SON DAKİKA

Trump Ve Almanya

Gündem Yazıları

BEDAVA ÜLKÜCÜLÜK

Gündem Yazıları

KADER MAHKÛMLARINA AF

KÖŞE YAZILARI

Dehset Dengesi Sarsıldı

Bu haber 01 Kasım 2012 - 14:57 'de eklendi ve 26 kez görüntülendi.

Orhan Karataş

Her zaman AKP’nin ideolojisi, geçmişi, birikimi, tabanı, yönü olan bir partin çok, duruma göre vaziyet alan, kişiye ve konjonktüre dayalı toplama bir menfaat ortaklığı olarak şekillendiğini ve iktidar nimetleriyle ayakta kaldığını söylüyoruz. Bu ortaklığı ayakta tutan ve yönlendiren, nereden servis edildiği malum olan toplum mühendisliği desteği ile birlikte Recep Tayyip Erdoğan’dır. Partiyi oluşturanlar da bu durumun farkında oldukları için en küçük bir itirazda bulunmadıkları gibi, varlıklarının ve devamlarının bu yapının korunmasına bağlı olduğunu çok iyi bilirler.

Nereden nereye?

Bu dehşet dengesi 10 yıldır devam etti. Ancak, şimdi bir yol ayrımına gelindi. Burada yol ayrımından kastımız, ülkenin getirildiği nokta değildir. Zira, bu durum aslında bu dehşet dengesinin gereğidir. AKP’yi planlayan ve bütün ayrıntıları hesaplanarak servis edilen toplum mühendisliği ile yönlendirenlerin asıl hedefi Türkiye’yi dönüştürmektir ki, önce olgunlaştırıp, sonra hazmettirerek çok büyük mesafeler kat etmişlerdir. İşin bu kısmında bugüne kadar yaptığımız bütün tespitler doğru ve haklı çıkmıştır. Türk milleti ülkenin nereden nereye getirildiğini, hangi büyük tehlikelerle karşı karşıya bırakıldığını acı şekilde bizzat yaşayarak görüyor.

Cumhurbaşkanlığı hesabı

Bu yazımızda dikkat çekmek isteğimiz şey AKP’nin geleceği ve kurulan dehşet düzenin bundan sonrasıyla ilgilidir. Önümüzde 3’lü bir seçim sürece olduğu herkesin malumudur. Bunların birincisi mahalli seçimlerdir. İktidar avantajı ile AKP’nin, özellikle de Başbakan Erdoğan’ın bu seçimi elde var bir gördüğü ve bütün planlarını buna göre yaptığı anlaşılıyor. Nitekim, son parti kongresinde genel başkanlığa aday olmayacağını ilan etmesiyle birlikte Cumhurbaşkanlığı hesabı da kendiliğinden ifşa oldu. Aslında bu hesabın son seçimlerle birlikte yapıldığı ve Cumhurbaşkanı’nın görev süresinin de buna dayalı olarak belirlendiği de unutulmamalıdır. Ancak, Anayasa mahkemesinin görev süresini 7 yıl olarak belirleyen düzenlemeye CHP’nin yaptığı itirazı reddederken, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e bir defa daha seçilme yolunu açması, bütün hesapları alt-üst ettiği gibi, parti içindeki dehşet dengesinin taraflarını da keskin biçimde ortaya çıkardı.

Gül kenara çekilmiyor

Cumhuriyet Bayramı kutlamaları sırasında ve sonrasında yaşananlar bir çok yönüyle AKP düzeninin ibret veren sonuçlarına sahne olmuştur. CHP ile sürdürülen tahterevalli siyaseti ile daha da kolaylaşan hazmettirmeler bir yana bırakılacak olursa, dehşet dengesinin çarpıcı sonuçları ile karşılaşılmıştır. Cumhurbaşkanı Gül’ün görev süresi tamamlandıktan sonra kenara çekilmeyeceği kendi beyanlarıyla sabittir. İkinci defa Cumhurbaşkanlığına aday olmasının önünde hiçbir engelin bulunmaması, Recep Tayyip Erdoğan’ın korkulu rüyasına dönüşürken, alttan alta devam eden çekişmeleri de su yüzüne çıkarmıştır. Bunun örneklerini önce veto edilen kanunlarda ve yapılan bazı değerlendirmelerde gördük. Ancak, patlama noktası Cumhuriyet Bayramı gösterileriyle ilgili müdahale iddiaları oldu.

Fırsat mı kolladı?

Bayram yürüyüşü yapmak isteyenlerin önüne konulan barikatların kaldırılmasını Cumhurbaşkanı Gül’ün isteği yönündeki değerlendirmelere, başbakan Erdoğan’dan çok net bir uyarı geldi. Çift başlılıktan başlayıp, “kimse durumdan vazife çıkarmasın”la devam eden ve ” Benim iradem dışında hiçbir olamaz” mesajının verildiği bir açıklama. Bu açıklamanın Cumhurbaşkanı’nın müdahale iddialarının doğruluğunu bile sorgulamadan yapılması, aslında bir fırsatın kollandığını gösteriyor. Aksi halde başbakanın o barikatların nasıl kaldırıldığını öğrenmesi en fazla bir dakikasını alacak bir iştir ki, bu konuşmayı yaparken zaten yeterli bilgiye sahip olması çok yüksek ihtimaldir. Cumhurbaşkanın barikatların kaldırılmasına hiçbir dahli olmadığı, sadece bir gün öncesinde Valilere dikkatli olunması yönünde bir uyarıda bulunduğu halde, herşeyi yıkıp geçmenin anlamı çok açıktır: “Bu partinin sahibi benim. Ben ne istersem o olur. Bunun dışına çıkılmasına da izin verem.”

Ya milletin hesabı?

Bu durumda dehşet dengesinin karşı tarafının da sessi kalmayacağı çok açıktır. Nitekim, Cumhurbaşkanının cevabı gecikmemiştir. O da kendi yetki ve görevlerini hatırlatmış ve bir bakıma resti görmüştür. Bu durum, bundan sonra yaşanacakların da habercisidir. AKP ülke ve milletin meseleleriyle değil, kendi derdiyle meşguldür. Yeni Anayasa arayışları da buna dayalıdır, ülkenin bundan sonra başına gelecek olanların altında da bu hesap vardır. Tek ve değişmez hedefleri kendi istikballeri ve konumlarıdır. AKP’yi oluşturanların da varlıkları ve devamları da bu hesapların tutmasına bağlı olduğu için kimseden bir itiraz gelmesini, farklı bir şey söylemesini beklemek beyhudedir. 10 yıllık AKP iktidarıyla Türkiye’nin geldiği yer burasıdır. Adına da “ileri demokrasi” diyorlar. Bu hesapların yapılmasını anlıyoruz da, unuttukları bir şey var. Ya millet, bugüne kadar hazmettiklerine “artık yeter” diyerek kendi hesabını başka türlü yaparsa?

Orhan Karatasorhan@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.