SON DAKİKA

Dün dündür…

Bu haber 14 Ocak 2014 - 13:10 'de eklendi ve 16 kez görüntülendi.

Seneler geçti üzerinden ama o sahneyi hala unutamam. Ankara 1.Nolu Askeri Mahkeme salonu, MHP İstanbul Olayları davası sanıkları karar duruşmasındalar. Mahkeme Başkanı, içerisinde onlarca müebbet hapis ve idam hükmü bulunan kısa kararı açıklıyor ve ardından, şu sözlerle sürdürüyor konuşmasını:

“Bizim Mahkeme Heyeti olarak kararımız bu doğrultuda. Verdiğimiz kararlar ve vardığımız hükümler hatalı olabilir. Ama biz, önümüze konulanlara göre kararımızı verdik. Bir haksızlık varsa, suçlusu biz değiliz bize kızmayın…”.

O günde komedi gibi gelmişti bize, bugün de hatırladıkça gülerim. Düşünebiliyor musunuz? Eğer onanırsa birçok insanın asılarak hayatlarının sona ermesine, birçok insanın hayatlarının sonuna kadar cezaevlerinde kalmasına sebep olacak bir karar veriyorsunuz ve ardından da “Verdiğimiz kararlar hatalı olabilir” açıklamasıyla, sözüm ona vicdanınızı rahatlatıyorsunuz. Dedim ya gülmüştük o gün. Çünkü karşımızdaki mahkeme bir İhtilal mahkemesiydi ve heyet diye kürsüye oturtulanlar da sadece önlerine konulanlara veya kulaklarına üflenenlere göre karar verebilirlerdi ancak.

Sözünü ettiğim hukuk cinayetinin üzerinde 30 yılı aşkın süre geçti ve bugün birileri Yargı’dan şikayet ediyorlar benim ülkemde. En çok şikayetçi olan kim? 12 yıldan bu yana bu ülkeyi yöneten ve ülkeyi referanduma götürerek yaptığı Anayasa değişikliğiyle yargıyı yeniden şekillendiren AKP Hükümetinin başı olan Sayın Başbakan. Şu son yirmi gün içerisinde Sayın Başbakan’ın yargı hakkında sarf ettiği sözleri ardı ardına sıralasak sayfaya sığmaz. Ancak, bizim aklımızda en çok yer eden cümleden hareketle, küçük bir kıyaslama yapacağız. “Yargı haddini bilecek!” diyor Sayın Başbakan. Özellikle şu son 17 Aralık operasyonlarının ardından, hemen her konuşmasında kullanı-yor bu cümleyi. Onun ardından, herkes ağzına geleni söylüyor. Başbakan danışmanı, Ergenekon ve Balyoz davalarına atıfta bulunarak; “Askere pusu kurdular” diyebiliyor.

Sayın Başbakan başta olmak üzere AKP iktidarının yargıya karşı bir anda gelişen bu öfkesini görünce, ister istemez geçmişe doğru bir göz atma ihtiyacı duyuyor insan. Bakın aynı Sayın Başbakan, Ergenekon operasyonlarının 12. Dalgasının ardından 12 Nisan 2009 da ne demiş:

“Ortada son derece ağır, vahim iddialar var. Anayasamıza ve yasalarımıza göre suç teşkil eden ithamlar var. Bırakalım yargı işlesin, bırakalım hukuk işlesin. Bırakalım ak ile kara ortaya çıksın. Süreci bulandırarak, hakimleri, savcıları tehdit ederek hiç kimse bir yere varamaz…”.

Yine o günlerde; kendini Ergenekon’un avukatı ilan eden Deniz Baykal’a, “Sen avukatıysan, ben de o davanın savcısıyım!” diye haykırıyordu Sayın Başbakan. Elbette ne Sayın Baykal avukatlık yaptı o davada, ne de Sayın Başbakan savcılık. Ne garip tecellidir ki; bugün Sayın Başbakan’ın “Yargı haddini bilecek!” diye hizaya sokmaya çalıştığı, “Kimin hesabına çalışıyorsun? Önce onu açıkla, yoksa biz açıklarız…” diye sorguladığı ve danışmanının “Askere pusu kurdular” diye itham ettiği savcı, işte o Ergenekon davasının da savcısıdır.

Nasıl demişti Türkiye’nin 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel?

Dün dündür; bugün bugündür…

Zihni acbazihni@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.