Asikurtlar©

Dokunulmazlıklar ve AKP’nin iç yüzü

Dokunulmazlıklar ve AKP’nin iç yüzü
18 Mart 2016 - 14:11 'de eklendi ve 4030 kez görüntülendi.

 

 

Ankara’nın göbeğinde bombalar patlıyor. Türkiye kan ağlıyor. Herkes tedirgin, bezgin ve ümitsiz. Ne olacağını, sabah neye uyanacağımızı, başımıza hangi belanın yağacağını bilmiyoruz. Bilinen tek şey, her şeyin birbirine karıştığıdır. Ortada ne hükümet var, ne başbakan. Konuşan tek merkez Cumhurbaşkanı.

İTLERİ ÇÖZDÜLER
Sayın Cumhurbaşkanı, bu gidişin sonunun karanlık olduğunu ve böyle yürünemeyeceğini görüyor. Daha önce bütün yaptıklarını ve söylediklerini tersine çevirip meclise ve hükümete talimatlar yağdırıyor. Terörün tanımını, terörle mücadele kanununun değiştirilmesini, terörist cenazesine giden sözde milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılmasını istiyor. Oysa 14 yıldır iktidardalar. Terörün tanımını da, bugünkü terörle mücadele kanununu da kendileri değiştirmişlerdi. Bu değişikliklerle itleri çözdü, taşları bağladılar. Adına da “demokrasi ve çözüm” dediler. Memleket bugünkü cenaze evi görüntüsüne bu sayede kavuştu. Dağdaki katiller, bu sayede şehirlere indi, silahlandı, hendek, bomba depoladı ve yerleşti. Valilere ve güvenlik birimlerine bu katil sürüsüne dokunulmaması için talimat verdiklerini bizzat itiraf ettiler. Dağdan inen teröristlerle kucaklaşan sözde milletvekillerinin dokunulmazlığını seçim malzemesi yaptılar, ama kaldırmadılar. Bu durum hainlerin cüretini daha da arttırdı. Bugün bu yüzden bu kadar rahatlar, bu kadar ileri gidebiliyorlar ve katil teröristlerin cenazelerinde boy gösteriyorlar.

VATANIN TEK OLMASI
Ülke bu hale böyle geldi. Bunun böyle devam etmesinin mümkün olmadığını aklı başında olan herkes görüyor ve söylüyor. Sayın Cumhurbaşkanı da bunu fark etmiş olmalı ki, şimdiye kadar söylenenleri hiç duymazdan gelirken, birden bire “Erdoğan: ‘Erdoğan gitsin’ demek ‘vatanımızın, devletimizin tek olması anlayışı yıkılsın’ demektir.” Demeye başladı. Gidip, gitmemeyi bir kenara bırakarak şu tespiti yapmak zorundayız: Vatanımızın, devletimizin tek olması anlayışı bir insanın varlığına ve yokluğuna bağlı hale gelmişse, geçmiş olsun.Kaldı ki, vatının ve devletin tek olması anlayışı AKP öncesinde hiç tartışılmıyordu. Hatta bunu tartışmak kimsenin aklına bile gelmiyordu. Aklına getirenler de bunu dillendirmeye dahi cesaret edemiyorlardı. Tartışma da AKP ile başladı, ihanet de AKP ile yol aldı.

DOKUNULMAZLIKLAR
Biz bu yazıyı yazarken, sayın başbakan varlığını hatırlattı ve dokunulmazlıklarla ilgili çok önemli bir değerlendirmede bulundu. Mecliste bekleyen bütün dokunulmazlıkların aynı anda ve tek seferde kaldırılmasını teklif etti. Bu teklifin Cumhurbaşkanının çıkışlarına ve müdahalelerine bir cevap olduğu anlaşılıyor. Zira, Cumhurbaşkanının bütün açıklamalarında dokunulmazlık kaldırılması talebini terör destekçisi milletvekilleri ile sınırlamıştı. Başbakan, bütün dokunulmazlıkları kapsayacak şekilde genişleterek, bir karşı atak geliştirdi. Bunun başka tezahürleri mutlaka olacaktır. Kaldı ki, bunun bir sulandırma mı, yoksa meydan okumamı olduğunu ve nerelere evrileceğini henüz bilmiyoruz. Kısa süre sonra ayrıntıların ortaya çıkmasından sonra göreceğiz.

DEHŞET DENGESİ
Sadece bu kadarı bile AKP içinde nasıl bir dehşet dengesi bulunduğunu ve ülkenin değil partinin meselelerinin her şeyin önüne nasıl geçtiğini fazlasıyla belgeliyor. Zira, Türkiye’de şu anda açık ve aleni şekilde çift başlı yönetim var.Saray, açık şekilde ikinci bir yürütme merkezi gibi hareket ediyor. Danışmanlarla paralel bir hükümet oluşturulmuş durumda. Terör ve alınacak tedbirlerle ilgili olarak hükümet ayrı, saray ayrı toplantı yapıyor, ama ikisi de aynı saatte oluyor. Hükümet üyelerinin Erdoğan ve Davutoğlu arasında pozisyon aldıklarını hayretle izliyoruz.Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, en ilgili bakan olmasına rağmen, Başbakanın değil Erdoğan’ın ‘Dokunulmazlıklar ve yasa değişikliği’ toplantısına katılıyor. Mehmet Ali Şahin ve Mustafa Şentopgibi isimlerin de toplantıya katılması, tarafsız ve siyaset üstü kalması gereken Saray’ın AKP’nin paralel genel merkezi haline nasıl dönüştüğünü net biçimde ortaya koyuyor.

HÜKÜMET YORGUN
Neresinden tutsanız elinizde kalıyor. Hükümet yorgun, ülke gergin, yürütme çit başlı, Saray başkanlık peşinde. Böyle gitmesi mümkün değil. AKP içindeki dehşet dengesi, artık sınırları çok zorlamaya başlamıştır ve patlaması an meselesidir. Ancak, öyle bir anamuhalefetimiz var ki, AKP’ye can simidi olmakta hiç geç kalmıyor. Zira, sayınKılıçdaroğlu yaptığı açıklamalarla, özellikle Cumhurbaşkanına yine öyle malzemeler verdi ki, can simidi olmanın da ötesine geçti. Bir takım tespitler yapıyor. Türkiye’nin nasıl bu hale geldiğini, AKP ile PKK’nın nasıl birbirlerini tamamladığını örnekler vererek anlatıyor. İmralı canisiyle ilgili AKP sözcülerinin övgülerini tarih ve zaman vererek hatırlatıyor. Buraya kadar bir sorun yok. Tamamının altına imza atarız. Zaten herkesin gözleri önünde yaşanmış gerçeklerden bahsediyor. Ancak, sonrasında yaptığı değerlendirmeyle bütün söylediklerini havada bırakmakla kalmıyor, AKP’nin ekmeğine yağ sürüyor. İhanet bildirisine imza atan öğretim üyelerini savunuyor.

CHP, AKP’NİN CAN SİMİDİ
Hiç şüpheniz olmasın, AKP sözcüleri en kısa zamanda çıkıp Kılıçdaroğlu’nun bütün söylediklerini, haklı ve doğru tespitlerini bir tarafa bırakır, bu öğretim üyeleri için söyledikleri üzerinden, verip veriştiriler ve kendilerini temize çıkarırlar. CHP, AKP’ye işte böyle can suyu oluyor, işte böyle sıkıştığı yerde imdada yetişiyor. Bu hallerine bakmadan bir de MHP’yi AKP’ye destek vermekle suçlamaları pişkinliğin ötesinde bir tiyatrodur.

Orhan Karataş

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER