SON DAKİKA

Plastik Top Gibi

Gündem Yazıları

Dershane savaşında kim kazandı?

Bu haber 07 Aralık 2013 - 8:31 'de eklendi ve 11 kez görüntülendi.

Muharrem Bayraktar

Hükümetin dershaneleri kapatma planını açıklaması sonucu Fethullahçıların karşı atağa geçmeleri ne anlama geliyor?
Cemaat şunu mu demek istiyor: “Her icraatı yap ama bana ait hiçbir şeye dokunma. Dokunursan, kasetten başlar, gizli MGK belgelerinden çıkarım.”
Bugüne kadar bel altı savaşta uzmanlaşmış iktidar kadrolarının, cemaatin bel altı atakları karşısında sessiz kalması düşünülemez. Hükümet, bel altı, bel üstü, künde, kroşe, aparkat hülasa bildiği ne tür kavga tekniği varsa elindeki devlet imkânlarını kullanarak devreye sokacaktır.
Siz bakmayın “dershaneler bu yıl da öğrenci alacak, 2015’e kadar kapatılmayacaklar” denilmesine, savaş bütün hızıyla devam ediyor.
Hatta savaş yeni başladı!
Başbakanın son açıklamalarını iyi okuyun.
Erdoğan İlim Yayma Vakfı’nda yaptığı konuşmada diyor ki:
“Bazıları rahatı görünce farklı bir duruma büründüler.”
“Kızlarımız büyük zulümler gördü. Kim verecek bunların hesabını… O dönemlerde başörtüsü füruattır diyenler oldu.”
Bu sözlerle Erdoğan direk olarak Fethullah Gülen’i ve cemaati hedef alıyor.
Yani olay dershane olayı olmaktan çoktan çıktı.
Bunda sonra tasfiye süreci başlayacak.
Devletin değişik birimlerine yerleştirilmiş cemaat kadrolarının tasfiyesi gündemde. Cemaat medyasının reklâm musluklarının kesilmesi, cemaate bağlı işadamlarına yönelik mali operasyonlar konuşuluyor.
Hükümet, halkın kendisine verdiği “iktidar” yetkisini bir cami hocasının kadrosu ile elbette paylaşmayı kabul edemezdi.
Hele hele Erdoğan gibi kendisine karşı yapılan “yanlışları ve ihaneti” asla unutmayan ve “Firavun” ithamı ile karşı karşıya kalan bir liderin bunu yapması beklenemezdi.
Temel sorun şu:
Ortada gerçekten bir dershane olayı mı var, yoksa küresel bir savaşın da izlerini mi görüyoruz?
Erdoğan’ın, cemaatle arasının bozulmaya başladığı süreçte, hem Avrupa Birliği ile hem ABD ile ilişkiler gergin. AB, Türkiye’nin üyeliği konusunda hala ipe un seriyor ve Ankara “yeter artık” demeye başladı.
Türkiye aynı süreçte ABD ile de gergin bir dönem yaşıyor. Suriye’ye askeri müdahale isteği de, tampon bölge kurulması istediği de, “Esad mutlaka gitmeli” tezi de kabul edilmedi.
Savaş isteyen Türkiye’nin önüne Cenevre Konferansı konuldu ve savaşın değil barışın yolu çizildi
Erdoğan’ın öfke ile Çin’e yönelmesi, füze ihalesini Çinli bir firmaya vermesi ardından Rusya’ya gidip Putin’e “kurtar bizi” demesi, batıya öfke dolu mesajlar içeriyor.
Ve ABD artık bu gergin, öfkeli ve kontrol dışına çıkmaya başlayan Erdoğan’ı istemiyor.
Erdoğan’ı istemeyenler arasına Amerika’da mukim Fethullah Gülen de dâhil oluyor.
Böylece, bir ABD projesi olan AKP, bir ABD projesi olan cemaatle karşı karşıya geliyor.
Erdoğan’ın, kendini istemeyen Batıya karşı, kendi gücünü göstermek için başta batının dini partneri olan ve kendilerine –görünürde- dershaneden dolayı cephe açan cemaati topa tutması bu küresel oyunun bir parçası.
Mesele dershane değil yeni süreçte saflarını yeniden belirleyeme çalışan siyasi elitin iktidar savaşında ayakta kalma mücadelesi.
Bu savaşın diğer tarafı olan “cemaati” çok ama çok zor günler bekliyor.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.