SON DAKİKA

CHP NE YAPMAK İSTİYOR?

Gündem Yazıları

BARAJ…

Gündem Yazıları

“Dış Güçler” AKP’nin Ruhundadır, Bedenindedir!

Bu haber 24 Haziran 2013 - 13:23 'de eklendi ve 17 kez görüntülendi.

Yıldıray Çiçek

Taksim olayları başladığı günden bu yana AKP’lilerin ağzından “Dış güçler” senaryosu eksik olmuyor. Taksim’de “Dış Güçler” senaryosu işlev kazandıysa, bunu elbette “Dış Güçlerin “taşeronluğunu yapma konusunda artık uzmanlaşmış AKP kadar bilen olmaz. Taksim olayları ile birlikte AKP’ye karşı samimi bir şekilde ve ülkesi adına kaygı duyarak isyan edenler olsa da, AKP kendisi adına bu eylemlerle biraz nefes almıştır. Çünkü siyasi yalanlarına destek olacak manzaraları Taksim olayları üzerinden üretmiştir ve hala yalanlarına devam etmektedir. “PKK Açılımı” yüzünden insan içine çıkamayan AKP şimdi Taksim’de PKK’lıların görünmesinden sonra “Teröristbaşı, bölücü” nutukları atabilme yüzsüzlüğünü göstermektedir. Taksim/ Gezi Parkı’nda ilk gözükenler Sırrı Süreyya Önder, Hüseyin Aygün, Sezgin Tanrıkulu gibi isimlerdir. Bu isimlerin ortak özelliği de PKK’ya olan yakınlıklarıdır. AKP’nin de PKK’ya olan yakınlığını göz önüne getirdiğimizde buyrun size “Dış güçler” hadisesi… Başbakan Erdoğan, AKP’li bakanlar ve milletvekilleri, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, yandaş medya koro halinde “Dış Güçler” nakaratlarını dillendiriyorlar. ABD’nin projelerinde görev alan bir partinin yetkililerinin ve yandaşlarının “Bunlar hep ABD oyunu” demesi de siyasetin tirajı-komik hali olsa gerek… AKP olaya nereden tutunmaya çalışırsa çalışsın tükenmiş ve aciz bir haldedir.

Ruhu ve bedeni Öcalan’ın yanında olan AKP’lilerin, bölücübaşılı posterler üzerinden ahkâm kesmesi ve nutuk atması da aslında bu acizlik ve tükenmişlikten bir kesittir.

AKP, Türkiye’de “Dış Güçlerin” vücut bulmuş haliyken, başkaları üzerinden “Dış güç” araması siyasetinin kıskançlık hali midir acaba?

AKP “Dış Güçlerin” ürünüdür. Ürün içinde ürün rekabeti varsa bilemeyiz. Ama şuan “Dış Güçlerin” Türkiye içindeki Truva atı rolünü en iyi oynayan kendileridir. “Dış Güçlerin” bir dediğini iki etmeyen, Ortadoğu Bölgesi’nde ABD ve İsrail’in paspası olmuş AKP’nin Türkiye’de sadece aynaya bakması “Dış Güçleri” bulmasına yardımcı olacaktır.

Yıllardır mağduru oynamayı çok seven AKP, Taksim olayları üzerinden yine bu oyuna başlamak istemektedir. Ahmaklar dışında AKP’ye “mağdur” gözüyle kimse bakmamaktadır. AKP’nin masumluğu hiç olmamıştır ki, mağdur olduğu bir olay olsun. Taksim olaylarında ortaya koyduğu şiddet, nefret, siyasi yalanlar, milleti ayrıştırma ve kutuplaştırma oyunları zaten mağdurluk taslayamayacak kadar ayarını kaçırmış durumdadır.

Taksim olayları başladığında “Dış Güçler” senaryosu yazanların başında da AKP’li Şeref Malkoç geliyordu. Şeref Malkoç’un , “Tayyip Bey’e bugün yapılanların benzerini 2001’de Bahçeli’ye yaptılar” yorumunda bulunarak Taksim/ Gezi Parkı olaylarını değerlendirmesi ve Tayyip’i masumlaştırarak aklamaya çalışması da gözden kaçmamıştır.

Şeref Malkoç! 57. Hükümete ABD’nin Irak’a işgal etmek için operasyon yaptığı doğrudur. MHP’den rahatsız olduklarını için MHP’ye medya gücüyle linç kampanyası yapılmıştı. Ama 57.Hükümetten sonra Türkiye’nin başına ABD’ye her türlü sadakatle bağlanan AKP’yi getirmiş ve Irak’ı işgal etmiştir. “İslamcı” diye iktidara getirilen kişilerin ABD askerlerine etmiş olduğu dualar arşivdedir.

Nasıl bir mantık sahibisiniz ki, MHP Lideri Devlet Bahçeli ile ABD’nin BOP Eşbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın birbirine benzetebiliyorsunuz?

Şeref Malkoç diyor ki: 2001-2002 yıllarında bugün Tayyip Bey’e yapılanların benzerini o zamanki Başbakan Bülent Ecevit’e ve Devlet Bahçeli’ye yaptılar.”

Bu operasyonlarda siyasi figüran olarak rol alan Recep Tayyip Erdoğan değilmiydi?

02.06.2002 tarihinde Erzincan’a nikâh şahitliğine giden Recep Tayyip Erdoğan Bülent Ecevit’in hastalığını dile dolayarak partililere ”Haftalar, aylardır, ‘Bu hükümet hasta’ diyoruz. Sayın Başbakan’a, İnönü için söylediklerini kendisine hatırlattık. Artık vakti gelince siyasetten çekilmesini bilmelidir’ diyordunuz. Şimdi o sözleri biz size hatırlatıyoruz ve diyoruz ki ‘Vaktiniz geldi geçiyor, istifa edin’ diyoruz. Artık fiziken çökmüş, bitmiş bir insan var karşımızda. Bakın her taraf kırılmaya, dökülmeye başladı. Bu neyi gösteriyor. Artık çelik korselerle duruyorsun.” şeklinde konuşma yapmıştır.

O dönem AKP Genel Başkan yardımcılığı görevini yürüten Abdullah Gül ise Bülent Ecevit’in hastalığı üzerine 02.07.2002 tarihinde ”Bu hükümetin yapması gereken tek şey vardır; gerçeği görmelidir ve Türkiye’ye daha çok zarar vermemek, halka daha çok acı çektirmemek için bir an önce istifa etmeleri gerekir. Başbakan ne dediğinin farkında değildir. Bu yaştaki ve bu hastalıklara yakalanan bir kişinin ne şahitliği kabul edilir, ne alışverişine imkân verilir” şeklinde gazetecilere açıklama yapmıştır.

Şimdi bu sözler operasyonda görev alanların kimler olduğunu göstermiyor mu? Önce Abdullah Gül, sonrada Recep Tayyip Erdoğan, Bülent Ecevit’ten sonra Başbakan olmadı mı? Daha siyasi yasaklı iken ABD tarafından Beyaz Saray’da ağırlanan Recep Tayyip Erdoğan değil miydi?

Şeref Malkoç kendi partin adına kaş yapayım derken, göz çıkardığının farkında mısın? Sen böyle konuşarak AKP’nin “Dış Güçlerle” olan ilişkilerini ortaya çıkarıyorsun.

Türkiye’deki “Dış Güçlerin” temsilcisi ve taşeronu AKP’den başkası değildir. AKP’ye bakarak “Dış Güçlerin” nefesini, duruşunu, tavrını anlayabilirsiniz. “Dış güçler” AKP’nin bedenindedir, ruhundadır.

AKP dünyadaki varlığını “Dış güçlere” ,”Dış güçlerde” Türkiye’deki varlığını AKP’ye borçludur.

Recep Tayyip Erdoğan’ın suratındaki kine ve nefrete bakın masum ve mağdur olabilecek bir tipi var mı?

Yıldıray Cicekyildiraycicek@gmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.