Asikurtlar©

Devlet ve hükumet tanım ve kavramları üzerine

Devlet ve hükumet tanım ve kavramları üzerine
19 Ocak 2016 - 20:54 'de eklendi ve 4204 kez görüntülendi.

Yanlış kavram ve tanımlarla hiçbir zaman bilim yapılamaz ve gerçeğe varılamaz. Ayrıca, doğru düşünebilmek ve bunların üzerine doğruluğu maddi olarak kanıtlanmış başka gerçekleri kat kat yığarak ilerleyebilmemiz için; olmazsa olmaz, aklın apaçık ilkesine uygun, evrensel, zaman üstü, her yerde geçerli, değişmez, sabit ilkeleri temele koymalıyız…

Devlet, asla bir kişi veya kurum değildir ve olamaz da. Devlet, olabildiğince fazla kişilerin ve kurumların yatay hiyerarşik yetkilerle döngüsel olarak birbirini denetlediği yapının tümüdür. “Olabildiğince fazla kişilerin ve kurumların yatay hiyerarşik yetkilerle döngüsel olarak birbirini denetlediği” dedik, çünkü ne kadar az kişi ve kuruma çok yetki verilirse, ilgili kişi veya kurumun olumsuz, yanlış karar vermesi veya yetersiz icraat yapması devletin devamlılığını ve kalıcılığını tehlikeye atar. Bu nedenle, az veya sınırlı yetkilerle çok kişi ve kurumlar yetkilendirilmelidir ki, herhangi birinin olumsuz, bozuk, yanlış ve yıkıcı karar ve icraatını fark ederek ve denetleyerek diğeri önlesin. Böyle bir yapıda, tek otorite hukuktur; hukuk dışında her hangi bir otorite bulunamaz. Her kişi veya kurum, kullanacağı kısmi yetkiyi hukuktan alır ve aynı zamanda bizzat kendisi bir başka kurum veya yetkililerin denetimine tabiidir. Ayrıca her yetkili sorumludur ve sorumsuz yetkili yoktur…

Evet; hukuki anlamda devlet teşkilatlanması ve kurumların işlevinin düzenlenmesi soyuttur. Kurumlardaki yetkili kişilerin icraatlarıyla devlet somutlaşır; ancak bu, sırf bir tek kişinin veya kurumun kararı ve icraatından dolayı tüm yapının iyi veya kötü olacağı anlamına gelmez. Diyalektik gereği her yerde her şeyin az da olsa zıttı mutlaka vardır. Bu nedenle, ilgili devletin içinde veya dışında, ortaya çıkabilecek herhangi bir bozukluk veya yıkımda, yetki gaspı yapanlar, görevi kötüye kullananlar sorumlu ve suçludurlar…

Takdir edersiniz ki, devletin tüm kurumlarındaki yetkililer aynı birikimde ve iyi niyette olmadığından sömürgecilik bunlardan kendine hizmet edecek uygun birini bulup yararlanarak bir delik açar ve ilerleyen zamanda sızmayı genişletir. Ülkemizde devlet, Türkiye Cumhuriyeti’dir; hükumet, geçici süreliğine yetkilendirilen yönetimdir. Sömürgeciliğin emrinde, bozguncu, yıkıcı hükumetlerin icraatları; Cumhuriyet rejimine mal edilemez. İşsizliğin, eğitimsizliğin (veya kasıtlı ters eğitilmişliğin) kol gezdiği ortamda; yeteri kadar kafa karışıklığı varken, olası bilinçli zannedilenlerin de daha fazla kafa karıştırmaması gerekir. Hem devletin varlığı tehlikede ve milletle karşı karşıya getirilmeye çalışılıyor; kültür sömürgeciliğinin kavram ve tanımlarıyla bu değirmene su taşınmamalı…

Şunu kesinlikle bilelim ki, sömürgeciler, kârlarının hızla artmasını kısmen yavaşlatan milli devletleri, bizzat içindeki halkına yıktırmayı marifetmiş gibi göstererek onu devletsiz, düzensiz bırakarak halkı adeta IŞİD ve PKK arasında bir mülteci seviyesine düşürmek istiyor. Bu tuzağa düşmemek için, geçmişte, günümüzde ve gelecekte herhangi bir olumsuz olayda asla Türkiye Cumhuriyeti suçlanmamalıdır. Türkiye Cumhuriyeti devletinin masumluğundan emin olunmalıdır. Türkiye Cumhuriyeti devleti, tarihinde hiç olmadığı kadar yalnızdır. Üstelik dış düşmanları azıya aldığı gibi içeriden de sızma ve çürümelerle karşı karşıyadır. Çünkü akılcı, birlikçi, cumhuriyet (laik, üniter, cumhuriyet) yapısıyla dünyada devletler içinde insanlığın en çok ihtiyaç duyduğu, ideale en yakın devlet, biricik Türkiye Cumhuriyeti devleti olması nedeniyle sömürgeciliği kıskandırıyor ve sömürgeciliğin ilk saldırı hedefi haline geliyor. Ekonomisindeki sorunlar, sanayi ve teknolojinin gelişmemişliği, hukuki yapının değil, siyasetçilerin hırsız ve eğitim düzenini kötüleştirmelerinden kaynaklıdır…

Yukarıda, bilime ve hukuka göre açıkladığımız olması gereken devlet ve hükumet tanım ve kavramları, ülkemizde sömürgecilerin eskortlarınca oluşturulan kafa karışıklığı nedeniyle yeteri kadar bilinmesini önlediği gibi; her an, herhangi bir yerde, herhangi bir şekilde, hukukun herhangi bir kuralı, hukuk tanımayan despot, zalim, zorba AKP’liler tarafından da çiğnendiğinden hukukun işlemesi de ihlal ve iptal edilmektedir…

Son zamanlarda, savaş bitsin, barışalım, katil devlet gibi sözler, kasıtlı şekilde yanlış ilişkilendirilerek kullanılıyor ve bilgi birikiminden yoksun, aklı karışık geniş kitlelerin düşünceleri yönlendiriliyor. Savaşın ve barışın olması için, iki devletin olması ve karşı karşıya gelmesi gerekir. Türkiye Cumhuriyeti devletinin sömürgeciliğin kiralık tetikçi, bölücü terör örgütü PKK’ya karşı geçmişte yaptığı ve gelecekte olası yapacağı tüm harekâtlar yasal savunma hakkıdır (meşru müdafaadır). Ayrıca, içinde bulunduğumuz zaman diliminde teröre karşı mücadele edildiğinden hâlen daha kuşkuluyum. Hem; 7 Haziran 2015 – 1 Kasım 2015 tarihleri arasında, teröre karşı gerçekten mücadele yapıldıysa bunu AKP’nin tek başına iktidar olamamasından yararlanan Ankara’daki milli bürokratlar yaptırmıştır ve AKP de sırf tek başına yeniden iktidar olabilmek için mücadelenin içinde varmış gibi gözükmeye çalışmıştır. Çünkü PKK’yı geliştiren, güçlendiren, yığınak yapmasını, alan kazanmasını ve taban genişletmesini sağlayan AKP’dir[1], [2], [3], [4], [5], [6], [7], [8], [9], [10], [11], [12], [13], [14], [15], [16], [17], [18], [19], [20], [21], [22], [23], [24], [25]. Yani AKP PKK’dır ve PKK, PKK’ya karşı harekât yapmaz. Sömürgeciliğin, psikolojik harekât çalışması olan basit sokak olaylarıyla devlete karşı dönüştürmeye hazırladığı bazı barışçı, demokrat, halkçı, kardeşçi, komünist, romantik, liberal, sosyalist AKP muhalifleri; bize, AKP’yi neden kendileri kadar eleştirmediğimizi soruyorlar. PKK’lıları PKK’lı olup olmaması konusunda neden eleştirmiyorsak AKP’lileri de o nedenle eleştirmiyoruz. Çünkü onların doğası öyle ve başka türlü olmaları varlık yasalarına aykırıdır. Eleştirmek, ciddiye almak, değer vermek ve değişeceğini, gelişeceğini umarak, eksik ve yanlışlarını göstermektir. Bu aynı zamanda akılcı yöntemin olmazsa olmazlarından biridir ve bir özne, dışarıdan eleştirilmese dahi, bizzat kendi kendini eleştirmek zorundadır…

Kaynak:

[1] https://www.facebook.com/oku.davet.et/videos/951796171534144/

[2] https://www.facebook.com/oku.davet.et/videos/898139070233188/

[3] https://www.facebook.com/oku.davet.et/videos/898141526899609/

[4] https://www.facebook.com/oku.davet.et/videos/866159156764513/

[5] https://www.facebook.com/oku.davet.et/videos/868056089908153/

[6] https://www.facebook.com/photo.php?v=10150994070418485

[7] https://www.facebook.com/photo.php?v=642448712468893

[8] https://www.facebook.com/photo.php?v=688504784529952

[9] https://www.facebook.com/photo.php?v=10150994749188485

[10] https://www.facebook.com/photo.php?v=10150994689328485

[11] https://www.facebook.com/photo.php?v=10150994001753485

[12] https://www.facebook.com/photo.php?v=10150992315518485

[13] https://www.facebook.com/photo.php?v=10150991915883485

[14] https://www.facebook.com/photo.php?v=10150991907913485

[15] https://www.facebook.com/photo.php?v=10150991879533485

[16] https://www.facebook.com/photo.php?v=10150991755213485

[17] https://www.facebook.com/photo.php?v=684328844947546

[18] http://www.hurriyet.com.tr/gundem/26524465.asp

[19] https://www.facebook.com/photo.php?v=682339591813138

[20] https://www.facebook.com/photo.php?v=657011494345948

[21] https://www.facebook.com/photo.php?v=646658718714559

[22] https://www.facebook.com/photo.php?v=634934869886944

[23] https://www.facebook.com/photo.php?v=10151534279413485

[24] https://www.facebook.com/photo.php?v=424993654202468

[25] https://www.facebook.com/photo.php?v=424992370869263

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER