Asikurtlar©

Dolmabahçe bakanları niye hala görevde?

Dolmabahçe bakanları niye hala görevde?
26 Nisan 2016 - 8:46 'de eklendi ve 4136 kez görüntülendi.

 

 

Terör yandaşları yaşanan ihaneti AKP’nin verdiği sözde durmamasına bağlıyorlar. Özellikle de Dolmabahçe mutabakatından söz ediyorlar. Bu durum özellikle sayın Cumhurbaşkanının çok canını sıkıyor. Dolmabahçe rezilliğini yok sayarak, işin içinden çıkmaya çalışıyor. Adana’da yaptığı konuşmada, “İkide bir, Dolmabahçe mutabakatından bahsediyor. Ne Dolmabahçe mutabakatı? Nereden çıkmış böyle bir şey? Böyle bir mutabakat falan söz konusu değil. Bu iktidarın terör örgütüyle bir mutabakatı söz konusu değildir, olmamıştır” dedi.

DOLMABAHÇE’YE NASIL GELİNDİ?
Hiç uzatmaya ve başka yerlere çekmeye uğraşmayın. Türkiye kan gölüne, AKP’nin yanlışları ve yetersizlikleriyle döndü. Bu bir iddia değildir, “biz çözüm süreciyle meşgulken PKK şehir yapılanmalarını tamamladı, silah ve bomba yığdı” diyerek bizzat yapılan itiraflarla ispatlıdır. Bölgede kamu düzeninin tamamen PKK’nın eline geçtiğini danışmanlar söylemiştir. İçişleri Bakanı “alan hakimiyetini kaybettiğimiz zamanlar oldu. Kırsalda terör baskısı arttı, şehirlere inmeye başladı” sözleriyle başka bir itirafta bulunmuştur. Dolmabahçe bunların sonucu ve zirvesidir. O masa bütün milletin gözleri önünde kurulmuş ve imzalanan Sevr anlaşması televizyonlardan yayınlanmıştır. “Çözüm” denilerek ülkenin varlığını ve birliğini çözmede gelinen son aşamadır. Oslo’da kurulan masaların artık aleni şekilde Ankara’da kurulmasıdır. Nitekim, Oslo ortaya çıktığı zaman, eğer Türk milleti bunu da hazmederse, artık başka yerlere gitmelerine gerek kalmayacağını, Kandil’den davet edecekleri eli kanlı katillerle Ankara’da oturup görüşebileceklerini söylemiştik. Yalçın Akdoğan başkanlığında yapılan toplantının başka hiçbir izahı ve anlamı yoktur. İmralı ve Kan dilliler bizzat olmasa da mesajlarıyla, mektuplarıyla ve ilan ettikleri beklentileriyle o masada yer almışlardır.

YAPILAN AÇIKLAMALAR
Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan’ın PKK uzantılarıyla imzalanan anlaşma öncesinde yaptığı açıklamalar unutulmamıştır ve ayrı bir ibret vesikasıdır. Akdoğan, “Eylemsizlik sadece karakol basmak değildir, her türlü şiddet ve asayiş olayı da ‘terör eylemleri’ başlığı altında değerlendirilmesi gereken olaylardır. Bu yüzden yol kesme, haraç alma, iş makinesi yakma her türlü eylem şekli, kırsalda veya şehir merkezinde, bunların hepsine son verilmesi ve tam anlamıyla gerçek bir eylemsizliğin hayata geçmesi temel zemindir.” Demişti. Bu sözler aynı zamanda “çözüm” denilen şeyin Türkiye’yi ne hale getirildiğinin ayrıntılı biçimde izah edilmesidir. Biz o anlaşma sonrasında bırakın eylemsizliği, ihanet güruhunun çok daha azacağını görmüş ve söylemiştik. 2002’de sıfırlamış terör işte böyle canlandırıldı ve azdırıldı. Can derdine düşmüş İmralı canisi işte böyle yattığı inden parti yönetti ve ülkenin gündemini belirledi. AKP’nin gerçek sicili budur ve çözülme sürecinin hangi belaları başımıza sardığı bugün ağır ve acı şekilde ortaya çıkmıştır.

BAKANLAR NEDEN HALA GÖREVDE?
Bunları söylerken içimiz sızlıyor, ama ne acıdır ki, Türkiye tarihinin en zor, en sıkıntılı, en karanlık, en çok kaybı verdiği, itibarının en çok yerlerde süründüğü, ihanetin zirve yaptığı, yalanın ve talanının sıradanlaştığı bir dönemi yaşıyor. Hiçbir demokratik ve medeni ülkede rastlanmayacak rezaletler Türkiye’de olağanlaşmıştır. Hergün yeni bir şokla, yeni ve kabul edilemez bir gelişmeyle uyanıyoruz. Yaşadıklarımız adeta şaka gibi, adeta derin bir uykuda görülen kâbus gibidir. Böyle bir dönem ne yaşanmış, ne görülmüştür, ne de AKP sonrasında görülecektir. Dolmabahçe Sarayı’nda AKP-PKK buluşmasıyla ilan edilen mutabakatının sonuçları Cizre’de, Sur’da, Nusaybin’de, Yüksekova’da görülmüştür. Kaldı ki, Başbakan Yardımcısı olarak sürecin bizzat içinde olan Bülent Arınç, “Cumhurbaşkanının Dolmabahçe’den haberi vardı” diyebilmiştir. Sayın Cumhurbaşkanının eski dostunu, “o zat dürüst değil” diyerek azarlaması, durumu kurtarmaya yetmiyor. Dolmabahçe mutabakatı Sayın Cumhurbaşkanın bilgisi dışında yapılmış ve çok yanlış olarak değerlendirilmişse; o halde, o masada bizzat oturarak televizyonlara poz veren bakanlar neden hala görevdedirler?

MARDİN PLANI
Unutulan veya unutturulmak istenen başka bir gerçek de, sayın Başbakan’ın çok yakın bir tarihte Mardin’de açıkladığı, 300 maddelik plandır. Bu planın 10 temel esasa dayandığını ilan edilmiştir. Bu 10 maddenin Dolmabahçe’deki 10 maddeyle nasıl benzerlik taşıdığı unutulmamalıdır. Mardin’deki 10 maddeyle, Dolmabahçe’deki 10 maddenin hizmet ettiği gaye bir ve aynıdır. Yerel yönetimlerin yetkilerini genişletilmesi, istişare meclislerinin kurulması aynı zamanda PKK’nın da talepleridir ve özyönetim veya özerkliğin temelini oluşturmaktadır. Hatta, sayın Başbakan daha da ileri giderek, eğer 2013 şartlarına dönülürse çözülme sürecinin kaldığı yerden devam edeceğini dahi söylemiştir.

BUZDOLABI AÇILABİLİR
Sayın Cumhurbaşkanının bu ortamda Dolmabahçe’yi yok saymaya çabalaması hiçbir şeyi değiştirmiyor. Zira, hem sonuçları ortada, hem de bu sözün gereği yapılmamıştır. Buzdolabına kaldırılan çözülme sürecinin, her an dolaptan çıkarılması ihtimali de bir hayli yüksektir ve AKP’nin siciline son derece uygundur.
Orhan Karataş

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER