SON DAKİKA

Devlet Adamlığı

Bu haber 01 Ocak 2014 - 9:34 'de eklendi ve 18 kez görüntülendi.

Doç.Dr.Ruhi ERSOY

“Sular yükselince, balıklar karıncaları yer… Sular çekilince de karıncalar balıkları yer… Kimse bugünkü üstünlüğüne ve gücüne güvenmemelidir… Çünkü kimin kimi yiyeceğine.. “Suyun akışı” karar verir…”

Devlet adamlığı kendisini kriz anlarında gösterir.Belediye Başkanlığı ile Başbakanlık aynı iş değildir. Belediyecilikteki hizmet anlayışıyla Başbakanlıktaki devlet sorumluluğunun farkını idrak edemeyenler ülkesine de halkına da sıkıntı yaşatır.

Bu konuda Eflatun, devlet adamı tarifinde yer alan bilge olma, sezgi gücüne sahip olma bir yanında bilge tavır sergileme ve her şeyden önemlisi milleti ve devleti için kendini aşmış olma kriterini yerine getiremeyenlerin milletleri ve devletleri için hayırlı işler yapamayacağının haberini vermektedir.

Öte yandan Türk devlet adamı tipi, Türk tarihinin ve Türk edebiyatının da pek çok metnine yansımıştır. Yusuf Has Hacip’in Kutadgu Bilig’inden başlayarak bunu görmek mümkündür.

Yine bu konuda Sokrat’tan bir diyalog alıntısıyla memleketin halini anlamaya katkıda bulunacak olursak. Birgün Sokrat’a talebelerinden birisi gelir üstadım galiba yeni devlet başkanı yeniliklere açık ve kendini geliştiren birisi der neden ne oldu der Sokrat talebesi de efendim der en silahşör kumandanlarından kılıç dersi aldığını, ve devlet yönetimi ile ilgilide bilgelere başvurduğunu duydum der tarihe mal olan Sokrat bu durumda sokratca bir cevap verir devlet başkanlığı kılıç kullanmayı öğrenilecek makam değil gerektiğinde kılıcı kullanma makamıdır, yine devlet makamı bilgelik dersi alınacak yer değil bilge devlet adamlarının bilgisini işe koşma yeridir der.

Danışman ordusunun hazırladığı aspirin tabletleri ile bu ülkede kimlik tartışan vaktinde AB Felsefesi yapan milli iradenin kahramanlığına soyunanların bugünlerde batı karşıtlığı,faiz lobisi düşmanlığı yapmasına karşı Türk milletinin söz konusu bu gerçekliği onlara hatırlatma zamanı gelmiştir.

DEVLET ADAMLIĞI CİDDİ BİR İŞTİR. BİRİKİM VE DONANIM İSTER

5000 yıllık tarihsel süreklilik içerisinde çok zengin bir kültür ve devlet kurma teşkilatlandırma yönetme yeteneğine sahip olan Türk milleti geldiği bu noktada artık kendi vakar ve donanımına yakışır siyasi değer ve figürler üretmenin çok uzağındadır. Eskiler buna kâht-ı rical derler. Devlet adamlığı ciddi bir iştir. Birikim ve donanım ister. Gelinen noktada tek tek bu milletin fertleri olarak şapkayı önümüze alıp bireysel sorumluluğumuzu düşünme mecburiyetimiz vardır. Bu tabloda az veya çok hepimizin payı vardır. İleri demokratik bir ülkede millet kendi vakar ve onuruna hak ve hukukuna sahip çıkar. Millet lafzı tam olarak böyle bir yapılanmanın adıdır.

Türk siyaseti artık kendi milli kodlarındaki kültür ve sanat dünyasına, düşünce birikimine dayanarak dünyanın entelektüel vizyon ve ufku ile kesişmek durumundadır.

Başbakan örneğinde olduğu gibi panayır çığırtkanlığı ile kürsülerde “lafzın manaya delalet etmediği” kelime kalabalıklarıyla alabileceğimiz bir mesafe yoktur. Siyaset düşünce ve kültür dünyasına açılmakta tereddüt edilmemelidir. Siyasetçi, halkla aydınlar, sanatçılar arasında bir köprü olarak aydınlanma ve bilgilenme kanallarını açmak durumundadır. Her siyasi görüşten politikacılarımıza bu anlamda çok önemli görevler düşmektedir. Ülkemizde böyle bir siyasal ortam ve iklim oluşursa “milleti ayrıştıran, toplumu kutuplaştıran, gerilimden beslenen argo ve sokak jargonu ” artık kendine yer açamayacaktır.

İnanıyoruz ki Yüce Türk Milleti’nin mensupları, ülkenin toparlanması ve kendine gelmesi için “Devlet” aklı ve adamlığına duyulan ihtiyacın, ilmin ve ahlakın galip gelmesinin gerekliliğinin fazlasıyla farkında olup, varlığını tehlikeye düşürenlere gereken cevabı verecektir.

Yüce Türk Milleti siyaseti sahne sanatıyla karıştırıp milletin nabzına göre şerbet vermeyi erdem zanneden, millet devlet bütünleşmesinde milletten yanayım deyip devlet kurumlarını millete ötekileştirme, kendinden olanlarla olmayanların kutuplaşmasına neden olan bir siyasal dil kullanımı gibi bir yanlışa giren, çoğunluğu azınlığa tahakkümü olarak algılayan yerli ve millete benzerlik söylemlerinin ardında vaktinde küresel güç baronlarının menfaatleri ile birlikte olmayı tereddütsüz kabul eden bir zihniyettin bu gün küresel tuzaklardan bahsetmesi nekadar samimidir. Devlet millet bütünleşmesinden, Türk milletinin menfaatine olan bir tavırdan söz etmelerine rağmen Milleti 36 ya bölmeleri ne anlama geliyor?

Vaziyeti idare etmekle devleti idare etmek arasındaki farkı idrak edemeyen Başbakan Erdoğan ve çevresindekiler, günübirlik politikalar iktidar olmaya çalışmaktadır. Türk devlet adamı tipinden ve basiretinden uzak olan bu şahıslar, Türk milletinini ve devletinin geleceğiyle oynamaya devam etmektedirler. Başbakan Erdoğan, yaşanan süreçte devletin ağır sorunları ve sorumlulukları altında devlet adamı gibi davranma kabiliyeti gösterememiştir. Bu durumda kendileri ve zihniyetlerinin devletin her kurumuyla ve Türk Milleti’yle sorunlu olmasına neden olmuştur.

Türk milleti artık kendisini ve ülkesini parçalara ayırmayan ve kutuplaştırmayan “DEVLET” adamıına yol veriyor.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.