Asikurtlar©

Demokrasi ve 12. Asliye

Demokrasi ve 12. Asliye
19 Nisan 2016 - 9:30 'de eklendi ve 4074 kez görüntülendi.

 

 

Hukuk, insan ilişkilerini adaletle tanzim etmeye çalışan bir müessese olduğu için insan ilişkileri gelişip karmaşıklaştıkça Hukuk da gelişmiş, bölümlere, başlıklaraayrılmıştır.
Mesela devlet yönetimi, saltanat keyfiliğinden uzaklaşınca “kamu hukuku” adıyla bir alan ortaya çıkmış ve “örf”ün yerini almıştır.

Toplumun tamamını, halkı ilgilendiren konular “kamu hukuku”nun kapsamı içindedir.
Anayasa Hukuku, idare Hukuku, CMUK, Vergi Hukuku, İcra-İflas… Gibi dalları vardır.
Eskiler buna “amme hukuku” derler. “Amme” ümmetle aynı kökten gelir “halk” demektir.
Halkın kendi kendini yönetmesini temin eden “Demokrasi” Kamu Hukukundaki olgunlaşmanın bir neticesidir.

Bundan iki yüz yıl önce “örf”e göre fermanlarla yönetilen halkın şimdi kendi çıkardığı yasalarla idare edilmesi, demokrasinin özüdür.

Halkın “yasama” gücünü kullanmasına imkân veren de “Anayasa”nın ta kendisidir.
Yani demokrasiyle ilgili meseleler, Kamu Hukuku’nun, Anayasa’nın işidir.
Bir de “Özel Hukuk” vardır. Kişiler arasındaki ilişkileri düzenler.

Özel hukukun temel metni “MedeniKanun”dur… Evlenme, boşanma, miras vs. işlerini tanzim eder. Borçlar Kanunu, Ticaret Kanunu, Devletler özel hukuku gibi özel hukuk alanları vardır.
Anayasada yüksek yargı organları sayılmıştır. Bu mahkemeler, aynı zamanda Türkiye’deki yargı kollarını da ifade etmektedir:

Anayasa yargısı, adlî yargı, idarî yargı, askerî yargı, askerî idarî yargı, uyuşmazlık yargısı ve hesap yargısı…

Siyasi partiler, Anayasa’ya göre kurulur ve demokratik görevlerini “kamu hukuku” çerçevesinde icra edereler. Dolayısıyla, özel hukuk davalarına bakan adli yargının bu kurumlar üzerinde bir müeyyide oluşturması, demokrasiyle bağdaşmaz.
Hukuk ve Yargı çeşitleriyle ilgili bu karmaşık tasnife şöyle bir göz attıktan sonra asıl belirtmek istediğimiz husus şudur:

Birer adli yargı organı olan Asliye Hukuk Mahkemelerinin siyasi partilerle ilgili kararlar alması, demokrasiye ve hukuk felsefesine aykırıdır.
Çünkü telif haklarındanvasiyetname iptaline, kooperatif davalarından otlak ve mera işgaline kadar 600 çeşit davaya bakan Asliye Hukuk Mahkemelerinin faaliyet alanı, siyasi partilerin “dokunulmazlık”larla desteklenen “demokratik işlevini” kavramaktan uzaktır.

Belli bir ciddiyet ve kamu teveccühü kazanan siyasi partiler neden hazineden destek alırlar?
Demokratik hayatın sürekliliği için…
Siyasi partilerin parlamentodaki temsilcileri olan Milletvekilleri neden adli mahkemelerin baskısından uzak tutulmak üzere “dokunulmazlık” zırhına bürünmüşlerdir.
Sağlıklı bir demokrasinin yaşatılabilmesi için…

Milletvekillerinin dokunulmazlığı olmasa, mesela İçişleri Bakanı veya Adalet Bakanı hakkında ciddi bir soru önergesi veren bir Milletvekili, sabah uyandığında arabasını park ettiği yerde bulamayabilirdi.

“Yanlış yere park etmişsiniz, gece yarısı bu noktaya park yasağı kondu” denilebilirdi. İçinde kaza kurşunu bulunan çok daha kötü senaryolar dayaşanabilirdi!
Uzaktan bakınca çok sakil duran ve kötüye kullanılması halinde sadece “kamu hukuku” dairesinde TBMM tarafından iptal edilebilen dokunulmazlıklar, demokrasinin vazgeçilmezlerindendir.
Peki bu durumda…
Tek tek her milletvekilinin sahip olduğu “dokunulmazlığın” parlamentoya 40 milletvekilli göndermiş bir siyasi partiden esirgenmesinin sebebi nedir?

Milliyetçi Hareket Partisinin şahısların özel menfaatine halel getirmiş bir dernek, kooperatif veya vakıf gibi Asliye Hukuk Mahkemesinin kapısına götürülmesi, kabul edilebilir bir “demokratik tercih” değildir.
Siyasetin bir üstten görünen sığ tarafı, bir de derinliği olan mücadele stratejileri vardır. MHP gibi Türk siyasetinin 47 yıllık yüz akı ve davamızın amiral gemisi olan bir siyasi partinin, “baskın” kurultay toplamak adına bu sakil duruma düşürülmemesi gerekirdi.

Seçim zaferi de seçim yenilgisi de bizimdir. 2015-2018 Kurultay dönemini, sebeplerin tarafsızca tartışılıp, sorumluların adaletle ayıklanıp, bizi başarıya götürecek önlemleri alacağımız değerli bir süre olarak kullanılması gerekirdi.
Türkiye’nin ilk üç siyasi kuruluşundan biri olan MHP’yi, felsefi muhatabı, 1. Sıradaki Anayasa Mahkemesi iken böyle 12 numaralı bir yerel mahkemenin önünde görmek içimizi acıtmaktadır.
Bu hamleyi mazur göstermek için üretilen yalanların da bini bir paradır.

Ülkücülere ve hatta hiç bir MHP’liye asla yakışmayan yalanlarla, kendi pozisyonunu haklı ve meşru göstermeye çalışanları ise tarih affetmeyecektir.
Çocukluk aşkımız MHP, rutin bir”geçmiş olsun” ziyaretini “Başkanlık sistemi”ne bağlayanların, “Hüseyin’le Kezban’ı birbirine karıştıranların”şahsi ihtiraslarına kurban edilecekbir siyasi mekanizma değildir.

Onu yanlış aletlerle kurcalamaya ve bozmaya kimsenin gücü yetmeyecektir.

Şükrü Alnıaçık

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER