SON DAKİKA

Söz Konusu Olan Vatanın

Gündem Yazıları

BİZİM BRÜTÜS

KÖŞE YAZILARI

Diyarbakır’ın Kara günü

Bu haber 18 Kasım 2013 - 9:37 'de eklendi ve 14 kez görüntülendi.

AKP varlık sebebinin gereği olarak ülkeyi bölüp yok etmekte, yeni ve çok ileri bir adım daha atmıştır. Zemini hazırladılar, sınırı belirlediler, şimdi de adını koydular. Artık sıra teslim edip ihaneti tamamlamaktadır. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Diyarbakır programının başka hiçbir anlamı da, izahı da yoktur. Bu ziyaret bugüne kadar yapılan bölücü ihanetin yeni ve çok tehlikeli bir aşamasıdır. Bundan sonra ne olacağı da, uygulamalarla gösterilmiş ve ilan edilmiştir.

İhanet güruhu

Diyarbakır’da biraraya gelenlere, kucaklaşanlara, elele tutuşanlara ve birlikte türkü söyleyenlere bir bakın. Tamamı bu ülke ve millete karşı kin yüklüdür. Mesut Barzani’den bugüne kadar Türkiye Cumhuriyeti’nin varlığına ve birliğine uygun düşen tek bir kelime duyan olmuş mudur? Ama ihanetin, saldırmanın, soykırımın, tehdidin her türlüsü bu peşmergebaşından gelmiştir. Şivan Perver denilen kaçkından bugüne kadar bu ülke ve millet için hayırlı, güzel tek bir harf duyulmamıştır. Buna karşılık kalleşliğin, kinin, nefretin, iftiranın, ihanetin her türlüsü bu bozuk ağızdan sıralanmıştır. İbrahim Tatlıses’in de bu güruhtan geri kalır bir yanı olmadığı herkesin malumudur. Bunlara BDP ve AKP takımını da ekleyin. İşte size Diyarbakır tablosu. Bunların sadece bir tanesi bile ihanetin her detayı için yeterli olmasına rağmen, hepsi bir araya gelmiş ve kolkola girmiştir. Buradan bu gruptan ülkenin ve milletin faydasına bir sonuç çıkması nasıl mümkün olabilir? Nitekim, konuşmalarında, buluşmalarında, mesajlarında bölme, bölünme, lime lime etme dışında bir şey ortaya konulamamıştır ki, bunun böyle olması varlık sebeplerine de uygundur.

Adım adım bu noktaya geldiler

Diyarbakır tarihinin en büyük rezilliğini, en ağır ihanetini yaşamıştır. Bir kara gün olarak tarihe geçmiştir. Yok edilmiş olan bölücülüğü tekrar canlandırmış, palazlandırmış, cesaretlendirmiş, azdırmış ve sonuç alır duruma getirmişlerdir. Yavaş yavaş teslim ettikleriyle alt yapıyı zaten hazırlamışlardı. “Sivas’ın ötesi” diyerek sınırı da çok önceden çizip, çıkardıkları kanunlarla eyalet yapılanmasını tamamlamışlardı. Bölgede bir fiili durum oluşmasına izin vermiş, iki dilli, iki bayraklı bir yapıyı kurmuş, devleti bölgeden tamamen çekmişlerdi. Andımızdan “Ne Mutlu Türküm Diyene” ibarelerine, TC tabelalarından neredeyse ay-yıldızlı bayrağımıza kadar Türk ve Türk’e ait her ne varsa, tamamı silinmiş ve yok edilmişti. Yerleşim birimlerinin isimleri değiştirilmiş, kalanların değiştirilmesi için de harekete geçilmişti.

Böyle olacağı belliydi

Bu gidişin sonunun bölüp teslim etmek olacağını biliyor ve söylüyorduk. Önce Allah, sonra bu köşeyi takip eden herkes şahittir ki, bugün yaşananların olacağını çok öncelerden söylemiş ve Türk milletini bu ihanete karşı uyanık olmaya defalarca davet etmiştik. Daha birkaç gün önce sıranın adını koymak ve teslim etmeye geldiğini yazdık ve dilimizin döndüğü kadarıyla anlatmaya çalıştık. Diyarbakır’da bir adım daha attılar ve adını da koydular. Başbakan Erdoğan “Kürdistan” sözünü bunun için kullanmıştır. PKK, BDP, PYD ve aklına gelebilecek bütün şer ve ihanet odakları da aynı şeyi söylemiyorlar mıydı? Ülkenin bir bölümü fiilen ayrılmış, sınırı çizilmiş, içi doldurulmuştur. Artık karşımızda “Kürdistan” denilerek adı da konulmuş bir ihanet vardır.

Bebek katilini salacaklar

Geriye sadece teslim etmek kalmıştır ki, Diyarbakır’dan bunun sözü de verilmiş ve kutlaması yapılmıştır. Başbakan cezaevlerinin boşaltılacağını söylemesinin anlamı da, sonucu da budur. Cezaevlerinden boşaltılacak olanlar bellidir. Bunun gidip dayandığı yer İmralı’daki bebek katili olacaktır ve bunun hazırlıkları yapılmaktadır. Ergenekon ve Balyoz davalarının ne olduğunu, ülkenin kahraman komutanlarının neden toplanıp içeri tıkıldıklarını, sonra da Genelkumay Başkanına İmralı’daki bebek katiliyle aynı cezanın niçin verildiğini hala anlamayanlar, mutlaka bir akıl hastanesine başvurmalıdırlar. Genelkurmay Başkanı ile bebek katiline aynı cezayı vererek, ülkeyi bölmek için terör yapıp bebekleri katledenlerle, bu kahpeliğe karşı duran ve mücadele edenleri eşitlediler. Bu eşitliği yargı eliyle sağladılar. Hani şu bağımsız olduğunu zannettiğimiz, her şeyin üzerinde tutuğumuz yargıdan bahsediyoruz. İşte size 12 Eylül referandumunun niye yapıldığının, yargının ne hallere getirildiğinin ve nasıl ele geçirildiğinin kesin ispatı.

Hepsi aynı torbaya

Şimdi de hepsini aynı torbaya koyup toptan affedecek ve güya beyaz sayfa açacaklar. Kahraman komutanlar affa uğrasalar bile ömürlerinin geri kalan bölümünü bu azapla tamamlayacaklar, ama diğer tarafta dünya tarihinin gördüğü en büyük katil, en azılı terörist, en kahpe bölücü ülkenin bir bölümünün kendisine teslim edilmesiyle, bütün hayallerine kavuşmuş olacaktır. Başbakan Erdoğan’ın Diyarbakır’dan duyurduğu “cezaevleri boşalacak” sözünün altında yatan budur ve artık bugünden sonra bunun gerçekleşmesi için harekete geçeceklerdir. Yarından itibaren de bunun biran önce tamamlanması için baskılar arttırılacaktır.

Derin işbirliği

Diyarbakır programının özü ve özeti işte budur. Türk düşmanı güruh bunun için biraraya gelmiş, bunu için sevinç gözyaşları dökülmüştür. PKK bugüne kadar neyi hedeflemiş, ne istemiş, ne beklemişse tamamını almıştır. Kalanların teslim edileceği de artık kesinleşmiştir. Bu durum aynı zamanda AKP ile PKK’nın nasıl birbirlerini tamamladıklarının ve derin bir iş birliği içinde olduklarının da ibret veren belgesidir. Seçimler öncesinde AKP’ye verilen her oyun PKK’ya verilmiş olacağını söylemiştik. AKP’ye oy verenler kime ve neye hizmet ettiklerini şimdi kendi gözleriyle görsün, kendi akıllarıyla değerlendirsinler. Hala anlamayanlar için daha sonraki yazılarımızda PKK’nın ne istediğini, İmralı canisinin tutanaklara yansıyan beyanlarını ve AKP’nin bunları nasıl yerine getirdiğini ayrıntıları ile değerlendireceğiz.

Orhan Karatasorhan@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.