SON DAKİKA

BAY ÇÖLAŞAN…

Gündem Yazıları

Dün Kıyam’dan, Bugün Rüku’dan Söz Edenler Yarın Başka bir Şey Derlerse Ne Olacak?

Bu haber 05 Haziran 2016 - 10:05 'de eklendi ve 19 kez görüntülendi.

 

 

AKP Genel Başkan Yardımcısı Yasin Aktay 5 yıl önce, “Ermeni soykırımını da ve asla bunu yapanları aklamayız.” AKP İstanbul Milletvekili Markar Esayan ise daha önce Sabah Gazetesindeki köşesinde, “1915’te yaşananların 1948 BM Soykırım Beyannamesindeki şartları karşıladığını düşünürüm.”

Önceki Başbakan Davutoğlu’nun danışmanı Etyen Mahçupyan da “Bosna ve Afrika’da yaşananların soykırım olduğu kabul edilirken 1915’te Ermenilere yapılanlara soykırım dememek imkansız” diyerek “soykırım” iddialarına destek çıkmıştı.

Daha birçok AKP milletvekili soykırım iddialarını buna benzer cümlelerle desteklemişlerdir. Vekilleri böyle derken, yandaş yazarları da benzer şeyler söylüyorlardı. Sabah gazetesi yazarları Hilal Kaplan ve Hilmi Altınok daha önce “Ermeni soykırımı”nın olduğu yönünde mesajlar atıp devleti suçlarken, hatta biri “soykırım olup olmamasından çok devletin aklanma çabasına karşıyım, 1915’te devletin suç işlediği gün gibi açıktır.” Demiştir. AKP’ye yakınlığıyla bilinen bir diğer yayın organı Türkiye gazetesinin yazarı Yıldıray Oğur ise bir adım daha ileri giderek, “İnşallah bir gün bir başbakan da Meclis kürsüsünden belgeleriyle 1915 Ermeni Soykırımı’nı anlatır” diye mesajlar yazmaktaydı.

Şimdi dikkat buyurun bu milletvekillerinin hepsi Türkiye’de yaşıyor. Türkiye’de nefes alıyor, peki şimdi Almanya’da ki soykırım yasasına evet dedikleri için Alman Meclisinde bulunan bu adamların vatandaşlıktan atılmaları isteniyor. Buraya kadar tamam; ancak ilginç olan Türkiye’de bu tür zırvalarda bulunan ve tevil götürmeyecek hareketleri ne yapacağız.

İhanetin nasıl da, ne kadar içimize girdiğini gördük. O zaman bu ihaneti durdurmak için ne yapacağız? Böyle bir ortamda ne diyebiliriz. Bir partini vekilleri ve destekleyen yandaş basını dün söylediklerinin bugün iktidarın yön değiştirmesiyle söylediklerini unutuyorsa yazık yazık yazıklar olsun.

Ülkemizde yiyin efendiler ilkesi de başka türlü işlemektedir. Bir vekil TBMM Kit Komisyonu’nda sorduğu “Filinta dizisine bölüm başına kaç lira ödenmiştir? Filinta dizisi kaç bölüm yayınlanmıştır? Kaç bölümlük anlaşma yapılmıştır? Sorularına yanıt TRT’den gelmiş; 56 bölüm yayınlandı ve toplamda Es Yapım’a 57 150 000 TL ödeme yapıldı. ilk 15 bölüme bölüm başına 850 bin sonraki bölümler için, bölüm başına 1milyon 100 bin lira ödenmiş.

Bu yapım şirketinin sahiplerinin ortakları olarak Bilal Erdoğan ve Sümeyye Erdoğan oldukları iddia ediliyor. Millet de Tayyip Erdoğan’ın Filinta setini niye ziyaret ettiğini birbirine soruyordu? Böylece bu merak ta ortadan kalkmış oldu.

Neden bu durumdayız diyenlere birkaç örnek vererek, suçun gerçek görevini yapmayan din adamlarında olduğunu vurgulamak isterim.
Egemen Bağış:
“Ülkemizde eğer Urfa şanlıysa, Antep gaziyse, Maraş kahramansa, Rize, İstanbul ve Siirt de mübarektir. Çünkü bu üç şehir, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük liderinin doğmasına vesile olmuştur.”
“Recep Tayyip Erdoğan’ın yol arkadaşı olmak, makamların en yücesidir.”

AK Parti Bursa Milletvekili Hüseyin Şahin; “Arkadaşlarla birlikte Sayın Başbakan’ımızla beş dakikalığına bile olsa sohbet etme imkânı bulduk. Arkadaşlarım Sayın Başbakan’ımıza yakinen sorular sordular, elini sıktılar. Sayın Başbakan’ımıza dokunmak bile inanın bence ibadettir.”
Şanlı Urfa Milletvekili adayı Mustafa Göktaş da geçen hafta Erdoğan’ı kutsallaştıran cümleler kurmaktan çekinmedi. Hatta biraz daha ileriye giderek yağmurun yağmasını AKP ile ilişkilendirdi: “Önceki hükümet dönemlerinde kıtlık vardı. Erdoğan ile AK Parti geldi, 24 saat yağmur yağıyor.” AKP’nin yükselişi için de “Allah buna emir vermiş, imkânı yok, ne ben durdurabilirim ne sen durdurabilirsin.”

Düzce milletvekili Fevai Arslan, “Allah’ın bütün vasıflarını üzerinde toplayan bir lider.”
Dönemin AK Parti Aydın İl Başkanı İsmail Hakkı Eser, 2009 yılında partisinin merkez ilçe kongresinden önce düzenlenen bir yemekte şu cümleleri sarf etmişti: “Genel Başkan’ımız ve Başbakan’ımız Sayın Tayyip Erdoğan’a biz o kadar bağlıyız ve âşığız ki bizim için adeta ikinci peygamberdir.”

Efkan Ala’nın, “Hz. Peygamber gurura kapıldı ve Allah tarafından uyarıldı. Biz kapılmayacağız.”
Eski Sağlık Bakanı Yardımcısı Agâh Kafkas da Erdoğan’ı ‘mübarek’ görenlerden. Kafkas, Çanakkale’de 500 yataklı devlet hastanesi yapılacağını açıkladığı konuşmada, “Bu, Başbakanımızın sünnetidir ya! Tayyip Erdoğan farkı budur.” Diyerek haşa Erdoğan’ı ilahlaştırma yoluna giderken, mukaddes kervana katılmıştı.

İşte o zaman gerçek din adamları, Diyanet İşleri Başkanları, Müftüler, Hocalar, İmamlar nerdeydi? Hadi sayın Erdoğan bu şekilde konuşanları ne susturdu ne de uyardı, demek ki nefsi okşanıyordu. Bütün dindar geçinen tabaka, camia bu işe nasıl sessiz kalıyordu? İşte, Muhammed 35. Ayete, “Üstün durumda iken gevşeyip barışa çağırmayın. Allah sizinle beraberdir. O amellerinizi asla eksiltmeyecektir.” rağmen teröristlerle uzlaşmak, barış sağlamak için “sulh için el de öperim, etek de” diyen cemaat hocaları böyle bir ortamda seslerini yükselttiler.

Tekrar tekrar soruyorum; Bu muhabbetler olurken din adamları neredeydi? Bu ülke erkeklerinin yüzde 65İnden fazlasının Cuma namazına gittikleri ve de Cuma hutbelerinde AKP hükümetlerinin beyanını, Cuma hutbesine dönüştürüp yayınlayanlara sormak lazım Allaha şirk koşulmasına nasıl izin verdiniz ya da hala daha nasıl izin veriyorsunuz?

Suskun kalanlar, AKP Kongresi esnasında olay olan Erdoğan’ın mesajını ayakta dinlemeyi kıyama benzetenler haksız çıkarmayan, kalpleri, kulakları, gözleri mühürlü olanlar, son Türgev toplantısında, “Sen dik dur, biz ruku için eğilelim” yazan pankart açılmıştır. Ne acıdır ki bu sözleri duyan, bu pankartı gören Erdoğan bunu açanları azarlayacağı yerde, ne oluyoruz diyeceği yerde, o, “Evet, bende sizlerden hayatınız boyunca zalimin hasmı, mazlumun seveni olmanızı istiyorum.” Demiştir. Eğilelim isteğine böyle cevap vermiştir. İyi de ey Müslümanlar dün Kıyam’da duranlar bugün ruku’da bulunalım diyenler, haşa, yarın secde etmekten mi söz edecekler?

İyi de Diyanet işleri ne yapıyor? Niye karışmıyor? Yoksa onların da mı gözler, kulakları mühürlenmiş…

Şimdi niye suçun din adamlarında olduğunu söylüyorum, bilmem anlatabildim mi?

Sağlıcakla kalın!

Fikri Atılbaz

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.