Asikurtlar©

DENGE BALONLARI UÇUYOR

DENGE BALONLARI UÇUYOR
29 Aralık 2015 - 11:04 'de eklendi ve 4549 kez görüntülendi.

Cumhurbaşkanlığı seçim süreci idi. Ankara Kalesi’nde bir lokantada yemeğimi yedikten sonra çıktım gidiyordum. Tam arabama binerken seslenen lokantanın sahibi beni lokantaya tekrar davet edip birisinin benimle görüşmek istediğini söyledi. Yanında durduğu masada tanıdık bir sima oturuyordu. Uzaktan yüzünü tam seçemedim. Yaklaşınca, görüşmek isteyen kişinin Namık Kemal Zeybek olduğunu gördüm.

Tokalaşıp masasına oturdum. Lokantanın sahibi tanıştırma gayretine girince “Tanıyorum, tanıyorum” dedi. Ben de “Hakkında çok yazı yazdım, tanır beni” diyerek güldüm. Şuradan buradan sohbet derken, konuyu MHP Lideri Devlet Bahçeli‘ye getirdi. Başladı arka arkaya övgüler dizmeye…

Muhabbeti özetleyen cümlesi “Devlet bey, her konuda özellikle milli konularda ne dediyse haklı çıktı. Bunu zamanında en başta bizler anlamadık. Kıymetini bilmeliyiz. Etrafında kenetlenmeliyiz” ifadesidir. 15-20 dakikalık muhabbetimizin konusu hep buna benzer cümleleriyle geçti. Bu diyalogu 2015 yılının başında “ANKARA KALESİ’NDEKİ ZEYBEK HAVASI BAŞKA, ULUSAL TV’DEKİ ZEYBEK HAVASI BAŞKA” başlıklı yazımda da anlatmıştım.

 

7 Haziran’da gerçekleşen genel seçimlerde MHP’den aday adayı oldu. Aday adayı olmadan önce MHP Lideri Devlet Bahçeli’yi yukarıdaki cümlelerle öven Namık Kemal Zeybek, 1 Kasım seçimlerinden sonra televizyonlara, gazetelere koşarak MHP Lideri Devlet Bahçeli’ye saldırıyordu. MHP’nin %16’dan %12’ye düşen oy oranını da fırsat bilerek saldırdıkça saldırıyordu. Niye, çünkü milletvekili adayı yapılmamıştı. 2015’in başında yukarıdaki cümlelerle MHP Lideri Devlet Bahçeli’yi öve öve bitiremeyen Zeybek, 2015’nin Kasım ayında her türlü iftiraya sarılarak ekranlardan ve gazetelerden poz veriyordu.

Milletvekili adayı yapılsaydı mutlaka övgülerine devam edecekti. Bu noktada Namık Kemal Zeybek’in gezdiği partileri hatırlatmakta yarar var. Namık Kemal Zeybek MHP, ANAP, DYP, BBP ve Demokrat Parti’de siyaset yapmıştır. Bir röportajında Doğu Perinçek’in partisi için övgüler dizmiş “Şu an da bir parti var desteklenecek oy verilecek o da İşçi Partisi ama ona da bizim elimiz gitmez” diyebilmiştir.

MHP Lideri Devlet Bahçeli’yi şahsıma öve öve bitiremeyen Namık Kemal Zeybek 1 Kasım’dan sonra “Devlet Bahçeli MİT ajanı” diye deli gömleği giymiş gibi ortada dolaşmaktadır. Buna benzer mesnetsiz iddialarda bulunanlara bakın, genelde hep kişisel menfaati için kılıktan kılığa girenlerdir. Namık Kemal Zeybek de bunlardan birisidir.

Aslında konumuz Namık Kemal Zeybek değildi. Oradan bir noktaya gelmek istiyorum. Onun halini örnek olsun diye anlattım. Asıl konumuz “MHP’de muhalefet olanların” halidir.

7 Haziran ve 1 Kasım seçimleri öncesi MHP Lideri Devlet Bahçeli ile boy boy fotoğraf çektirip fotoğrafın üzerine “Lidere sadakat şerefimizdir” diye paylaşım yapanlar, aday gösterilmeyince, milletvekili seçilecek sıralamaya konulmayınca, milletvekili yapılmayınca başladılar sadakatlerini yerden yere vurmaya…

“3 kere aday adayı oldum sıralamaya koymadı”

“Benim hakkım bir yahut ikinci sıraydı, beni dördüncü sıraya koydu”

“Devlet Bahçeli, 7 Haziran sonrası tutturdu bir ilke, ülkü ve “Hayır” politikası beni milletvekilliğinden etti.”

“Ben yıllardır, hatta doğuştan milletvekiliydim, beni sıraya dahi koymadı”

“Ben Devlet Bahçeli ile yükselebileceğim son noktaya geldim. Bundan sonra gelemem, o yüzden değişim şart”

“Devlet Bahçeli beni MYK üyesi yapmadı, beni divana almadı, beni İl Başkanı yapmadı, beni ilçe başkanı yapmadı”

MHP’de değişim diye en çok çığırtkanlık yapanların genel özelliği olarak bu cümleler ön plana çıkmaktadır. Bunların içinde her şey yapılıp da doymayanlar da vardır elbette… Çoğuna acıyorum gerçekten. Dertleri ne Ülkücülük, ne milliyetçilik, ne Türkiye’nin içinde bulunduğu durum… Hele bazıları var ki, hırsından olsa gerek “Benim burada görünmem, olmam bile nankör olduğumu gösterir, adamlığıma yakışmaz” diye düşünemiyor.

Elbette herkesi böyle yaftalamak haksızlık olur. Bugüne kadar verdiği mücadele ve hizmet ile istediği makamı, mevkii hak ettiği halde çeşitli sebeplerden, etkilerden tercih edilmeyen olmamış mıdır? Elbette olmuştur. Aralarında tercih edilip seçilseler, belki mevcutlardan daha iyi yapacak olanlar yok mudur? Elbette vardır. Onlar içinde bazılarının da gönlü kırgın ama bakın birçoğu edebi ve adabıyla durmaktadır.

Ortada birde adı MHP Genel Başkan adayı olarak geçenlere bakıyorsun, hepsi de milletvekili adayı yapılsa yahut milletvekili seçilse kılını kıpırdatmayacak kişilerdir. Ne varsa bu milletvekili koltuğunda? Dert o koltuğa oturamayınca başlıyor. Oturanları da elbette dikkatle takip ediyoruz!

Milletvekili adayı yapılmayan ama genel başkan adaylığı için adı geçen birine televizyonda sordular “1 Kasım’da milletvekili adayı gösterilseniz bu işe girişir miydiniz?” diye, o da “Girişmezdim” diye cevaplamıştır.

***

Bir de bunlara eleştiri getirdiğim için, bu türlerin yanında yer kapma yarışına girenlerin beni “Maaşlı tetikçi yazar, maaşlı personel” diye suçlaması var. Savundukları adamlar MHP sayesinde oturduğu yerde 23 bin TL vekil maaşı aldılar, 9 bin TL emekli vekil maaşı alıyorlar, onların aldığı maaşın 5/1’ni alan bizlere bu yakışıksız hitaplarda bulunuyorlar. Oysa biz Ülkü Ocakları Genel Merkezi’nde mum ışığında ısınıp uyuduğumuz günlerde de aynı yazıları yazıyorduk, MHP Genel Merkezi’nde asgari ücretle görev yaparken de, şimdi de…

Bu tür saldıranları görünce Nasrettin Hoca’nın bir fıkrası aklıma geliyor

Sıcak bir yaz günü Nasreddin Hoca’yı iftara çağırmışlar. Ortaya önce bir tencere soğuk hoşaf gelmiş. Muzip ev sahibi eline bir kepçe almış, misafirlere ise birer tatlı kaşığı vermiş.

Ev sahibi kepçeyle her hoşaf içişinde :

– “Oohhh , öldüüümm” diyormuş.

Hoca ile öteki davetliler ellerindeki küçücük tatlı kaşıklarıyla hoşafı içmeye çalışıyorlar, ama ne hoşafın tadını alıyorlar, ne de susuzluklarını giderebiliyorlarmış. Ortadaki hoşaf tenceresi de bitmek üzere:

Hoca dayanamayıp ev sahibine seslenmiş;

– “Efendi” demiş. “Senin devamlı ölüp ölüp dirilmen bizleri çok üzüyor. Şu kepçeyi ver de senin yerine biraz da biz ölelim!…”

***

Adalet yok, vicdan yok, ahlak yok ne yaparsın işte böyle bir muhataplıklarda yaşıyoruz.

1 Kasım seçimlerinden 2 hafta sonra “İLKESİ, DAVASI OLAN ADAM UTANÇ DUYMAZ, BAŞINI EĞMEZ!” başlıklı yazımda “Milliyetçi iktidar -Milliyetçi Türkiye,” için ilkesi, ülküsü olanlar birleşsin, konuşsun, sorgulasın, başarıya giden yolu bulsun. MHP’ye bakışı sadece “Milletvekili oldum yahut olamadım” şeklinde olanlar lütfen bizlerden uzak dursun… Bu yanımda olan için de, uzağımda olan için de aynı çağrıdır. Mücadele ve adamlık en zor şart ve dönemlerde belli olur.” demiştim…

Birçoğunu gördük, tanıdık…

Keşke bazılarını hiç tanımasaydık…

Birçoğunun rol modeli yazımın başında örnek olarak verdiğimiz Namık Kemal Zeybek olmuş…

Menfaati için övenler, menfaati için düşman olanlar… Bu türler karşısında, Allah MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli’nin yardımcısı olsun…

Sabah kahvaltısını bir adayın yanında, öğle yemeğini bir adayın yanında, akşam yemeğini bir adayın yanında yiyen, akşam çayını da MHP Genel Merkezi’nde içen, oradan oraya uçan denge balonları siz Ülkücü olsanız ne olur, olmasanız ne olur? Hadi uçmaya devam edin bakalım…

Renksiz, ruhsuz, suya-sabuna dokunmayan, denge için susanlar, dengesiz davranışlarıyla dağıtanlar, mücadeleden kaçanlar, sadece milletvekili olmak için sığınak arayanlar radara çoktan yakalandınız…

Milliyetçi ve Ülkücü Hareketin Lideri Devlet Bahçeli bu atmosferde ne diyor: Tüm dava arkadaşlarım müsterih olsunlar: Zaman gelecek, gereken yapılacaktır, zaman gelecek bu toz bulutu kaybolacaktır.”

Ona inanıyor ve güveniyoruz. Çünkü onun ilkesi ve ülküsü var…

YILDIRAY ÇİÇEK

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER