SON DAKİKA

Din, ihanetlerinizi örtme müessesi midir?

Bu haber 27 Haziran 2013 - 15:03 'de eklendi ve 19 kez görüntülendi.

Orhan Karataş

AKP’nin en büyük ve vazgeçilmez malzemesi hiç şüphe yok ki, din istismarıdır. İktidar kapısını bu istismarla açmış, sonraki seçimlerde buna mağduriyet tiyatrolarını da ekleyerek sonuç almışlardır. Üçüncü dönemle birlikte gerçek yüzleri açığa çıktı. Zaten yapabilecekleri bir şey yoktu. Zira kendilerini piyasaya sürenler artık kesin sonuç istiyorlardı. Bölmede kesin sonuç istiyorlardı. BOP’da kesin sonuç istiyorlardı. Çaresiz razı oldular.

BOP yolunda başımıza gelenler

BOP yolunda başımıza gelenler akıl ve vicdan sahibi herkesin malumudur. “NATO’nun Libya’da ne işi var?” denilerek çıktıkları yolda, Libya’nın yıkımı için gemilerimizi ve limanlarımızı NATO’nun emrine vermek zorunda kaldılar. Esat’la kardeş oldular, BOP’un sahibi sopa gösterince en azılı ve amansız düşman ilen ettiler. Suriye’de öyle bir bataklığa saplandık ki, tarihin en büyük terör eylemlerine, en ağır kayıplarına, en acı sonuçlarına katlanmak zorunda bırakıldık. İsrail tiyatrosu insanoğlu var oldukça unutulmayacaktır. Davos’da “van minut” dedik, 9 insanımız can verdi. AKP’nin verdiği karşılık, İsrail’i muhtemel bir saldırılardan korumak için Türk topraklarına savunma sistemleri yerleştirmek ve NATO üyeliğinin önündeki engelleri kaldırmak oldu.

Masayı İmralı’da kurdular

İstenilen kesin sonuç bu kadarla sınırlı olsa şükredeceğiz. Ancak asıl acı ve ağır olanı ülkenin bölünmesiyle ilgi istenen ve yapılanlardır. Nitekim, AKP’nin üçüncü döneminde bu konuda çok büyük ihanetlerin yaşanacağı, daha seçim ortamında belli olmuştu. PKK seçimi AKP’ye kazandırabilmek için çok özel bir hassasiyet göstermiş ve işbirliğinin hangi boyutlarda olduğunu ortaya koymuştu. Sonrasında İmralı’daki bebek katilinden de bu yönde ibret veren itiraflar geldi ve hiçbir AKP’li bunları yalanlamadı. Bu büyük ihaneti millete hazmettirme ustalığının rahatlığı ile harekete geçtiler. Oslo’da ve sonrasında İmralı’da kirli pazarlıklar yapıldı. Bu pazarlıkların ifşa olmasıyla panikledi ve şereflerini ortaya koydular. O günlerde, “eğer bunun hesabı sorulmazsa, artık Oslo’ya gitmelerine gerek kalmaz, Ankara’da masa kurar, açık ve aleni pazarlıklar yürütürler” demiştik. Öyle de oldu. Masayı İmralı’ya kurdular. Bugün açık ve net şekilde gidiyorlar, görüşüyorlar, pazarlık ediyorlar ve hayata geçiriyorlar. Daha doğrusu İmralı’daki bebek katili ne diyorsa, anında yerine getiriyorlar.

Ülke fiilen bölündü

Bölücü katillerin yılladır kan dökerek elde etmek istediği her ne varsa, tamamı İmralı’da teslim edilmiş durumdadır. Ülke bugün fiilen bölünmüş haldedir. Belli bir bölgemizde ayrı bir dil konuşulmakta, ayrı paçavralar sallanmakta ve ayrı bir otorite oluşturulmaktadır. Asayiş gücü kurup, diploma verecek kadar ileri gitmişlerdir. “Kuzey Kürdistan” diyerek adını bile koymuşlardır. Kandil ve İmralı bir parti genel merkezine dönüşmüştür. Düzenli aralıklarla açıklamalar geliyor. İktidar icraatlarını bu açıklamalara göre şekillendiriyor. Bugüne kadar ne istedilerse aldılar. Ne dedilerse kabul gördüler. En küçük bir muhalefete, en küçük bir itiraza koro halinde karşılık veren ve elindeki medya gücü ile susturmak için seferber olan AKP, bütün bu ihanet açıklamaları ve gelişmeleri karşısında bugüne kadar tek bir kelime dahi etmedi. O kadar ki, komutanların bulunduğu helikoptere yapılan saldırıyı dahi görmezden, duymazdan geldiler.

Akil tiyatrosu

Milletin tepkisini azaltmak ve dikkatleri başka yerlere çekebilmek için bu rezilliği akil adam tiyatrosu ile gizlemeye uğraşmışlar, ancak Türk milletin gazabı karşısında şaşkına dönmüşlerdir. Dünkü rapor sahnesi, bu tiyatronun bir süre daha devam edeceğini gösteriyor. Ancak, artık takke düşmüş ve AKP’nin neye ve kime hizmet ettiği ifşa olmuştur. Ne yapsalar fayda etmiyor. Bu şartlarda daha yoğun şekilde din istismarına yönelecekleri anlaşılıyor. Nitekim, Gezi Parkındaki masum ve haklı talepleri ellerindeki devlet gücünü seferber ederek kısmen bastıranların bu durumu millete, “bir besmelemiz” yeter diye anlatmaya çalışması istismarın nerelere kadar ulaşabileceğinin ibret veren bir örneğidir. Üç Hilal’den sonra , mukaddes dinimizi bile kendi özel durumlarına, özel menfaatlerine nasıl alet edebildiklerini bir defa daha hayretle gördük.Mukaddes dinimiz ne çektiyse, bu din simsarlarından çekti.

Dinimize haksızlık

Yukarıda sadece birkaç örneğini verdiğimiz gibi her türlü yalanı söyleyeceksiniz, her türlü ihaneti yapacaksınız, 11 yıllık iktidarınız sonunda ülke yangın yerine dönecek, bu ülkeyle, bu milletle hesabı olan her kim varsa payına düşeni almak için harekete geçecek. Sonra da dönüp bir besmele çekerek her şeyi kitabına uyduracağınızı zannedeceksiniz. Bu her şeyden önce güzel dinimize haksızlıktır. Din sizin yanlışlarınızı, yalanlarınızı, ihanetlerinizi örtme ve aklama müessesesi midir? Bu hakkı, bu yetkiyi nereden buluyorsunuz? Bizim bildiğimiz, inandığımız ve yaşadığımız İslam dini buna müsaade etmez.

İslam’ın neresinde yazılı

MHP lideri sayın Bahçeli’nin bu konuda çok çarpıcı açıklamaları olmuştur. Biz bu açıklamalar içinde yer alan ve mutlaka cevap verilmesi gereken soruları hatırlatarak bitirelim: “Samimi din alimlerimiz, kamil ve Allah dostu velilerimiz, üniversitelerin ilahiyat fakültelerinde görev yapan muhterem öğretim üyelerimiz Başbakan’ın İslamla aldatmasına, ahkam kesmesine, fetvalar vermesine nereye kadar suskun kalacaklardır? Besmele çekerek oyunları bozduklarını söyleyen Başbakan, Amerikan askerlerine dua ettiği, küresel kanlı projelere eşbaşkanlık yaptığı zamanları ne çabuk unutmuştur? İşgalcilere kapılanmak, Müslüman kanını oluk oluk akıtanlara, bölünmemizi ve parçalanmamızı gözleyenlere sarılmak ve dalkavukluk yapmak İslam’ın neresinde yazılıdır?”

Orhan Karatasorhan@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.