Asikurtlar©

Doğuştan Evliya mıyız?..

Doğuştan Evliya mıyız?..
13 Mayıs 2016 - 9:22 'de eklendi ve 4132 kez görüntülendi.

 

 

“Ülkücüyüz güçlüyüz… Türk’üz, Müslümanız, uygarız… Doğruyuz, çalışkanız…” Tamam da…
Hiç mi yanlışımız yok bizim? Yani hepimiz “doğuştan evliya” mıyız?
MHP ve Ülkücü hareket, 47 yıldır bu ülkede bunca eğri, bunca yamuk, bunca miyop siyasi unsur arasında memleketin te cetveli olmuştur… Doğrudur!..
Ancak hatadan münezzeh olan yalnızca Allah’tır.
Hepimiz az ya da çok, küçük ya da büyük hata yapıyoruz. Ama galiba bunu hiç sorgulamıyoruz. Başkasının sorgulamasına, eleştirmesine de izin vermiyoruz.
Ülkücünün kendisinde hata sorgulaması yapmasına engel olan özel sebepleri hiç sorguladık mı?
Nerdeee?..

Özeleştiri yapanın gözden düştüğü “küçük tanrılar ülkesi”nin karizmatik vatandaşları gibiyiz hepimiz!..
“Görmedin mi özür diledi adam… Hatasını kabul etti!..” Bu söze muhatap olan bir Ülkücü gördünüz mü siz?
Göremezsiniz, çünkü fikren o kadar doğruyuz ki yanılan oyundan düşüyor adeta…
“Yanılan yanıyor!..”

O yüzden de hiç kimse “ilk yanılan” olmak istemiyor!
Aslına bakarsanız umumi bir eleştiri yapılacağı zaman “ilk taşı masum olan atsın!” dememizden de belli ki, kimsenin masum ve hatadan berî olduğuna hiç birimiz inanmıyoruz.
Bir kere yeterince Ülkücü heyecan taşımıyoruz. Demek ki “vatan elden gidiyor” kabilinden millete anlattıklarımıza önce kendimiz inanmıyoruz.
İnanmayınca da, bunu hal diliyle anlatmayınca da inandırıcı olamıyoruz.
İnandırıcı olamayınca da oy alamıyoruz. Sonra da suçu genel başkana atıp bir köşeye çekiliyoruz.

Bu tabloyu değiştirebilecek bir ihtimal görünce de hemen yazılıyoruz.
Halbuki konu liderlik meselesi değil!.. Nitelikli kadrolar, çok daha sakin bir liderle bile bundan daha iyisini yapabilirdi.
Ama biz kavgadan geliyorduk ve hatalı olmak bize “yenilmek, dayak yemek gibi” geliyordu.
Sanki özeleştiri yapınca, özür dileyince altta kalmış da tekmeleniyor, burnumuzdan kan geliyormuş gibi hissediyorduk!..

Devlet bey, kavgadan çıkmış, nefes nefese ve terli olarak hayatı arkasından kovalayan insanlara 1999’da bir iktidar umudu vermiş; ama genellikle de bir numara büyük gelmiştir.
Çünkü kendisi kavga kültürünün MHP’nin siyasi mesajlarını kitleye geçirmesine yani iktidarına mani olduğunu erken fark etmiş bir beyefendidir.
Hepimiz yapıyoruz, kınamıyorum; ama 55 yaşına gelmişiz bugün hala otobüslerde 70’lerin siyasi havasına uygun olarak marş söyleyerek tatmin oluyoruz.
İki şiir, bir slogan, sonra çift tabanca bir bozkurt işareti…
Hepimiz beş dakikada Kürşat oluyoruz!
Böyle bir Ülkücülük vardır; ama ne yazık ki böyle bir iktidar yolu yoktur!..

Sonra da televizyonlarda neden yokuz? Tartışma programlarına niye bizi çağırmıyorlar? Ya da çıkan adamlar neden millete gereken cevabı veremiyorlar?
Birbirimizi tasdıklayıp durduğumuz, gönlüne göre konuştuğumuz lider eleştirisi, il başkanı dedikodusu, meclis üyesi gıybeti yaptığımız uzun konuşmalardan geriye ne kaldı ki ekrana çıkıp bu doktoralı Soros beslemelerini ilim irfan bombardımanına tutacağız?
Hala nelerle övündüğümüze, nelerle uğraştığımıza bakarsak bu özeleştiriyi yanlış anlamayız!..
“Bahçeli’nin Danışmanı Ülkücülere kavgacı dedi” diye yaygara yapmayız!
Fikirlerimiz muhteşem, buna inanıyoruz, hepimiz her şeyi gayet güzel biliyoruz. Birbirimize karşı sallarken de tozu dumana katıyoruz!
Peki ya ekranda yabancılarla konuşmaya gelince ne yapıyoruz? Sorsan hepimiz acayip hatibiz!..

Kimse kusura bakmasın ama camia olarak kusursuz hatipler filan çıkaramadık henüz ortaya… “İletişim”e giremedik, gazeteciler yetiştiremedik.
Yüzlerce akademisyenimiz de 1876 sürgünleri gibi defansa çekilmişler; arada bir orta yuvarlaktan karizmatik tweetler atıyoruz!
Emekli olup da memleket listesinde iyi bir sıra kapmak için pusuya yatıyoruz!
Sanki hepimiz avcıyız!..
Bir rüzgar yakalasak da… Bir punduna getirsek de… AKP’nin ayağı kaysa da, Amerika şaşırsa da iktidar olsak, diye gün sayıyor; fal bakıyoruz!
Yok böyle bir iktidar yolu…
İktidar yok demiyorum bakın… “İktidar yolu yok” diyorum. MHP iktidara geldikten sonra her Ocak başkanının rahatlıkla bakanlık yapabileceğini iddia ediyorum.
Ama iktidara gelmek başka.. İktidarda olmak başka şeylerdir.
İktidara gelmek için doğru fikirlere sahip olmak, iyi kalpli olmak, vatansever, doğru ve dürüst olmak yetmiyor.

Bunları seçmene anlatmak için çok çalışmak gerekiyor. Bu kadar yazarımız, çizerimiz var. Peki hangimizin 50- 100 konferansı var? Hangimiz kürsüyü yeterince seviyoruz?
Bizleri saldırgan yapan, çok çalışmış ve hakkını alamamış olmak değildir.
Hepimizdeki ruh hali, doğru dürüst ve yeterince çalışamamış olmanın ezikliğidir.
Şimdi “yansıtma” devridir.
Paslanmaz çelikten mamul “savunma mekanizmalarımız” birbirimize karşı devreye girmiştir.
Yiğitlik, birbirini kırmak değil bu tabloyu kendi iradesiyle değiştirmektir.

Şükrü Alnıaçık

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER