SON DAKİKA

DEVLET SIRRI HAİNLERİN ELİNE GEÇTİ

Bu haber 24 Temmuz 2017 - 22:22 'de eklendi ve 3.489 kez görüntülendi.

Dönemin Başbakan Yardımcısı Arınç’a suikast düzenleneceği iddiasıyla başlatılan soruşturma kapsamında “Kozmik Oda”da 20 gün boyunca arama yapıldı. Devlet sırrı niteliğindeki TSK belgeleri, hainlerin eline geçti. FETÖ’nün siyaset ayağı tartışmaları ikinci damat tahliyesi vakasıyla daha da alevlendi.

Zülfiyare dokunan MHP Lideri Bahçeli’nin bu açıklamalarına cevap Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan geldi.
Erdoğan, 24 Mayıs 2017 günkü konuşmasında sert ifadeler kullanarak şunları söyledi:
“Sayın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanının damadını söylüyorsan tamam, bu konu yargı ile alakalı bir konu. Bunun beraatına karar vermemiş. Denetimli serbestlikle bırakılmış vaziyette. Bunu kalkıp da siyasi partinin içerisinde bu şekilde AK Parti’ye fatura kesmeye kalkmak kimsenin haddi değil. Önce bunlar kendi iç işleri ile uğraşsınlar.”
Devlet Bahçeli, Milliyetçi-Ülkücü hareketin lideri ve MHP Genel Başkanı sıfatıyla FETÖ tehdidinin savuşturulmasında başat rol üstlenen bir devlet adamı olarak bu cevabı hak etmemişti.
FETÖ’nün 15 Temmuz’daki ihanet kalkışmasında akrebin kıskacına girmek üzereyken Erdoğan’ın cesurca yanında duran yegâne lider Devlet Bahçeli’ydi.
FETÖ tehdidinin tamamen ortadan kaldırılabilmesi için hükûmet sisteminin değiştirilmesinin yolunu açan da oydu.
Devlet Bahçeli, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu beklenmedik çıkışına sessiz kalmayarak Twitter üzerinden karşılık verdi:
“Anlaşılan odur ki, Sayın Cumhurbaşkanı hiç beklemediğim, arzu ve tahmin etmediğim ölçüde grup konuşmamdaki bu sözlerden rahatsız olmuştur.Bu rahatsızlık Sayın Cumhurbaşkanı’nın kendi takdiri, kendi bileceği bir husustur. İnandığımızı söylemek ilkeli siyasetimizin gereğidir.Sayın Erdoğan’ın, 24 Mayıs 2017’de Brüksel’e seyahati öncesinde üzücü ve üslup açısından sorunlu açıklamaları cevapsız kalmayacaktır.
Bir defa bizim çağrı ve talebimiz hükümete yöneliktir. FETÖ’nün siyasi ayağının ortaya çıkarılması siyasi otoritenin başlıca vazifesidir.Kavurmacı’yı müdafaa ederek AKP’ye fatura kesildiğini söylemek hem makul, hem meşru, hem de mantıki bir değerlendirme değildir.FETÖ’nün siyasi ayağı ile ilgili bugüne kadar hiçbir adım atılmaması millî vicdanı ziyadesiyle sarsmış ve yaralamıştır. Bu açıktır.Bu konuda en öncelikli görev hükümete düşmektedir. FETÖ’nün siyasi ayağı olmadığını söyleyerek, alt kademe bazı siyasi yöneticileri hedef almak da millî vicdanı tatmin etmeyecektir.Üstelik böyle bir yaklaşım FETÖ ile mücadelenin etkinliğini ve inandırıcılığını zayıflatıp yıpratacaktır. Buna da kimsenin hakkı yoktur.
Sayın Erdoğan’ın, siyasi ayakla ilgili temizlik yapılmadığını iddia edenin, iddiasını ispatlaması gerektiğine vurgu yapması temelsizdir.Devleti yöneten bellidir. FETÖ’yle irtibat ve iltisakı olanların isim listesi hükümetin elindedir. İspat değil, icraatın konuşulması lazımdır.Sayın Erdoğan, cinayet ve ihanet çetesi FETÖ’yle mücadelede iyi niyet ve samimi gayretimizi hâlen görmüyorsa diyecek bir şey artık yoktur.”Kendi içindeki işleriyle uğraşsınlar, onları temizlesinler.” deniliyor. Şahsıma, FETÖ’cülerin isimlerini versinler ne yapacağımı görsünler.Haddimizi biliyoruz. Haysiyetli davranıp hakikatin peşinden koşuyoruz. Ama bunu herkesin yapmasını bekliyoruz. Peki, hakkımız değil mi?
Siyasette dürüstlük, adalet, erdem, ahlak kurallarını görmezden gelmek Türkiye’yi ateşe atmak, milleti yok saymaktır. Biz buna karşıyız.
Sayın Cumhurbaşkanı, malumunuz, adalet ve hukuk herkese eşit uygulanmalıdır. Kavurmacı’yı bırakın, kavrulan ülkeye bakın.
“İhanet içinde olan babamın oğlu da olsa gözünün yaşına bakmayacağız” açıklamasının sonuna kadar ardında durulması tavizsiz temennimizdir.”
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin sosyal medya hesabından verdiği cevabi mesaj muhatabına ve hedefine ulaştı.

KAVURMACI TARTIŞMASI 14 HAZİRAN 2017’DE BİR BAŞKA BOYUT KAZANDI
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 27 Mayıs 2017’de Brüksel’deki NATO Zirvesi’nden dönüşte gazetecilerin konuyla ilgili sorusunu cevaplandırırken şunları söyledi:
“Benim açıklamalarımın muhatabı Sayın Bahçeli değildi. Birileri Sayın Bahçeli’yi yanlış yönlendirdi. Ana muhalefetin başındaki zatın yanlışlarını pazara çıkaran bir cevaptı, ona yönelik idi. FETÖ’ye karşı bu denli kararlı bir duruş sergileyen birisi olarak, eğer partimizin içinde böyle birisi varsa, bunu bize tevsik edin, biz bir dakika partimizde tutmayız. İstanbul Belediye Başkanı’nın damadının partimizi siyasi temsil yetkisi yok. Onun üzerinden bir siyasi rant devşirme yoluna gitmek bizi üzer.”
Kavurmacı tartışması 14 Haziran 2017’de bir başka boyut kazandı.
O gün; MİT’e ait TIR’ların durdurulmasıyla ilgili görüntülere ilişkin davada, hakkında 25 yıl hapis cezası verilen CHP milletvekili Enis Berberoğlu tutuklandı.
Berberoğlu’nun tutuklanması CHP’lilere ayağa kaldırdı.
CHP Genel Başkanı, “adalet” arama gerekçesiyle Ankara’dan İstanbul’a yürüyüş başlattı.
Hemen arkasından haber merkezlerine Kadir Topbaş’ın damadı Ömer Faruk Kavurmacı’nın yeniden tutuklandığına dair haber düştü.
Kavurmacının ikinci defa tutuklanması, adaletin terazisini dengeleme adımı olarak değerlendirildi.
FETÖ soruşturmasında adaletin terazisinin şaştığını düşündüren bir başka tahliye haberi de eski Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın damadıyla ilgiliydi.
Bülent Arınç’ın FETÖ soruşturmasında tutuklanan damadı Ekrem Yeter, 9 Haziran’da tahliye edildi.
Sadece 4 gün tutuklu kalan ikinci damadın kısa sürede tahliyesi şüpheleri arttırmış, kamu vicdanını kanatmıştı.
FETÖ’nün siyaset ayağı tartışmaları ikinci damat tahliyesi vakasıyla daha da alevlendi.
FETÖ’nün geçmişteki en korkunç tezgâhlarından biri olan “Kozmik Oda” tiyatrosu, Bülent Arınç’a suikast düzenleneceği senaryosuyla sahneye konuldu.
21 Aralık 2009’da Bülent Arınç’ın suikasta uğrayacağı iddiası ortaya atıldı, ancak sonradan bunun da bir kumpas olduğu ortaya çıktı.
Soruşturma yine FETÖ’cülerin sahte bir ihbarıyla başladı.
Dönemin Başbakan Yardımcısı Arınç’a suikast düzenleneceği iddiasıyla başlatılan soruşturma kapsamında “Kozmik Oda”da 20 gün boyunca aramayapıldı.
Devlet sırrı niteliğindeki TSK belgeleri, hainlerin eline geçti.
Genelkurmay Başkanlığı Seferberlik Bölge Başkanlığı içerisindeki “Kozmik Oda”ya girmek için bahane oluşturacak bir mizansen hazırlanmıştı ve uygulayan da Eski savcı Mustafa Bilgiliydi.
Hedef, devlet sırrı niteliğindeki belge ve bilgilerin bulunduğu, gizli bilgiler içeren harddiskin ele geçirilmesiydi.
Harddisk Ergenekon sürecinde bilirkişiolan kişilere teslim edildi.
Seferberlik Bölge Başkanlığında yapılan aramaların ayrıntıları, daha sonra HSYK Başmüfettişliğinin raporuyla ortaya çıktı.
HSYK Başmüfettişliği raporunda şöyle deniliyordu:
“Bu açıklamaya rağmen Hâkim Kadir Kayan tarafından bugüne kadar yapılan incelemelerden 1970’li yıllardan günümüze kadar yüklenen suçla ilgisi olmayan devlet sırrı niteliğindeki tüm bilgilere nüfuz edilmiştir.”
FETÖ’cü eski savcı Mustafa Bilgili 15 Temmuz’dan sonra firar etti ama sahte kimlikle yakalanıp tutuklandı.
MHP Lideri Bahçeli; 31 Aralık 2009’da yeni yıl dolayısıyla yayınladığı mesajda,Seferberlik Bölge Başkanlığında yapılan arama ile ilgili olarak, “TSK, Emniyet ve İstihbarat birbirine düşürülüyor.”diyerek rahatsızlığını dile getirmişti.
Devlet Bahçeli, mesajında şöyle demişti:
“Bugün Türkiye;
Kanlı terörün şehir uzantılarının sokaklarda ayaklanma provalarını yaparak devleti, hükümeti ve kamuoyunun tepkilerini sınamaya başladığı,
Millî birliğimizi ve üniter devlet yapımızı yıkmayı amaçlayan ihanet senaryolarının artık açıkça ve hiçbir çekinme göstermeden fütursuzca sahnelendiği,
AKP’den destek ve “Açılım”dan cesaret alan bölücülerin devlete meydan okuyan eylemlerini rahatça yürüttüğü,
İmralı canisi üzerindeki tecridin kaldırılması ve İmralı’nın uluslararası denetime açılması, hatta serbest kalması yönündeki çabaların arttığı,
Bunların gerçekleşmemesi karşısında ise ayrılma, isyan, ayaklanma, bölünme kavramlarının alenen dillendirildiği,
Buna karşılık terörle ve bölücülükle mücadelede en etkili kurumların, adalet, Silahlı Kuvvetler, Emniyet ve İstihbarat birimlerinin birbirine düşürülerek etkisizleştirildiği korumasız ve sahipsiz bir ülke haline getirilmiştir.”
MHP Lideri Devlet Bahçeli, 8 yıl boyunca “Kozmik Oda”daki devlet sırlarının akıbetini sordu.
Bahçeli, 17 Nisan 2012 günü grupta yaptığı konuşmada şöyle dedi:
“Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’a suikast iddiası ve arkasından kozmik odanın altını üstüne getiren arama ve tarama faaliyeti gibi hiçbir konu sümen altına itilmemelidir.
Yeri gelmişken muhataplarından cevabını duymayı isterim ki bu kozmik odada neye ulaşılmıştır?
Her ilişki ağı çarşaf çarşaf basına yansırken, kozmik odayla ilgili sırlara ne olmuştur? Bu alanda ne gibi gelişmeler ortaya çıkmıştır?
Ülkemiz darbe dönemlerini geride bırakmalı, sandığın ve demokrasinin itibarı ve devamlılığı sağlanmalıdır.
Sosyal, toplumsal ve siyasal uzlaşmayla geniş bir konsensüs temin edilmeli ve Türkiye bir daha alacakaranlık devirleri yaşamamalıdır.
Parti olarak, TBMM’nde darbelerle ilgili kurulan araştırma komisyonuna destek vermemizin başlıca sebeplerinden birisi de bu düşüncemizden ilhamını almaktadır.”

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.