Asikurtlar©

Devlet yönetmeyi bilmiyorlar

Devlet yönetmeyi bilmiyorlar
02 Ağustos 2016 - 5:30 'de eklendi ve 5787 kez görüntülendi.

Sorun kurumlarda değil.
Sorun kafadadır! Sorun zihniyettedir.
Askeri okullarda darbe dersi yok!
AKP bunu anlayamıyor.
27 Mayıs 1960 askeri harekatı, hükümeti denetlemek için “Milli Güvenlik Kurulu” ve “Anayasa Mahkemesi” inşa etti. Sonuç, darbelere devam edildi!..
Peki bugün TSK’yı denetleyecek kurumlar üzerinde duruluyor mu; hayır!
Siyasal iktidar Sayıştay tarafından denetlenmesine izin veriyor mu; hayır!
İşte mesele aslında budur; mesele demokrasi anlayışımızın sakatlığından kaynaklanıyor.
AKP kendi iç güvenliği için bin yıllık orduyu hallaç pamuğu gibi dağıtıyor.
Sanıyorlar ki; kuvvet komutanları Milli Savuma Bakanlığı’na ve Genelkurmay da “tek adam” Erdoğan’a bağlanınca bu ülkede darbe filan olmaz! Şaka mısınız siz?
Hâlâ palyatif/geçiştirici kararlar alıyorlar! Şekilcilikle uğraşıyorlar!
Biliyordum olacakları; ve geçen hafta arka arkaya Osmanlı ordu tarihi hakkında dört makale yazdım.
Dedim ki, “evet orduda büyük yapısal sorunlar var” ama bunu aceleye getirmeyin; konuşulsun, tartışılsın!
Öncelikle stratejik konsept belli olsun.
Kararlar rasyonel olsun…
Kararlar bilimsel olsun…
Ne gezer! Sürekli kandırılan kadrolar yine kararlarını dayattılar ülkeye.
Tarihi bilmiyorlar ve bu nedenle ders filan çıkardıkları yok.
Örneğin… İttihatçılar, -haklı olarak çağın gerisinde kalmış, okuma yazma bile bilmeyen- alaylı subayları ordudan attı. Sonra, savaş sırasında alaylı subayların deneyimlerini çok aradılar ve kökten tasfiye hareketi yapmanın yanlışlığını kabul ettiler. Bugün de…
Bir türlü şehirleşememe sonucu “göçebe kültürü” anlayışıyla derinli araştırma-çalışma yapmadan, kimselere danışmadan ve geçmişten hiç ders çıkarmadan ani/günlük kararlara imza atıverdi AKP kadroları.

İstişare sorunu

Dikkat ediniz:
Türk Ordusu’yla ilgili dayatılan kararların doğruluğunu-yanlışlığını tartışmıyorum.
Öncelikle yöntemsel hata olduğunu belirtiyorum.
Toplumsal uzlaşma havası yakalanmışken AKP ısrarla eski hatalarında devam ediyor.
AKP’liler; Erdoğan’ın iki dudağından çıkacak söze bakıyorlar hâlâ.
Böylesine köklü değişim kararı, TBMM ve muhalefet partileri liderleriyle görüşülmeden alınabilir mi?
Kamuoyunun bir kısmı haklı olarak “AKP Ordusu’nu kuruyor” diye düşünüyor.
Kamuoyunun bir kısmı haklı olarak, “AKP orduyu kendine bağlayarak siyasallaştıracak” diye korkuyor.
AKP, güven duyma konusunda hassas olan çevrelerin görüşlerini hâlâ önemsemiyor; “palas pandıras”/yıka-döke gidiyor. Bakınız…
Asıl meselemiz işte bu:
AKP ne hükümet ne de iktidar olmayı beceriyor. Ülkeyi yönetme kabiliyeti yok; bilmiyor!
Bu nedenle, “demokrasi” denince akıllarına sadece sandık ve çoğulculuk geliyor.
Devleti, muhalefet partileriyle birlikte yönetmenin ne olduğu konusuna dair tek fikirleri ve pratikleri yok. Aksilik. Sorunun buradan çıktığını da kavrayamıyorlar. İletişim, istişare ve ikna konusunda sorunları olduğunu anlamıyorlar.
CHP lideri Kılıçdaroğlu haklı olarak “bizden görüş almadılar, almaları gerekiyordu” diye sitem edince hatalarını anlıyorlar.
17-25 Aralık sürecinde de CHP için bunu yazmıştım; hükümetler güçsüz düştüğünde devleti ana muhalefet partisi yönetebilir.
Demek istediğim, bakanlık koltuklarına oturarak değil, fikirler vererek yönetmektir!
AKP’nin demokrasi anlayışı ve CHP’nin de muhalefet yapma bilinci eksiktir. Öğrenmeleri Türkiye yararına olur…

Asıl mesele

Ordu, asırlardan beri devletin kurucu unsurudur.
Ordu, asırlardan beri devletin bekası için görev yapar.
“Cici demokrasicilik oyunu” için ordunun kişiliğini, moralini, özgüvenini ve hiyerarşik disiplinini yok ederseniz tamiri zor hallere düşeriz. Bir dönem Latin Amerika ya da Afrika’da olduğu gibi erken kalkanın darbe yapacağı ülkeye döneriz.
OHAL kararı gibi dayatmalarla askerin, ülkesine adanmışlığına zarar vermeyiniz.
Mesele okullar değil; askeri liselerin kapatılması nostaljik olarak insana hüzün veriyor. Biliyorsunuz, askeri ortaokulları da çok önce kapatılmıştı.
Evet asıl mesele bunlar değil…
Bir orduyu kötürüm kılmanın yolu; -hangi görüş olursa olsun- onu politikleştirmekten geçer.
Keza…
En büyük hata; Peygamber Ocağı Türk Ordusu’nu Batı ordularıyla kıyaslamak olur. Dönek liboşları dinleyerek “Batı’da öyle, onlarda böyle” diye şekilci değişimlere başlarsanız hata yaparsınız. (Ayrıca. Bırakınız şu; ülkesel çıkarlarımız umurunda olmayan NATO-AB konseptini filan.)
Örneğin… Askerlik meslek olarak benzese de işin ruhu çok başkadır. Yani… Mehmetçik’i, -”profesyonel ordu kuracağız” diye- “para için görev yapan asker” haline dönüştürürseniz, bu TSK için yıkım olur.
Mehmetçik’in ruhunu öldürmek devletin yıkımı olur.
İstedikleri budur; ulusal orduyu yok etmektir.
Biliniz ki…
Mesele ordu-askerin vasıflı olması ise…
– Ordu ve askerin vasıflı olması, siyasetin-siyasetçinin vasıflı olmasından geçer.
– Ordu ve askerin vasıflı olması, ülke ekonominizin vasıflı olmasından geçer.
– Ordu ve askerin vasıflı olması, demokratikleşmenin vasıflı olmasından geçer.
– Ordu ve askerin vasıflı olması, insan kalitesinin vasıflı olmasından geçer.
Yoksa, -örneğin II. Abdülhamit gibi iç güvenlikçi bir anlayışla- “ordu benim ordum olsun; bana darbe yapmasın” diye düşünürseniz, siz daha çok 15 Temmuzlar yaşamaya devam edersiniz.

Soner Yalçın

Yazının Devamı

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER