Asikurtlar©

Döviz Bozdurmak Çare Mi?

Döviz Bozdurmak Çare Mi?
06 Aralık 2016 - 9:00 'de eklendi ve 4506 kez görüntülendi.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulduğu günden bu yana en zor ve sıkıntılı dönemini yaşıyor ve bir beka sorunuyla karşı karşıya kaldı. Bir taraftan terörle baş etmeye çalışıyoruz, diğer taraftan dış politikada yılların yanlışlarının ağır bedelini ödüyoruz. Yalnız ve çaresiz bir durumdayız. Üçüncü dünya ülkeleriyle aynı muameleyi görüyoruz. Dost bildiğimiz, ittifak ettiğimiz, stratejik ortaklıklar kurduğumuz devletler açık ve net şekilde düşmanlık ediyorlar. Fırat Kalkanı operasyonu sınırlı bir savaş yürütüyoruz. Ancak, insanoğlunun her zaman birinci önceliği karnını doyurmak olduğu için, ekonomideki sarsıntı bir anda her şeyin önüne geçti ve gündemin ana maddesi haline geldi.

YENİ DEVALÜASYON

Doların çok hızlı yükselişi devam ediyor ve alınan bütün tedbirlere rağmen bir türlü durdurulamıyor. 3.50’yi çoktan aştı ve bu gidişle kısa zamanda 4 lirayı bulacak gibi görünüyor. Bunun adı yeni bir devalüasyondur. Olumsuz yansımaları zaten başlamıştır ve ne yazık ki bundan sonra hızlanacaktır. Petrole zamlar gecikmemiştir. Petroldeki artışın zincirleme olarak her yeri sarması kaçınılmazdır. Kaldı ki, biz bir ithalat ülkesiyiz. İhracatımız dahi ithalat endekslidir. Dolayısı ile dolardaki artışın iğneden ipliğe etkilemediği hiçbir yer kalmayacaktır. Elektrik ve doğalgaz zamlarının sıraya girdiğini tahmin etmek hiç de zor değildir. Bir zam ve vergi furyasıyla yeni yılı karşılayacağımız bugünden bellidir.

GÜNÜ KURTARMA TELAŞI

Bu hazin gidiş karşısında tedbir olarak, yastık altındaki dövizin bozdurulması çağrısı yapılmıştır. Diğer taraftan sayın Cumhurbaşkanı faizlerin yüksekliğinden yakınmakta ve ısrarla indirim talep etmektedir. Oysa Merkez Bankası faizleri arttırmıştır. Bu durum herkesin kendi durduğu yerden olaya baktığını gerçekçi ve kalıcı tedbir almak yerine, günü kurtarma telaşının öne geçtiğini gösteriyor. Merkez Bankası’nın Dövize talebi azaltabilmek için faizleri arttırması ekonominin tabiatına uygundur. Ancak bu bir fayda etmemiştir. Sayın Cumhurbaşkanının tam tersi bir uygulama ile faizlerin düşürülmesini talep etmesi, aslında Türk ekonomisinin bugünkü durumunun da özetidir. AKP geldiği günden itibaren borcu büyütmüş, borçlanmayı teşvik etmiş ve ekonomiyi bunun üzerine kurmuştur. Bugünde aynı şey yapılmak isteniyor. Faizlerin düşürülmesi, daha çok borçlanmanın teşvik edilmesi demektir. Ancak, sıkıntı da zaten burada. Borçlar artık döndürülemez noktadır. Devlet borçları için de, bu böyledir, vatandaşın durumu da bunu göstermektedir.

BORÇLAR ÇEVİRİLEMEZ NOKTADA

Resmi rakamlar ekonominin hazin durumunu gözler önüne seriyor. MHP lideri sayın Devlet Bahçeli’nin grup toplantısında belirttiği gibi, yabancı varlıkların milli gelire oranı yüzde 80’i aşmıştır. 2014’de 51 milyar dolar, 2015’de 37 milyar dolar olan sermaye girişi, gittikçe azalmakta, suyunu çekmekte, cari açığın finansmanı alarm vermektedir. Reel sektörün 200 milyar doları aşan dış borcu korku salmaktadır. Ülkemizi ziyaret eden turist sayısı bu Eylül ayında, geçen yıla göre yüzde 32,84 oranında azalmıştır. Satılan mallar üzerinden alınan vergide Ekim ayı itibariyle görülen yüzde 27,3’lik azalma durgunluk belirtisidir. Türkiye ekonomisi yıprandıkça yalnızlaşmakta, yalnızlaştıkça itibarından ve güvenilirliğinden olmaktadır. Banka ve kredi kartı borçlarının çevrilemez noktayı çoktan geçtiği herkesin malumudur. Bu durumda faizleri düşürerek daha borçlanmanın önünü açmak günü kurtaracak bir tedbir olabilir, ama riski çok daha arttıracaktır. Bankalar bu yüzden çağrıya kulak vermiyorlar. Ekonomi yönetiminde sorumluluğu bulunanlar da aynı gerekçeyle faizlerin düşürülmesi konusunda Cumhurbaşkanını yalnız bırakıyorlar.

SAĞ CEPTEN SOL CEBE

Şimdi cevap arayan soru şudur: Döviz bozdurmak bir çare olur mu? Ekonominin beslenme kaynağı yatırım ve üretimdir. Para bunun ifadesidir. Yatırım ve üretimi arttırmadan, ihracatı büyütmeden, cari açığı kapatmadan Döviz bozdurmak, sağ cepteki parayı alıp sol cebe koymak dışında bir anlam ifade etmiyor. Kaldı ki, Türkiye’de yastık altı dövizin tamamı piyasaya girse dahi hangi büyüklükte olacaktır? Paranın asıl sahibi dövizi yastığının altında saklayan vatandaş değil, İsviçre Bankalarındaki özel hesaplarda, ayakkabı kutularında istifleyenlerdir. Buralara dönük ne bir çağrı, ne bir tedbir, ne de bir hamle var.

DURUM ÇOK CİDDİ

Durum ciddi, hem de çok ciddidir. Nitekim, ülkenin ekonomisinden sorumlu Başbakan Yardımcısı 1’nci Dünya Savaşı’dan bu yana en ciddi sorunla karşı karşıya olduğumuzu söylüyor.Diğer bakanlardan da benzer açıklamalar geliyor. Sayın Cumhurbaşkanı da bir taraftan teğet geçeceğinden söz ederken, bir sonraki cümlesinde tehlikenin büyüklüğüne, krizin derinliğine dikkat çekip meydan okuyor. Gün hamasi nutuklarla durumu kurtarma günü değildir. Ciddi, tutarlı ve kararlı olmak ve günü kurtaracak palyatif tedbirler değil, kalıcı çözümler bulmak gerekiyor.

DENİZİN BİTMESİ KAÇINILMAZDI

AKP’nin ekonomisi, üretim ve yatırım ayağı bulunmayan, tamamen borç ve rant ekonomisidir. AKP’nin geldiği ilk günden itibaren borçlanma dışında bir başarısını bulabilmek mümkün değildir. Yatırımlar dahi borçla yapılıyor. Denizin bir gün biteceği kaçınılmazdı. Bu durum Türkiye ile hesabı olanların şimdi de ekonomi üzerinden saldırmalarını kolaylaştırmıştır. Türk vatandaşının doğrudan canına, malına, geleceğine mal olabilecek bir sürecin içindeyiz.

ORHAN KARATAŞ

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER