Asikurtlar©

DEMOKRASİNİN İNTİHARI

DEMOKRASİNİN İNTİHARI
30 Ocak 2016 - 8:28 'de eklendi ve 4596 kez görüntülendi.

 

 

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, “Hem seçilmiş başbakan hem seçilmiş cumhurbaşkanıyla bu sistemin yürümesi fevkalade güçtür”dedi.

Sanırsınız bu durumun mimarı ”cumhurbaşkanını halk seçsin diye yıllarca uğraşan” kendisi değil!

 

Şimdide, başkanlık konusunda ‘Karar milletimize bırakılmalıdır” diyor. İlk başta kulağa ne kadar hoş geliyor değil mi. Böyle bir sözün demokratik bir talep olmadığını kim söyleyebilir?

 

Peki gerçekte öyle mi?

 

Seçim öncesi ne diyorlardı  “400 milletvekilini verin ve bu iş huzur içinde çözülsün.”

 

Yani dörtyüzü bulsalardı millet umurlarında bile olmayacaktı!

 

Başkanlık konusunun referanduma sunulması için meclisin 3/5 çoğunluğu, yani 330 Milletvekili gerekiyor. TBMM başkanı oy kullanamayacağına göre, 14 milletvekili lazım (tabi AKP nin fire vermeyeceğini varsayarsak)

Önümüzdeki günlerde bu 14 milletvekili için; kapalı kapılar ardında yapılan pazarlıklardan muhtemelen millet olarak bizim pek haberimiz olmayacak ama Türk milletinin hayrına bir pazarlık olmayacağını söylemek  için de kahin olmaya gerek yok.

 

Aslında demokrasimize oynanan oyun çok basit. Önce demokrasinin ayarını bozuyorsunuz, sonrada bozulan ayarları bahane ederek  maksadınızı millete dayatıyorsunuz. İhanet içindeki bazı yarım akıl aydınlara da oynadığınız bu oyunu alkışlatarak, halka daha fazla demokrasi diye pazarlıyorsunuz. Halbuki gerçekte olup biten demokrasinin intiharından başka bir şey değildir.

İntihardır çünkü; yıkım bizzat  demokrasinin kendi içinden gelmektedir. Üstelikte ölen sadece demokrasi değildir. Demokrasiyle birlikte hukukta üç aşamalı bu süreçte ölür. Sürecin başında kanunlara hassasiyetle uyan egemen, sonra yaptıklarına kanunları uydurmaya başlar, son aşamada ise artık maksat hasıl olmuştur. Kanunlara uymadığı gibi kanunları kendisine uydurmaya bile gerek duymaz.

Tarihteki örneklerine baktığımızda bu aşamada toplumların iki türlü tepki gösterdiğini görürüz.

Bazı toplumlarda, olup bitenin demokrasi ve hukuk çerçevesinde kabul edilemezliği haykırılırken

kimi toplumlarda ise, olup bitenin hukuksuzluğu bir yana, yapılanlar adeta kahramanlık olarak kutsanır.

Toplumun tepkisi, sebep ne olursa olsun hukuksuzluğun kabul edilemezliği şeklinde gelişirse; oluşan tahribatın onarım süreci başlayarak ülke demokrasisi ve hukuku tekrar normalleşmeye başlar. Bu durumda demokrasinin kendini koruyacak refleksi hala çalışıyor demektir.

Fakat toplumun tercihi;  olup bitene garip bir kabul şeklinde olursa Ülke demokrasisi için artık onarım imkanı kalmamış demektir.

 

 

Türk demokrasisinin geldiği noktada kendini koruyacak reflekse hala sahip olup olmadığını önümüzdeki aylarda hep beraber göreceğiz.

 

Ülkemiz ”Parlamenter sistemin miadı doldu diyenlerce” hızla başkanlık rejimine doğru sürüklenmekte. Cumhuriyete dair ne varsa ortadan kaldırılacağı belli olan ”Yeni Türkiye” yolunda köprüden önceki son çıkışın yol ağzındayız. Türk Milleti bu çıkışı kaçırırsa, birilerinin dediği gibi hiç bir şey eskisi gibi olmayacak. Üniter devlet yapımızda buna dahil.

 

Şahap Özdemir

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER