Asikurtlar©

DERE GEÇERKEN AT DEĞİŞTİRİLMEZ

DERE GEÇERKEN AT DEĞİŞTİRİLMEZ
05 Ocak 2016 - 18:41 'de eklendi ve 4268 kez görüntülendi.

 

 

Memleket yangın yerine dönmüş; hergün üç beş şehit haberi çok sıradan hale gelmiş!

Terörle mücadelede dedikleri ancak askerin ve polisin kendisine yapılan saldırı ve kurulan tuzaklara karşı, yaptığı savunmadan ibaret!

İzlenilen yanlış siyasetler, üçüncü dünya ülkelerinden bildiğimiz şehir savaşlarını ülkemize taşımış

 

Ekonomi berbat!

 

Sıradışı özelleştirme ve yabancıya toprak satışı gibi olağan dışı gelir kalemlerine rağmen bütçe açığı rekor kırmış!

 

Dünya devleti olacağız derken itibar yerlerde!

 

Barışık olduğumuz tek bir komşumuz bile kalmamış!

 

Dış politikada bir başımıza kalmışız!

 

Türkiye Cumhuriyeti’ni kıçı kırık şalvarlıların tehditlerine muhatap hale getirmişiz!

 

Kısıtlı imkanlarımızla birde Milyonlarca göçmenin yükünü sırtlanmışız!

 

 

Daha kötüsü devlet olarak kafası karışık bir görüntü veriyoruz!

Bu hengamede; işler ” Başkanlık sistemi olsun, yok eyalet sistemi de olsun, yok yok Hitler Almanya’sı gibi hem üniter yapı olsun hemde başkanlık olsun, yok en iyisi Türk tipi başkanlık olsun  gibi” yersiz tartışmalarla şirazesinden iyice çıkmış halde.

 

  1. Dünya savaşının eşiğinde bizim meşgul olduğumuz şeylere bakar mısınız? Yoksa bütün bunlar, Büyük Ortadoğu Projesinin bir parçası mı?

 

Atalarımız ”Dere geçerken at değiştirilmez” demiş. Bir gün Türkiye’de rejim tartışılacak bile olsa o gün kesinlikle bugün değildir.

 

Mevcut sistem Türkiye’yi yönetemiyor mu, bu yönde bir ihtiyaç mı var;

Öyleyse ”Sorunu parlamenter sisteme yükleyerek” çözümü başkanlık sistemi adı altında rejimi değiştirmekte aramak yerine; tam tersi ”güçler ayrılığını keskinleştirerek” parlamenter sistemi hak ettiği yere taşımak da aramalıyız.

 

Mevcut sistemde hepimizin bildiği gibi, yasama ile yürütme iç içe.

Hatta yürütme ile yargının iç içe olduğu alanlarda var ve oldukça da fazla. Zaten tartışmaların kaynağında yatan esas neden de bu.

Onun için, yapılması gereken ”bütün gücü başkanlık adı altında tek bir elde (üstelik de yasalar karşısında sorumsuz olduğu halde) toplamak yerine” yasamayı yürütmeyi ve Yargıyı bir birinden tamamen ayırmak.

 

Nasıl olacak?

Bunun için elbette bir çok formül geliştirilebilir. Ben nacizane bir tane önereyim.

Parlamentoyu şimdiki gibi genel seçimlerle halk seçsin.

Cumhurbaşkanını parlamento seçsin.

Cumhurbaşkanı devletin başı olarak tarafsız olsun.

Hükumeti (Adalet Bakanı hariç) sadece kamu personeli seçsin ve hükumet üyelerinin milletvekili sıfatı olmasın.

Adalet bakanını sadece yargı üyeleri seçsin (Bir siyasi parti üyesi olmasın ve başbakana karşı sadece idari sorumluluğu olsun)

Hükumet seçimlerine girecek partiler ile parlamento seçimlerine girecek partilerin yapısı ve tüzel kişilikleri birbirinden farklı ve kendi amaçlarına uygun olsun.

Her üç kurumda bugünkü mevcut görev tanımları dahilinde vazife icra etsin. Yani görev açısından bir yetki artırımı yada azaltılması olmasın.

Her üç kurumunda sorumlulukları korunsun.

 

Bu bazılarına saçma gelebilir belki ama bence üzerinde düşünmeye değer.

Üstelik getirilmek istenilen başkanlık sistemindeki

”Başkana, tek başına TBMM sini fesh yetkisi tanırken, Başkanın görevden alınmasını ise, ancak başkanın onayına bağlayacak kadar” saçma değildir herhalde.

 

Şahap Özdemir

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER