SON DAKİKA

DİASPORAYI BU KAFA AZDIRDI

Bu haber 23 Nisan 2015 - 11:44 'de eklendi ve 11 kez görüntülendi.

Ermeni iftiralarının 2015 yılıyla birlikte daha da ileri bir noktaya taşınması için uzun süredir hazırlık yapıldığını bütün dünya biliyordu. Ne yazık ki, bizim hükümetimiz ne işin ciddiyetini fark edebildi, ne de en küçük bir tedbir aldı. Daha da vahim olanı, yaptıkları açıklamalar ve sergiledikleri tutarsızlıklarla Ermeni iftiralarının daha da ileri götürülmesine zemin hazırladılar ve hız kazandırdılar. Papa’nın cüreti de, Avrupa Parlamentosunun hiçbir vicdani, ahlaki ve hukuki dayanağı olmayan kararı da bunun ürünüdür. Şimdi de ABD Başkanının ne diyeceğine dair fal açıyor, çaresiz biçimde bekliyorlar.

TARİHİ GERÇEKLER
Birinci dünya savaşını çıkaranlar da, milyonlarca insan kaybına sebep olanlalar da bellidir. Ermeniler, 400 yıl bu milletin bağrında yaşamış ve sadık teba olarak değerlendirmişler ve her makam ve mevkiye gelmişlerdir. Ahlak, vicdan ve insanlıktan haberi olan, biraz tarih bilgisi bulunan herkes çok iyi biliyor ki, Ermeniler Osmanlıyı tarihten silmek için alet edilmişlerdir.
Ermeni örgütleri piyon olarak kullanılmışlardır. Çocukluğumda rahmetli babaannemden Ermeni çetelerinin zulümlerine ait çok acı hatıralar dinlemiştim. Her ne kadar o devrin insanları bugün artık hayatta olmasalar da, evlatları ve torunları, anlatılanlardan yaşananları biliyorlar.
Başta doğu Anadolu olmak üzere Türkiye’nin her yerinden, hala toplu katliam mezarları çıkıyor. İşin aslı, Ermenilerin kışkırtmaların da etkisiyle bir devlet kurabilmeye heves ettikleri ve bunun için vahşi bir soykırıma giriştikleridir. Nitekim, aynı şeyi 21’nci yüzyılda Azerbaycanlı kardeşlerimiz için yapmakta en küçük bir tereddüt göstermemişlerdir. Hocalı soykırımı dünyanın gözleri önünde yaşanmıştır. Bugün Azerbaycan toprağı olan ve ülkenin yüzde 20’sini oluşturan Dağlık Karabağ bölgesi Ermeni işgali altındadır ve bir milyon insan sürgün edilmiştir.

ASIL SOYKIRIM HOCALI’DA YAPILDI
Papa, Avrupa Parlamentosu ve Ermeni iftiralarını kabul eden ülkeler eğer bir soykırım görmek istiyorlarsa, önce tarihe, sonra da dönsün Hoclı’ya ve Dağlık Karabağ’a baksınlar. Türklerin Ermenilere soykırım yapması için hiçbir makul gerekçe olmadığı gibi, yaşanmış gerçeklerle de uzaktan yakından ilgisi bulunmamaktadır. Türkler eğer soykırım, asimilasyon yapacak olsalardı, bugün başta balkanlar ve Kafkaslar olmak üzere Avrupa’nın büyük bölümünde tarih başka türlü yazılırdı.600 yıl bütün milletlerle birlikte ve kardeşçe yaşamış olan Osmanlı’nın, 7 düvele karşı savaşmak zorunda kaldığı ve can derdine düştüğü bir dönemde soykırım yaptığını söylemek, geri zekalılığın da ötesindedir.

 
ELİMİZDEKİ BELGELERİ KULLANAMIYORUZ
Ermeni iftiralarının uluslararası hukuk ve insan hakları kriterleri açısından hiçbir geçerliliği olmadığı ispatlanmıştır. Tarihi gerçeklerin yanı sıra bu durum elimizdeki en büyük ve en kesin argümandır. Tarihçilerin bir araya gelmesi, arşivlerin açılması, dönemin bütün bilgi ve belgelerinin değerlendirilmesi, bu iftiralar için yapılacak en doğru ve olması gereken yöntemdir. Ancak, Ermenistan tarafı iddialarının bir iftiradan ileri gitmediğini çok iyi bildiği için buna yanaşmıyor. Tek taraflı bir yalan kampanyası ile dünyayı ayağa kaldırıyor.
Bu durumda yapılması gereken bellidir. Ermenistan tarafı yanaşmıyor diye, oturup beklemenin hiçbir anlamı yok. Elimizdeki belgeleri, arşivleri ve Hocalı gerçeğini kendimiz değerlendirir ve dünyanın önüne koyarız. İtirazı olana, farklı değerlendirene, iftiralara onay verene bu belgeleri anında gönderir, hareket alanı bırakmayız. Eğer milli ve duyarlı bir hükümet olsaydı, bunları yapar ve Ermeni iftiralarının 100’ncü yılını etkin ve doğru bir bilgilendirme faaliyetiyle birlikte, fırsata çevirirdi.
NEYİN ÖZRÜ?
AKP zihniyeti bunu yapmadığı gibi, açıklamaları ve izlediği politika ile Ermenistan yalanlarını daha da ileri götürmüş, iftiracıları daha da cesaretlendirmiştir. Yapılan yanlışlarla ilgili daha önce birkaç yazı yazdık. Başka hiçbir şey olmasa dahi Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan sonra, Başbakan Davutoğlu’nun yaptığı yazılı açıklama ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın değerlendirmeleri, Ermeni iftiralarının niye bu kadar ileri gidebildiğinin ispatıdır. Neyin taziyesini sunuyor, neyin özrünü diliyorsunuz? Eğer özür dilenecekse, önce Dağlık Karabağ’ı boşaltsın, Hocalı’nın özrünü dilesinler. Sonra Osmanlıya yaptıkları kalleşliklerin, yaptıkları vahşi katliamların özrünü dilesinler. Sonra da eğer varsa bir yanlışlık biz zaten gereğini yaparız.
VEREREK NEYİ ÇÖZDÜNÜZ?
Her alanda olduğu gibi burada da hayret veren bir teslimiyet gösteriliyor. Vererek, teslim olarak hiçbir yere varılamayacağını 13 yıl geçmiş olmasına rağmen ya hala anlayamadılar veya kasıtlı yapıyorlar. Ruma verdiklerinizle, adanın Ruma teslim edilmesi için bütün dünyadan baskı görmek dışında Kıbrıs’da hangi çözüme ulaştınız? PKK’ya verdiklerinizle, ülkenin bölünmeye gitmesi, 6-7 Ekim olayları ve Ağrı’da yaşanan kalleşlikler dışında, hangi çözümü sağladınız? Bu soruları daha da çoğaltmak mümkündür.
LİDERLERDEN NE CEVAP GELDİ?
Bu kadar yanlış, bu kadar çelişki ile doğru bir sonuç almak mümkün olamayacağı gibi, zaten yerlerde sürünen ülkenin itibarı ve saygınlığı daha da zor durumlara düşüyor. Bir taraftan tarihi gerçeklerden bahsediyor, diğer taraftan neredeyse özür diliyorlar. Onun için Ermeni iftiralarını kabul eden ülke sayısı AKP ile birlikte patlama yaptı. Ounun için Papa gibi aynaya baktığı zaman kan ve cinayetten başka bir şey görmeyecek olanlar, dahi bizi suçlayacak kadar cüret kazandı. 24 Nisan’da bir Çanakkale kutlaması için dünya liderlerine çağrı yaptınız, ne cevap geldi? Kaç tane dünya liderinin katılacağını gerçekten merak ediyorum ve hiç olmazsa bunun da bir fiyaskoya dönüşmemesini, bütün samimiyetimle diliyorum. Şiir okuyup, kahramanlık filmleriyle Türk milletini şah damarından yakalayabilirsiniz, ama dünyada bunun bir geçerliliği ve karşılığı olmuyor.

 
ORHAN KARATAŞ

Orhan Karatasorhan@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.