SON DAKİKA

Dersim dersi

Bu haber 27 Kasım 2014 - 21:37 'de eklendi ve 15 kez görüntülendi.

Hiç uzatmadan en son söyleyeceğimizi, en başta söyleyelim. AKP’nin Dersim sevdasının altında, PKK ile kurduğu şeref masalarını meşrulaştırma ve iradesini teslim ettiği İmralı canisini aklama gayreti vardır. Bunun dışında Dersim olaylarını gündeme taşımanın, savunmanın ve özür dilemenin ne akıl, ne vicdan, ne tarih ve ne de bölge gerçekleriyle uzaktan yakından bir ilgisi yoktur.
Yanlışını düzeltmedi MHP’ye saldırdı
AKP açık ve aleni şekilde ihanetleri haklı çıkarmaya uğraşmakta ve Türk milletinin aklıyla alay etmektedir. Bunu yaparken, yalanın, istismarın her türlüsünü kullanıyor, hatta MHP’yi bu emellerine alet etmeye kalkışıyorlar. Özellikle başbakanın Erdoğan’a benzeme ve kendini ispat etme çabasıyla, yaptıkları ve söyledikleri trajikomik sonuçlar doğuruyor. Dersim’i Kerbela’ya benzetmek gibi eşi emsali görülmemiş bir yanlışa ve haksızlığa imza atıp Ehli-i Beyt’i inciten sayın Davutoğlu’nun, özür dilemek ve yanlışını düzeltmek yerine MHP’ye saldırmayı seçmesi, nasıl bir çaresizlik yaşadığını ibret verecek biçimde ortaya koymaktadır. Dersim’i tabutluklar olayına bağlamak gibi bir garabet yetmedi, sayın Bahçeli’yi Tunceli’ye gitmeye ve Ankara’da söylediklerini orada da tekrarlamaya davet ederek, kahramanlığa soyundu. Ya MHP’yi ve Sayın Bahçeli’yi tanımamış veya piyangodan çıkan koltuğun büyüsüne biraz fazla kapılmış. Aksi halde biraz ayağı yere bassa, biraz MHP’yi ve sayın Bahçeli’yi tanısa, bu sözlerin altında kalacağını ve en hafif şekliyle mahcup olacağını bilirdi.
Tunceli’nin diğer illerden farkı yok
Yarın Sayın Bahçeli Tunceli’de olacak ve sayın Davutoğlu emin olsun ki, Ankara’da söylediklerini daha fazlasıyla orada da tekrarlayacaktır. Nitekim, yaptığı yazılı açıklamada, “Milliyetçi Hareket Partisi için Tunceli’nin diğer vilayet ve vatan köşelerimizden hiçbir farkı yoktur. Tuncelili vatandaşlarımız Türk milletinin eşit, onurlu ve ayrılmaz birer parçalarıdır. Davutoğlu’nun Tunceli’ye ayrımcılığı özendiren bir anlam yüklemesi bölücülüğün numune bir yorumu ve yansımasıdır. Başbakan Davutoğlu’nun Tunceli’ye gidip gitmeyeceğimiz konusundaki merakı da hastalıklı bir noktaya gelmiştir. Bu aşamada bize düşen Davutoğlu’nun merakını gidermek ve ateşini düşürmektir. Tunç yürekli kardeşlerimin yaşadığı Tunceli’de, bugüne kadarki düşüncelerimi, fikirlerimi ve kanaatlerimi bir kez daha kararlılıkla paylaşmak istiyorum. Başbakan Davutoğlu bilmelidir ki, Milliyetçi Hareket Partisi, şehit kanıyla sulanmış vatan topraklarının her yerinde, her karışında, her yöresindedir. Bunun için özel bir cesaret sahibi olmaya da gerek yoktur” diyerek, ülkenin bir bölgesine başka anlamlar yüklemeye çalışan sefil zihniyete bir ders vermiştir.
Dersim bir ihanet kalkışmasıdır
PKK ihaneti ve İmralı canisi gibi, Dersim olayı bir ihanet, elebaşı Rıza’da bir teröristtir. Terörist Rıza, bugünkü PKK’nın geçmişteki izdüşümüdür. Dersim’de nelerin olduğu devlet arşivlerinde kayıtlıdır. Cumhuriyetin daha emekleme döneminde olduğu bir sırada, fırsatı ganimet sayan hainlerin kalkışması, devletin yerine kendilerini koyarak bölge halkına zulmetmesidir. Tıpkı bugün ülkenin bir bölgesinde olduğu gibi yol kesme, hırsızlık, yağma eşkıyalık almış başını gitmiş ve halk bunlardan bezmiştir. Eli silahlı çetelerin taşkınlıkları Sivas, Bingöl ve Erzincan illerine kadar yayılmıştır. Devlet otoritesinin bölgeye girmesinden ve saltanatlarının bozulmasından rahatsız olan aşiret reisleri Tunceli’nin imar ve iskânına mani olmak için isyan etmişlerdir. Karakollar basılmış, jandarmalar şehit edilmiş, köprüler uçurulmuştur. Yapılan, bu eşkıyalık düzenine son vermek ve devlet otoritesini sağlamaktır. Nitekim, bölgeye devlet hizmeti götürülmüş, okul, köprü ve yol yapımına başlanmıştır.
Tesadüf değil
Bölge halkının yaşananlardan hiçbir şikayeti olmamıştır. Olayı asla bugün AKP’nin gözlüğü ile değerlendirmemişlerdir ve devlet otoritesinin sağlanmasından memnuniyet duymuşlardır. Dersim’i savunanların, PKK ile aynı çizgide olmaları tesadüf değildir. Bugün bu konuda ahkam kesenlerin tamamı, Cumhuriyetle, devletle, ülkenin bölünmez bütünlüğü ve milletin birliği ile meselesi olanlardır.
Neyin karşılığı?
Bugün PKK’yı aklayan ve ortaklık kuranların, Dersim’den özür dilemesi kendilerine yakışabilir, ama herkesi kendileri gibi zannetmesinler. Bir taraftan bebek katiliyle şeref masaları kurup seçim pazarlıkları yapacak ve onun her istediğini emir sayıp anında yerine getireceksiniz, ülkenin bir bölgesini bu hain güruhuna teslim edeceksiniz; diğer taraftan da, kamu düzeninden dem vuracaksınız. Şu tesadüfe bakınız ki, ülkenin Cumhurbaşkanının, “Bu işin çerçevesi, sınırları, marjı bellidir. Bu bir pazarlık, taviz, alma verme süreci asla değildir. Silahlar bir kenara konulacak, ne mesele varsa konuşarak, uzlaşarak, siyaset zemininde çözüme kavuşacak. Bunun dışında hiçbir yola, hiçbir yönteme Türkiye Cumhuriyeti asla fırsat vermez, zemin vermez, imkan da vermez.” Dediği saatlerde PKK, Batman’da iki polisi resmi araçlarından indirip silahlarını ellerinden alarak tutuklamaya kalkışıyordu. Bir pazarlık, alma verme süreci yoksa, bu hainler bu cüreti nereden buldu? Bebek katilinin sekretarya talebini, parti genel merkezine dönüştürülen İmralı’daki inini ziyaret edenlerin arttırılması isteğini neyin karşılığında kabul ettiniz?

Orhan Karatasorhan@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.