Asikurtlar©

Dışarısı nasıl?

Dışarısı nasıl?
31 Mayıs 2016 - 9:50 'de eklendi ve 4119 kez görüntülendi.

 

 

Türkiye’nin AKP ile geçen 14 yılın sonunda nasıl kuşatmaya alındığını, bu milletle hesabı olan içeride ve dışarıda her kim varsa nasıl harekete geçip paylarına almak için saldırdıklarını, artık iktidar sahipleri itiraf ediyor. Unutmayalım ki, “sıfır sorun” diye gelmişlerdi, sorunlu olmadığımız hiçbir ülke, savaşın eşiğine gelmediğimiz hiçbir komşumuz kalmadı. Bunun birinci sebebi AKP’nin ganimet bilinmesi ve fırsatın kaçırılmak istenmemesidir. İkinci sebep ise AKP’nin güdük, çağdışı ve saplantılı siyasetidir. Her alana sirayet eden ve büyük bir çöküş getiren bu garip zihniyet, dış politika gibi hassasiyet, bilgi, beceri, birikim ve zeka isteyen bir alanda, çok daha büyük ve sarsıcı bir yıkıma sebep olmuştur.

ORTADOĞU ÜLKESİ OLDUK
Cumhuriyet tarihinin en büyük kayıplarını, en derin yalnızlığını yaşıyoruz. Kelimenin tan anlamıyla üçüncü sınıf bir Ortadoğu ülkesi durumuna düşürüldük. Çok daha acı olanı, ülkeyi bu hale getirenlerin hala çıkıp yaptıklarının doğru olduğunu savunmaları, itibardan, saygınlıktan ve ciddiyetten söz etmeleridir. O kadar doğru işler yapmışlarmış ki, herkes bunları kıskanıyormuş, onun için de düşmanlık ediyorlarmış. Hiçbir geçerliliği olmayan bu yaklaşım, dışarıda komedi olarak algılanıyor ve zaten yerlerde sürünen ciddiyet, hepten yok oluyor. Akıl ve izan sahibi herkes çok iyi biliyor ki, eğer bir ülke hızla kalkınır, gelişir, ilerler, demokrasi ve hukuk standardını yükseltirse, buna bağlı olarak itibarı da, saygınlığı da, etkisi de artar. İşte size, Güney Kore örneği. Bir ülke hukuktan, demokrasiden uzaklaşır, despotizme kayar, içine kapanır, dünya gerçeklerinden koparsa ciddiye alınmaz, itibar edilmez ve yalnızlaşır. Ne acıdır ki, AKP’nin durumu tam olarak budur. Bırakın, başkalarını, müttefiklerimiz, stratejik ortaklarımız, üyesi olmaya çalıştığımız AB gibi kurumlar dahi AKP’ye mesafe koydular. İtirazlarını, değerlendirmelerini ciddiye dahi almıyorlar.

HALININ ALTINA SÜPÜRÜLMEDİLER
Bu duruma nasıl geldiğimizi unutmayalım. İlk iktidar döneminde sıfır sorun politikasını hayata geçirmek için, bütün kırmızı çizgilerimizi, dokunulmazlarımızı yok edip, eşi emsali görülmemiş bir teslimiyet gösterdiler. AB’nin kapısında yatıp istenilen her şeyi vermeye hazır olduklarını ilan ettiler. ABD’ye, “halının altına süpürmeyin kullanın” teminatı verildi. Yunanistan’a Kıbrıs’ın teslim edileceği yönünde ümit aşılanırken, Ermeni iftiralarına sahip çıkıldı. Esat’la kardeş, Kaddafi ile sırdaş oldular. Zannettiler ki, herkese mavi boncuk dağıtarak, her istediğini vererek itibar ve saygınlık kazanacaklar. Tam tersi oldu. Böyle bir hükümet, böyle bir yönetimi karşısında bulan herkes payına düşeni alabilmek için sıraya girdi. Teslim etmekle bir yere varamayacaklarını anlayınca bu defa da, güya üstten alıp meydan okudular.

MÜSLÜMAN KANININA ORTAK OLDULAR
ABD’nin kullanımına bağlı olarak Arap Baharı denilen yıkım sürecinde herkesten önce koştular ve akan Müslüman kanına ortak oldular. Sırdaşları Kaddafi’nin kellesiyle top oynayanlara, uçakla para gönderdiler. Hesapsız, kitapsız, akıl ve mantık ölçülerine, ülke ve dünya gerçeklerine uymayan bu yaklaşımlar, çok ağır bedeller ödetti. Kaddafi sonrasında Libya ile bütün ilişkilerimiz bitti. Orada iş yapan firmalarımız haklarını alamadan geri dönmek zorunda kaldılar. Vatandaşlarımızı gemi ile kaçırmak zorunda kaldık ve bunu bile kahramanlık olarak anlattılar. Para gönderdiklerimizin ilk işi, Türkiye’ye meydan okumak ve hakaret etmek oldu.

SURİYE BATAKLIĞI
Suriye’de çok daha vahim bir tablo ortaya çıktı. ABD’nin Arap Baharı’nı hayata geçirmek için ilk taşı attılar. Kardeşleri Esad bir anda düşman ilan edildi. Hiçbir ölçüye ve gerçeğe uymayan bu güdük siyaset tam bir yıkım getirdi. 900 kilometrelik Suriye sınırımız bataklığa dönüştü. Esad karşı hamle olarak sınırlarımızı PKK’ya ve uzantılarına terk etti. Rejim karşıtlarına yapılan yardımlar ve oluşumlardan IŞİD denilen bir canavar türedi. Milyonlarca Suriye’li kontrolsüz biçimde ülkemize akın etti. Başımıza gelmeyen bela, sınırdan elini kolunu sallayarak içeri girip eylem yapmayan terör örgütü kalmadı. Ankara’ya kadar gelip bombalar patlattılar. Mısır’a demokrasi, Gazze’ye yardım götürüyorduk. Mısır darbeyle sarsıldı ve yine kaybeden taraf olduk. Gazze’de hiçbir şey değişmedi. Sadece İsrail’in terörist saldırıyla uluslar arası sularda 9 vatandaşımızı kaybetmekle kaldık. Arap Baharı denilen yıkım sürecinde ABD başta olmak üzere, dünyanın bütün ülkeleri paylarına düşeni fazlasıyla alıp, menfaatlerine göre bir düzen kurarken, en ağır şekilde bedel ödeyen, kayıp veren ve her türlü tehdit ve tehlikeye açık hale gelen tek ülke Türkiye oldu.

HER YERDE KAYBEDİYORUZ
Ayrıntılara girip, yaşananları, kayıpları, teslimiyetleri tek tek sıralamaya kalkışsak ne yerimiz yeter, ne zamanımız elverir. Fazla geriye gitmeye gerek yok, şu anda yaşadıklarımız sadece içeride değil dışarıda da nasıl ağır bir çöküş yaşadığımızı anlamaya fazlasıyla yeter. Düşünün ki, stratejik ortağımız ABD, burnumuzun dibinde gözümüzün içine bakarak terör örgütüyle işbirliği yapıyor. PKK uzantısı PYD’ye her türlü silahı vermekle kalmıyor, ABD askerleri bu teröristlerle birlikte ve onların sembollerini takarak meydan okuyor. Müttefikimiz Almanya, kendi kanlı ve kirli siciline bakmadan Perşembe günü Ermeni iftiralarını çok daha ileri götüren bir tasarıyı meclisinden geçirmeye hazırlanıyor. Fransa Cumhurbaşkanı daha bir hafta önce açık şekilde bizimle alay etti. Bütün bunlar için yapabildiğimiz tek şey kınama yapmak, eleştirmek ve rest çekmek. Ancak ne ciddiye alan var, ne de bir sonuç veriyor. Rusya ile gerginliğin bedelini millet ödüyor. Bu da yetmiyor, Putin özür dilenmesini ve tazminat ödenmesini bekliyor. Yanımızda bir tek dostumuz kalmadı.
Tablo ne yazık ki budur. İçimiz sızlıyor. Keşke iyi şeyler olsaydı, itibarımız, saygınlığımız, etkinliğimiz artsaydı. Gururla yazar, onurla savunurduk. Ancak, kuşatmadan, kayıptan, bedel ödemekten ve gün geçtikçe daha da yalnızlaşmaktan başka bir şey göremiyoruz. Yine geldik aynı yere. AKP zihniyeti var oldukça, yarın bugünden daha iyi olmayacaktır. Bu böyle devam edemez.

Orhan Karataş

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER