvı için eylem ithal edecek kadar gözü dönmüş, terörist taziyelerine katılacak kadar ahlakı budanmış, vicdanı buharlaşmış sözde siyasi işbirlikçilerin dokunulmazlıklarını kaldırmak için daha neyi bekliyoruz? Yetmedi mi tahrikleri? Yetmedi mi ihanetleri? Teröristlerin namlusunu temizleyen, hain saldırılarını görmezden gelen, devlete ve millete hakaret eden PKK yedeklerini adalete teslim etmeyeceğiz de turşularını mı kuracağız? Özerklik, özyönetim diye tutturanlar, PYD’ye sırtını yasladıklarını kurşun gibi söyleyenler vatan kavramını ağızlarına kolayca alınca günahlarından kurtulacaklarını mı sanmaktadır? Bu nasıl bir iş, nasıl bir ikiyüzlülüktür? Bilhassa AKP ve CHP’ye sesleniyorum: Gelin hiçbir mazerete sığınmaksızın dokunulmazlıkları tek kalemden kaldıralım. Türk milletinin taleplerine kulak verelim. Ucuz pazarlıklara, gizli kapaklı temaslara kapılarak bu fırsatı kaçırmayalım, fezlekeli bölücüleri, dosyaları tıka basa dolmuş işbirlikçileri doğruca adaletin önüne çıkaralım. Hatta Türk vatandaşı olup da terörizmin kuryesi, terör örgütünün militan ve maşası olmuş kim varsa, bunları da derhal vatandaşlıktan çıkaralım, vatansızlıklarını cümle aleme deşifre edelim.
ÖLEN DE ÖLDÜREN DE MÜSLÜMAN
İslam ülkeleri ne yazık ki, etnik ve mezhep temelli terörün karanlık girdabındadır. Ölen Müslüman, öldüren gene Müslüman’dır. İslam’ın gerçek manasına yabancı, hakikat tebliğine kapalı ne kadar Batı beslemesi, emperyalizm bekçisi yönetim varsa Müslümanların kanını emmekte, geleceğiyle oynamaktadır. Esasen sorun çok büyüktür. Nefsine esir düşmüş, kibrin eline geçmiş, dünyevi nimetlerin büyüsüne kapılmış ve sonunda da imanını dövize değişmiş küçük bir azınlık İslam toplumlarının önüne geçmiştir. Bu manzara manevi bir buhrana, bir vicdan çıkmazına tekabül etmektedir. İslam ülkeleri bir olmadıktan, birlikte hareket etmedikten sonra bundan sonraki akıbet yine felaket, yine göz gözü görmez kan tufanı olacaktır.
BU KAÇINCI HÜSRAN?
Avrupa Parlamentosu Türkiye Raporu Avrupa Parlamentosu ikircikli ve tutarsızdır. Ve Türkiye’nin aleyhine bir karara imza atmıştır. Başbakan’ın zafer gibi sunduğu vize konusundaki vaatlerin şimdiden fos çıkması, hükümetin bu kez de AB tarafından kandırıldığını göstermektedir. Bu kaçıncı hüsrandır?
Bu kaçıncı hayal kırıklığıdır? AKP hükümeti, AB dayatmalarına, AB hakaretlerine, AB küçümsemelerine bilmediğimiz hangi sınıra kadar tahammül ve sabır gösterecektir? AB, Türk milletinin terörle mücadelesine kayıtsız, milli ve manevi kabullerine hasımdır. Avrupalı zihniyet Türkiye’ye sövecek, öteleyecek, hatta bölünüp parçalanması için zemin oluşturacaktır. Buna karşılık bizim de susup kaderimize razı olmamız beklenmektedir. Böyle bir rezillik, böyle bir teslimiyet nerede görülmüştür? Mizah bir zeka, kabiliyet ve bellek ürünüdür. Fakat gülmek adına hiçbir insan aşağılanamaz, hiçbir millet terbiyesizce küçümsenemez. Alman komedyanın kendi kültür ve toplum dairesinde melun söz ve şiirinin bir karşılığı olabilir. Ne var ki Türk-İslam ahlakında böyle bir mizah anlayışına, böylesi bir soysuzluğa cevaz yoktur, hiç de olmayacaktır.
ALAYINA YETERİZ
Manşetler ne derse desin, köşelerini paralel kurşunu gibi kim kullanırsa kullansın, biz bildiğimizi okuyacağız, inandığımızı yapacağız. Ne okyanus ötesi elemanları, ne çeteler, ne devlet içine yuvalanmış şebekeler, ne siyasi senaristler, ne de fırıldak gibi ortalıkta dönen ruhsuzlar şehit yadigârı bu kutlu çatıyı uçuramayacaklardır. Allah’ın izni ve kelamıyla alayına yeteriz. Biz başarmaya karar verdik, biz iktidara gelmeye söz verdik; yolumuza kim çıkarsa ya aşar, ya yener, ya da ezip geçeriz.

Orhan Karataş

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER