Asikurtlar©

Dogru’yu Yazma Hak’kı Savunma Suçu İşlemisiz

Dogru’yu Yazma Hak’kı Savunma Suçu İşlemisiz
02 Eylül 2015 - 8:40 'de eklendi ve 4150 kez görüntülendi.

AKP’nin yalan, talan ve ihanet siyasetini Türk milleti artık görmüştür ve ne yaparlarsa yapsınlar, bir daha kimseyi inandıramayacaklardır. Aklın, vicdanın, insafın, imanın bütün gerekleri yerle bir edilmesine rağmen, son seçimde 10 puan birden kaybettiler. Bu kayıp 1 Kasım seçimlerinde katlanarak devam edecektir.
Hatırlayın, 7 Haziran seçimleri öncesinde yaşananları. Bir taraftan Cumhurbaşkanı bir taraftan Başbakan, diğer taraftan yanaşma ve beslemeleri neler söylemediler? Suikast senaryoları yazdılar, inanan çıkmadı. Mübarek kitabımızı kürsülerde salladılar, millet ibretle seyretti. Darbe masalları anlattılar, tutmadı. Şehit, kefen edebiyatı yaptılar, millet güldü geçti. Kalkınma, ilerleme, zenginleşme hikayeleri ters tepti. Bu da yetmedi, Devleti ve yargıyı kendileri gibi düşünmeyen, kendilerini onaylamayan herkesi yıldırmak, sindirmek, susturmak için kullandılar. Hakkımızda sayısız davalar açıldı. Neyle suçlandığımıza baktığımızda gördüklerimizi daha önce okuyucularımızla paylaştık. Bir defa daha hatırlatalım:

ANAYASAYI OKUMA SUÇU

Sayın Cumhurbaşkanı, “Anayasayı okumuyor musunuz?” diye sordu. Biz de Anayasayı okumakla kalmadık, herkesin okuması için de köşemize taşıdık. Cumhurbaşkanının Anayasadaki yetki ve görevlerini hatırlattık ve bunlara uyulup uyulmadığı ile ilgili sorular sorduk. Bu sorular tekzip ve dava konusu oldu. Dünyada ülkenin varlığına, birliğine sahip çıkmak ve doğruları hatırlatmanın suç sayıldığı başka bir ülke var mıdır, bilmiyorum. Bizde ülkeye, millete, bayrağa sahip çıkmak, AKP’nin ispatlı, şahitli sicilini gözler önüne serip, duruma göre nasıl vaziyet alındığını, inkarın, tefritin, aldatmanın boyutlarını ispatlamak ağır suç ve mutlaka cezayı gerektirir.

ALLAH’IN EMİRLERİNİ HATIRLATMA SUÇU

Hırsızlık yapanlar saltanat sürüyor, biz hırsıza “hırsız” diyoruz. Dünyanın gördüğü en büyük yolsuzluk ve rüşvet operasyonunu hatırlatıp, millete “daha ne olması gerekiyor?” diye soruyoruz. Bununla da kalmıyoruz, “Obama’nın eline sopa alıp ayar verdiği dünyada başka bir ülke lideri var mı? Bu muamele bir başka parti liderine yapılsaydı, ne söyler, ne yapardınız? Gökkubbe çoktan yere iner miydi, inmez miydi?” diye, vicdanlara sesleniyoruz. İslam dininin doğrularını, Efendimizin tavsiyelerini ve yaşantısını, sünnet, hadis gibi kılavuzlarımızı, Mübarek kitabımızı, Allah’ın emirlerini hatırlatıp, seçim meydanlarında, cami çıkışlarında yapılanları, söylenenleri yanına koyuyoruz. Diyanet İşleri Başkanı’na Papa’nın referans gösterilmesindeki çarpıklığı belgeliyoruz. Bu affedilmez suçlarımız için hemen harekete geçiliyor ve hakkımızda dava üstünü dava açılıyor.

13 YILLIK SİCİLLERİNİ ÖNLERİNE KOYMA SUÇU

Askerin kafasına çuval geçirildiği, “askerlik yan gelip yatma yeri değildir” nutuklarının atıldığı, şehit yakınlarının tartaklanıp hakarete uğradığı, “şehitler ölmez vatan bölünmez” demenin suç sayıldığı, bebek katilinin “sayın”, şehidin “kelle” muamelesi gördüğü, ömrünü terörle mücadeleye vermiş, bedel ödemiş insanların terör örgütü kurmakla suçlandığı, hükümet üyelerinin ordu mensuplarını “iyi ki bu komutanlarla savaşa gitmemişiz” diye aşağıladığı, kozmik odalardaki sırların servis edildiği, kendi toprağımızdaki ecdadın kemiklerinin tanka yüklenip getirildiği bir dönemden geçtik. Bunları yapan bir hükümetin bırakın iktidarda kalmasını, siyaset tarihinden silinip gittiğini söyledik. Meğer büyük suç işlemiz! Hemen gereğini yaptılar.
VATANA, MİLLETE SAHİP ÇIKMA SUÇU
Yalan, talan ve ihanetin tek ve değişmez politika haline geldiği, suikast tiyatroları ile milletin afyonlandığı, beslemelerin, yanaşmaların hazmettirme görevini ustalıkla sürdürdüğü, yıkım projelerinin, İmralı’dan servis edilen yol haritalarının uygulama alanı bulduğu, iki dilin, iki bayrağın, ikili eğitimin, iki ordunun tartışıldığı, ülkeyi yönetenlerin “Sivas’ın doğusu ve batısı” diye sınır çizdiği, hainlerle, bölücülerle şeref masaları kurulduğu ve törenle anlaşma imzalandığı, özerkliğin ve federasyonun tartışıldığı, iktidarı elinde bulunduranların “Türk” kelimesini Anayasadan çıkaracaklarını ilan ettiği bir dönemde; bizim vatana, millete sahip çıkmamız, bunları yanlış bulmamızdan, karşı durmamızdan ve bu rezilliği millete hatırlatmamızdan daha büyük suç olur mu?

BOP’U ONAYLAMAMA SUÇU

Ermeni iftiralarının iktidarın teşvik ve desteği ile alenileşip resmiyet kazandığı, özürlerin dilendiği, bu iftiraları kabul eden ülke sayısının ona katlandığı, Kuzey Irak’daki Peşmerge reisleri ile akrabalık ilişkileri kurulurken Türkmen varlığının unutulup kapatıldığı, Kıbrıs’ın elden çıkarılması için fırsat kollandığı, Ege’de bütün Yunan iddiaları doğru sayılarak haklarımızdan vazgeçildiği, BOP yolunda komşularımızla savaşın eşiğine gelip sınırlarımızın kevgire döndüğü, milyonlarca Müslümanın katili ABD askerlerinin ülkelerine sağ-salim dönmeleri için duaların edildiği, Suriye bataklığında kahramanlık arandığı bir dış politikanın yanlış olduğunu söylemek gibi affedilmez bir suç işledik!

DAVOS TİYATROSUNU İFŞA SUÇU

Yahudi’den alınan üstün cesaret madalyası ile Gazze’de kahramanlığa soyunulduğu, arkası arkasına devrilen Ortadoğu ülkelerinde Sultanlık ve halifeliğe heveslenildiği, Davos tiyatrosunun bedelini 9 Türk vatandaşının canıyla ödediği ve Türkiye’nin bu yüzden suçlu duruma düştüğü, dünyada yalnız ve itibarsız bir duruma geldiğimizi bizzat Cumhurbaşkanını itiraf ettiği bir dönemde, hala “itibar ve saygınlık”tan bahsedilmesinin ciddiyetsizliğini anlatmak gibi derin, büyük ve ağır suçlarımız var!

MİLLETE GERÇEKLERİ SÖYLEME SUÇU

Yüzde 16 ile işsizlikte, 500 milyar dolarla borçlanmada, bütçenin yarısı ile cari açıkta, eksi 14 ile büyümede, petrol ve enerji fiyatlarında, et gibi temel gıda ürünlerinde, katlanan açlık ve yoksullukta, devlet malının yağmalanmasında, hırsızlık ve yolsuzlukta dünya rekorları kırılırken; aç, açık, yoksul, işsiz insan sayısında tarihi virajlar dönülürken, “AKP’nin ülkeyi uçurduğunu, herkesin zenginleştiğini, dünyanın en saygın ülkesi olduğumuzu” söyleyip, milletle dalga geçmiyoruz. Bu suçu işleyen cezasız kalır mı?

ŞEREF MADALYALARI

1 Kasım seçimleri Türkiye’nin varlık, yokluk seçimleridir. Çok şükür biz var etme tarafındayız. Var edebilmenin bedelini vatan evlatları canlarıyla ödüyor. Bizim payımıza da hapis tehditleri düşüyor. Bu davalar bizim çocuklarımıza ve torunlarımıza bırakacağımız şeref madalyaları olacaktır.

ORHAN KARATAŞ

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER