SON DAKİKA

ATATÜRK OLMASAYDI…

KÖŞE YAZILARI

Dehşet Koalisyonundan Yeni İtiraflar

Bu haber 09 Aralık 2013 - 10:15 'de eklendi ve 8 kez görüntülendi.

ORHAN KARATAŞ

Türkiye’de 12 yıldır nasıl bir dehşet dengesi kurulduğunu, ortalığa saçılan bilgi ve belgeler sayesinde ibret ve hayretle izliyoruz. Artık ne yapsalar gizleyemiyorlar. Taşlar yerinden oynadı ve her gün yeni bir vahametle karşılaşıyoruz. Üstelik bazen kızgınlıkla, bazen korkutmak ve dengeyi tutturmak için, bazen de farkında olmayarak bunu açıktan yapıyorlar.

Ya bunları nereye koyacağız?

Sayın başbakan Trakya’da konuşuyor ve aynen şunları söylüyor: “Devletin ve insanların mahremleri vardır. Kimse teşhir edemez. Bunun adı düpedüz vatana ihanettir.” Kesinlikle katılıyoruz. Hatta çok daha ağır şeyler söylemek mümkündür. Ancak, buradaki mesele devletin ve insanların mahremlerinin olduğunun, işin ucu kendilerine dokunca hatırlanmasıdır. Mesela kozmik odalara girilirken, mesela Ergenekon ve Balyoz soruşturmaları sırasında insanların özel hayatlara çarşaf çarşaf yayınlanırken, mesela yatak odalarına kamera yerleştirilip servis edilirken, niye bunlar hiç akla gelmedi? Gelmediği gibi bir de bunun üzerinden seçim meydanlarında siyaset yapan acaba kimlerdi? Vatana ihaneti bu kadar kolay ve yaygın hale getirenleri nereye koyacağız?

Yargı !

Devam ediyor sayın başbakan; “Yargı da gereğini yapmak durumundadır. Bu kampanyayı yürütenleri açıklamaya başlarsak yer yerinden oynar.” İşte meselenin püf noktası tam da burası. Sayın başbakan her halde Deniz Baykal için yıllardır bir türlü işlemeyen ve sonuç vermeyen, MHP’ye yönelik komploda yıllardır bir arpa boyu yol alamayan yargıyı kastetmiyordur. Zira, o yargının

nasıl işlediğini, buna karşılık söz konusu AKP ve menfaatleri olunca neler olduğunu bütün Türk milletiyle birlikte dünya da izliyor. Yargı, AKP’ye dokunulunca önem ve anlam kazanıyor. Demokraside, millet iradesinde, kişi dokunulmazlığında, medya bağımsızlığında da aynı şeyler olmuyor mu? Demokrasi eğer AKP’ye hizmet ediyorsa vardır. Millet iradesi ancak AKP’yi seçiyorsa değerli ve vazgeçilmezdir. Kişi dokunulmazlığı AKP’liler söz konusuysa hayati önemdedir. Medya bağımsızlığı AKP borazanlığı ile anlamlı ve geçerlidir. AKP’ye hizmet etmiyorsa demokrasi de, hukuk da, millet iradesi de, kişi dokunulmazlığı da, medya bağımsızlığı da kuru laftan öteye bir şey ifade etmez ve hiçbir değer taşımaz.

Tehdit etmek yerine gereğin yapın

Biz yine konumuza dönelim. Sayın başbakan, “Bu kampanyayı yürütenleri açıklamaya başlarsak yer yerinden oynar.” Diyor. Türk siyaset tarihinde, hatta dünya siyasetinde dehşet dengesinin bu boyuta ulaştığı başka bir örnek olduğunu zannetmiyorum. Bir hükümet düşünün ki, ellerindeki bilgi ve belgeleri açıklama tehdidiyle ayakta kalabiliyor. Oysa, demokrasinin, hukukun işlediği ülkelerde iktidarlar tehdit etmezler, gereğini yaparlar. Yeri yerinden oynatacak bilgi ve belgelenin anlamı hukuk, ahlak ve vicdanlara aykırı bazı argümana sahip olduğunuzudur. Bu durumda bunun gereğini yapmak zorundasınız. Aksi halde ya suç sayılacak bilgi ve belgeleri elinizde tutarak görevinizi yapmıyor ve o suça ortak oluyorsunuzdur veya böyle bir şey olmadığı halde birilerini karalıyorsunuzdur. Her ikisi de birbirinden beterdir. Ortada bir kampanya varsa ve siz bunun ne olduğunu, ne maksat taşıdığını ve kimlerden oluştuğunu biliyorsanız, bunu yargıya havale etmek zorundasınız. Attığınız imzalar için yargıyı göreve çağırmak yerine, yargıyı burada işletin.

Hoca Efendi’nin açıklaması

Tam da sayın başbakanın bu sözleri söylediği sıralarda iktidarın kavgaya tutuştuğu cemaat lideri Hoca Efendi’den şöyle bir açıklama geldi:

“Burada aklıma gelmişken arzedeyim, bir büyük zat, bir dönemde senelerce evvel, bana bir akşamüstü bir telefon geldi, burada akşamdı. Türkiye’de gece yarısıydı zannediyorum, belki o bile geçmişti. Dediler ki nefsine uyarak bir yerde bir tane alüfte ile buluşmaya gidiyor ve aynı zamanda birilerinin komplosu da söz konusu olabilir orada. Allah’a yemin ederim geceyarısı, Türkiye’de onu tanıyan arkadaşa telefon ettim, ‘kalk’ dedim ‘geceyarısı deme, evine koş git, oraya gitmesin katiyen, hem kendisi o masiyete girmesin, hem de hafizanallah bir komplo meselesiyse şayet, günümüzde geldiği noktaya katiyen gelemezdi, gelemez’ dedim. Ve o mevzudaki telefon sabit. Benim o mevzuda kendisine o ricada bulunduğum o zat da hala hayatta. Ama ben bugüne kadar o meseleyi kimseye açmadım. Bize düşen şey odur. Ayıbını yüzüne vurmama, ama belki de öyle birisi benim öyle bir ayıbını bildiğimden dolayı, şimdilerde homurdanıyorsa şayet, ‘keşke benim ayıbımı bilen bu insan nalları dikse, gitse de ayıbımı bilen birisi olmasa’ benim.”

Mesaj

Hoca efendinin sözünü ettiği büyük zat kimdir, bilmiyorum. Bilmek de istemiyorum ve meselenin bu tarafı bizi hiç ilgilendirmiyor. Ancak, bir yerlere mesaj veriliyor. Sayın başbakan yeri yerinden oynatacak bilgilere sahip olduklarını anlatırken kimi ve kimleri kast ettiği gayet açıktır. Zaten, “bu kampanyayı yürütenler” diyerek adres veriyor. Bunun karşılığında, “ayıbını bildiğim insanlar” denilerek ortaya başka ve yeni bir şey konuluyor.

Bu denge bozulmalı

Bütün bunlar dershane kavgasının ne olduğunu, AKP’nin neden birden bire çark edip geri çekildiğini anlamaya da, anlatmaya da fazlasıyla yetmez mi? Buna bir de PKK ve İmralı canisi ile kurulan ortaklığı ekmeyin. Bu açık, net, ispatlı şahitli beyanlar nasıl bir dehşet dengesi kurulduğunun itirafı değil midir? Bu durum aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti devletinin tarihinin en zor, en sıkıntılı, en karanlık günlerini neden yaşadığını ve bölücü ihanetin nasıl bu kadar ileri gidebildiğinin de belgesi oluyor. Dehşet üzerine kurulmuş bir dengeden, buradan geliştirilen bir siyasetten ve alınan kararlardan ülke ve millet menfaatine bir sonuç çıkması hiçbir şekilde mümkün değildir. Çare bu dengeyi bozmaktadır. Bu dengeyi bozmanın yolu da AKP’yi sandığa gömmek ve bu karanlık dönemi kapatmaktır.

Orhan Karatasorhan@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.