Asikurtlar©

Dokunulmazlıkları kaldırmak milli görevdir

Dokunulmazlıkları kaldırmak milli görevdir
04 Mayıs 2016 - 13:49 'de eklendi ve 4096 kez görüntülendi.

 

 

“Türkiye risklerin katlandığı, belirsizliklerin koyulaştığı tramvatik bir dönemden geçmektedir. Milli güvenliğimize yönelmiş tehditler iyice bilenmiş, iyice keskinleşmiştir. Ülkemiz kör bir terör çıkmazında, kandan göz gözü görmeyen dar bir koridordadır. İktidarın gaflet ve yanlışlarıyla derlenen ve dirilen terör, cinayetlerini artan oranda tırmandırmaktadır.”
Türkiye’de yaşayıp da akıl sağlığı yerinde olan hiç kimsenin bu sözlere bir itirazı olabilir mi? Bugüne kadar her söylediği haklı, her tespiti doğru çıkan MHP Genel Başkanı sayın Devlet Bahçeli’nin grup konuşması, yine siyasetin yol haritası olmuştur. Neler olup bittiğini ve ne yapılması gerektiğini net şekilde ortaya koyan bu veciz konuşmanın bazı bölümlerini bir defa da biz hatırlatalım:

AĞLAMAYAN ANA KALMADI
Mücadele yerine müzakerenin tercihi melun ve melanet emelleri canlandırmış, başımıza da bela etmiştir. Tonlarca bomba katiller tarafından göstere göstere taşınıp il ve ilçelerimize tuzaklanırken sorumluluk sahipleri uykuya dalmış, rehavete kapılmıştır. Ülkemizde olaysız, kayıpsız ve acısız bir gün geçmiyorsa müsebbipleri ötelerde, başka mecralarda aramaya gerek yoktur. Hükümetteki gevşeklik, kafa ve karar karışıklığı felaketleri kışkırtmış, korkunç boyutlara çıkarmıştır. Böylesi bir acıklı manzara karşısında ağlamadık anamız, ateş almadık ocağımız kalmamıştır. Bir yanda PKK, diğer yanda IŞİD Türkiye’yi ablukaya almıştır. Sınır ötesinden ateşlenen ve yerçekiminden dolayı düştüğü dalga geçer gibi söylenen roketlerin ne zaman can alacağı, bombaların ne zaman patlayacağı belirsizdir. Türkiye Ortadoğu’daki tüm istikrarsızlıkları ithal etmiş durumdadır. Siyasetten ekonomiye, sosyal ve kültürel hayattan ticaret, sanat ve spora kadar zarar görmemiş, zaaf geçirmemiş hiçbir alan hemen hemen kalmamıştır. Maalesef iktidardaki dağınıklık ve koordinasyon eksiklikleri endişelerimizi daha da artırmaktadır.

TÜRKİYE KİMSEDEN İCAZET ALMAZ
Dışişleri Bakanı, ABD ile Menbiç bölgesinin kapatılması konusunda anlaştıklarını, sınırlarımıza Mayıs ayı içinde 90 km menzilli topçu roket sistem bataryası konuşlandıracaklarını söylemektedir. Türkiye’nin sınır emniyetini temin edebilmek için ABD’ye el açılması, avuç ovuşturulması onur kırıcı, yürek yaralayıcıdır. Ve kabulü de mümkün değildir. Türkiye Cumhuriyeti meşru müdafaa konusunda hiçbir odak veya güçten izin ve icazet almayacak, aksini düşünenler de ancak havasını alacaklardır. Vakit geç olmadan, toprak bütünlüğümüze, tarihi hak ve çıkarlarımıza, insan varlığımıza düşmanlık yapan hangi pis örgüt varsa hepsinin cezası verilmeli, toptan yok edilmelidir. IŞİD neredeyse bulunup tepelenmeli, PKK nereden nemalanıp takviye alıyorsa oralar işaretlenip tümden kurutulmalıdır.

ASIL HEDEF TÜRKİYE
Emperyalizm yine harita başında, yine zulüm peşindedir. Figüranlar başkalaşsa da, senaryolar aynıdır. Dün Osmanlı’yı yıkan ve parçalayan uluslararası şebeke bir kez daha devrededir. İnsanlık değerlerini yok sayan, terörizmi açıktan kullanan, bu yolla Ortadoğu’yu yeniden tanzim ve tasarlamanın hevesinde olan çevrelerin elbette ki asıl ve yegâne hedefi Türkiye’dir. Irak ve Suriye’deki bölünme dalgasının Türk vatanına sıçrayacağını şimdiden öngörmek için kahin olmaya lüzum da yoktur. PKK ve IŞİD gibi terör çeteleri bu maksatla kiralanmışlardır. Biden’in küstahça ifadeleri, ABD yönetiminin PYD-YPG konusunda tutarsız ve çelişkili açıklamaları fazla söze gerek bırakmamaktadır. ABD, Ortadoğu’nun kuytu köşelerinde büyük Kürdistan’ın beşiğini sallamakta, insan ve toprak temelli yıkımın önünü vicdansızca açmaktadır.

YA MİLLİYETÇİLİK YA TESLİMİYETÇİLİK
Biz Düvel-i Muazzama’nın oyunlarına Samsun’da itiraz ettik, İnönü zaferleriyle reddettik, Sakarya’da durdurduk, Büyük Taarruzla püskürttük. Ya zafer ya zillet, ya kahramanlık ya kölelik, ya milliyetçilik ya da teslimiyetçilik. Tarihi bir bütün olarak ele almak gerekiyorken, 1919’u örtülü olarak küçümsemek, küçültmek, değersizleştirmek doğru ve hakkaniyetli bir tavır sayılamayacaktır. Cumhuriyet dönemi, şerefli Türk tarihinin şanlı bir sayfasıdır. Ve 1919, Kut’ül Amare’de yarım kalan milli ülküleri ruhunda özümsemiş, Çanakkale’yi kalbinde taşımış, Türk asırlarını pusula yapmış milliyetçi bir şuurun anısı ve ebedi hatırasıdır. Bu muhterem hatıra da mutlaka yaşayacak ve yaşatılacaktır.

TERÖR GİRDABI BİTMELİ
HDP’liler hem TBMM Genel Kurulu’nda hem de komisyon çalışmalarında çok iyi bildikleri terör yöntemlerini utanmandan, sıkılmadan kullanmaktadır. Gazi Meclisimizin yasama faaliyetlerinin kavgalarla kesintiye uğraması utanç vericidir. Meclis’te itiş kakış varsa, sokaktakine ne diyeceğiz? Meclis’te anlaşma ve uzlaşma sağlanamıyorsa, milli iradeyi nasıl hakkıyla temsil edeceğiz? HDP, TBMM’ni terörize etmektedir. Türkiye’nin bugünkü şartlarını 90’lı yıllarla mukayese etmek fevkalade abestir. Zaten bugün 90’lı yıllardan daha kötü şartlar yaşanmaktadır. Esas olan Türkiye’nin terör girdabından bir an evvel kurtarılmasıdır. Meclis’te terör propagandası yapan, kürsülerde nefret kusan, komisyon çalışmalarını sabote eden, genel kurulu karıştıran, her değerimize söven hainlerin dokunulmazlığını kaldırmak artık en büyük milli görevler arasındadır. Dokunulmazlık konusu süratle sonuçlandırılmalı, HDP’lilerin dışarıdan getirdiği yedek militanlarıyla birlikte Kandil taşeronları adalete mutlaka teslim edilmelidir. Milliyetçi Hareket Partisi’nin durduğu yer belli, aldığı tavır nettir. Şimdi söz ve karar sırası AKP ile CHP’dedir ve Türk milleti her şeyi izlemektedir.

3 MAYIS GIPTA EDİLECEK ASALETTİR
Özellikle 3 Mayıs 1944’de milliyetçi gençlerin haksızlığa tepkileri, zulme eğilmeyen, güce boyun bükmeyen tavırları gıpta edilecek bir asalettir.
Reva görülen işkence ve kötü muamele kutlu hareketimizin temellerini kazmıştır. Türkçülüğü milliyetçiliğe rakipmiş veya antiteziymiş gibi gören ve gösteren zavallıların bozguncu ve edepsiz telaşları hiçbir şekilde maya tutmayacaktır. Türk milliyetçiliğinin fikri ve siyasi mücadelesinde nereden nereye geldiğini aklı körleşmemiş, zekası paslanmamış herkes itiraf edecektir. Çok şükür Türk milliyetçiliğinin haklı davasını dün engelleyemediler, bugün de emellerine muvaffak olamayacaklardır. Ya bu topraklar ve üzerinde yaşayan millet bir ve kardeşçe kalacağız, ya da Türk milletinin kayıplarına yenilerinin eklemlenmesini izleyeceğiz. Onun için diyoruz ki, bu topraklar Türk vatanıdır, öyle de kalacaktır.

Orhan Karataş

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER