SON DAKİKA

Diyanet İşleri Başkanı Olması Gerektiği Gibi Konuştu

Bu haber 04 Haziran 2014 - 10:00 'de eklendi ve 6 kez görüntülendi.

Fikri Atılbaz

Uzun zamandır Diyanetten İşleri Başkanından böyle bir açıklama duymamıştık. Ben yinede isterdim ki sayın Mehmet Görmez bu konuşmayı, Soma faciasından hemen sonra, fıtrat böyle, bu işin temelinde ölüm var diyenlerden, işi kadere bağlayanlardan, Soma’da gezen sakallılardan hemen sonra yapsaydı.

Başbakan işi kadere bağladı diye, Diyanet camilerde kader üstüne hutbe verdirmemeliydi. Din adamı, hükümet veya Erdoğan adına değil, Allah adına doğruyu söylemeli, konuşmalıdırlar. Görmez’in, Mardin Artuklu Üniversitesinde 81 ilin Müftüleriyle yapılan istişare toplantısında bu konuşmayı yapması önemli. Görmez şöyle demiş:

“Yaratıcının sonsuz kudretini yok saymak ne kadar yanlış ise insanın suç ve sorumluluklarına ilahi kudret üzerinden mazeret üretmek de o kadar yanlıştır. İlahi adalete gölge düşüren tez ve yorumlardan kaçınmak gerekir. Bizlerin, zulmü meşrulaştırmaya araç yapan dini algılama biçimleriyle kendi hatalarını örtmek için dini istismar eden yorumlar karşısında hakikati söyleme mecburiyetimiz vardır. Dünyevi isteklerde sınır tanımaz bir hevesle gücüne güç katanların yanında olmadığımızı açıklamak ve duyurmak zorundayız. Masum ve gariban işçilerin alın terlerini dikkate almayan bir çarkın parçası olmaya davet edilen dini anlayıştan biz uzağız. O tarz dini yorumlarla bizim hiçbir ilgimiz yoktur, olmaz, olamaz ve olmamalıdır. Zalimin zulmüne tabi kılınmış bir din, Allah’ın razı olmayacağı bir dindir. Mazlumların, kimsesizlerin ve mağdurların yanında olmak ve onların hakkını, hukukunu korumak Peygamberi bir misyondur. Allah’ın emrine ve rızasına uygun olan fiziki olarak bu facianın oluşmasına neden olan sebepler karşısında gerekli tedbirlerin alınmasıdır. Nasıl ki, sonuçlar karşısında müminin metaneti önemliyse sebepler karşısında da feraseti o kadar önemlidir.”

Devam ediyor, diyor ki, “Soma, modern uygarlık dünyasında dünyayla kurduğumuz ilişkinin, fakir ve mazlum bir grup insanın kaderini, nasıl ölümcül hale getirdiğini gözler önüne sermektedir. Yerin kilometrelerce altında ekmek parası için türlü eza, cefa ve meşakkatle çalışan kardeşlerimizin fedakarlığı her türlü takdirin üstünde olmakla birlikte, ölüm riskiyle güvensiz ortamda çalışmaya mahkum edilişleri, bugünün dünyasında büyük bir trajedidir. Bir tarafta konforun alabildiğine sonsuz bir şekilde icra edildiği bir yaşam tarzı, diğer tarafta adeta çağdaş köle statüsünde yerin metrelerce altında kömür isi ve gaz kokusuyla ölüme mahkum edilmiş, kazma ve kürek mahkumları. Böyle bir dünyada haktan, adaletten, emekten, emek hakkından ve merhametten bahsetmek çok zordur.”

XXXXXXX

Evet, bu sözlerden herkes üzerine düşeni almalıdır. ‘Cumhurbaşkanı olur muyum, olamaz mıyım?’ korkusuyla hareket eden, Soma faciasını işin fıtratında arayan, sınır tanımaz dünyevi istekler içinde olan, faciayı kadere bağlayarak dini mazeret üreten, acısından dolayı protesto eden insanlara saldıra, yumruklayarak, empati ve ferasetten uzak davranan Erdoğan bu yaşananlardan üzerine düşeni almalıdır. Bunun için de kulağını Görmez’in konuşmasına vermelidir.

İlgili ilgisiz tüm Banlar, verilen ruhsattan, iş güvenliğine kadar görmediklerinin ya da görmek istemediklerinin nasıl bir faciaya sebep olduğunu görmeliler. Çalışanları, “ölüme mahkum edilmiş, kazma ve kürek mahkumları” olarak görmemeleri gerektiğini anlamalıdırlar. Feraset bunu gerektirir.

Madeni işletenler sadece kazançlarını, elde edecekleri dünyalıkları, karları düşününce, nasıl bir felaketin meydana geldiğini görmeliler. Çalıştırdıklarının köleleri değil de, alın teriyle parasını kazanan işçiler olduğunu idrak etmeli.

Soma faciasından dini mazeret üreterek, hiç kimse kurtulmaya kalkmasın. Bu işten başta ilgili bakanlar olmak üzere, ruhsatların onun isteğiyle verildiğinin iddia edildiği Başbakan Erdoğan kendini soyutlayamaz. Şirket sahibini dini mazeretlerle aklamaya çalışan, vicdanları kömür karası olmuş yetkililer suçlusunuz! Bundan kurtuluşunuz çok zordur. Yine sözü sayın Mehmet Görmez’e bırakalım;

“Zalimler zulümleriyle, mazlumlar ahlarıyla anılırlar. Bu dünyada ah çekenlerin hakkını alma mücadelesi, bütün peygamberlerin mücadelelerinin ortak konusudur.” İnanın ki bu peygamberi mücadele, hakkın batılı yenmesiyle, zalimlerin devrilmesi, kalelerinin yıkılmasıyla başarıya ulaşacaktır.

Mazlumun ahını alanlar, aheste aheste çıkarmaya hazır olsunlar.

Sağlıcakla olun!

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.