Asikurtlar©

DAVANIN ÖZÜ

DAVANIN ÖZÜ
28 Ağustos 2015 - 18:37 'de eklendi ve 3956 kez görüntülendi.

Türkiye geleceğini ararken karanlıkla aydınlık arasındaki keskin bir ayrımın yaşandığı zamana doğru ilerlemeyi sürdürüyor.

Türkiye’yi sadece kendisinden ibare gören, kendisi dışındakileri ya boş veren yada dışlayan, hatta bu yönüyle insani vasıflardan dahi mahrum bir anlayışla siyaset sahnesinde baş gösteren AKP’nin milli şuuru yok sayıp, milli olan tüm değerlere karşı savaş açmışlarla yol yürümesi bugün önümüzdeki en temel meseledir.

Böylesi zamanlarda ak ile karayı birbirinden ayıran en temel özellik savunulan fikirlerin derinliği ve manasıdır.
Şimdi milletin önündeki seçeneklere bakıldığında bir yanda son Türk devletini kuran Türk Milliyetçiliği fikir sisteminin yılmaz savunucuları olan MHP ile “milliyetçilikle hesaplaşmanın vaktinin geldiğini” düşünen AKP seçeneği ile toplum karşı karşıyadır.
Koşullar Türk milletini her yandan saran ağır şartlarla kuşatmışken, sıkıntı sosyal ve ekonomik alanlarla birlikte milleti darboğaza çekmişken, aslında işin özünde yatan sorunların temelinde bu gerçekliğin yattığını görmek gerekir.

Birileri Türk Milliyetçiliği ile hesaplaşmayı istediğini söylerken aslında asıl niyetin Türkiye ile hesaplaşmak olduğunu istemeyerek de olsa açık bir şekilde belli ediyorlar.

ABD ile yürüyecek yolu olup onun projelerinde görev alanlar, PKK ile bir araya gelecek zemin bulup aynı karede görüntü vermekten rahatsızlık duymayanlar, Türklüğün binlerce yıllık hasımları ile ortak payda olarak tarif edilen konularda ayrı düşülen hiçbir konunun olmadığını söylemekten imtina etmeyenlerin asıl niyeti İslam’a, Müslümanlara ve İnsanlığa binlerce yıldır büyük hizmetleri olmuş olan Türklükle hesaplaşma alanı yaratabilmektir.

* * *
MHP işte böylesi ağır koşullarda her türlü çirkin saldırılar karşısında mücadelesini, kendisini adadığı milleti uğruna kararlılıkla sürdürmekten vaz geçmeyen bir siyasi akım olarak tarihe geçmektedir.

MHP, sıradan, gündelik ve yine günü kurtarmaya dayalı hesaplardan uzak, geleceğin güçlü Türkiye’sini kurabilmek için gecesini gündüzüne katıp imkânsızlıklar içerisinde imkân yaratarak, sırtını sadece Allah’a dayayıp millet için mücadele veren gönüllülerin ortak adresidir.
Türk milletini bir arada tutan ve milli kültürle yoğrulmuş anlayışını milli bir davaya dönüştürerek mensubu olduğu milletine kendisini adayanların bir araya geldiği Milliyetçi Ülkücü Hareket’in varlı Türkiye için en büyük kazanımlardan biridir.

Dile kolay, 46 yılı aşkın süredir siyasi alanda mücadelesini aksatmadan sürdüren bir hareketin varlığından söz etmek…
Anılarla, acılarla ve tecrübelerle yaşayıp dünün ne olduğunu unutmadan güvenli bir alana milleti ve ülkeyi götürebilmek için ateşten gömlek giyinmek…
Ben değil biz diyebilmenin, kendim için değil milletim için anlayışını benimsemenin, davam benden daha önemlidir şuuruna sahip olmanın, bu uğurda gereken özverinin kimi zaman canla ödemiş olmanın manası…
Bu hareketin mayasında var olan değerler işte bunlardır.

Kimisi inandığı değerler uğruna canını vermekten feda etmemiş, dava arkadaşları sıkıntıdayken sadece onlara yiyecek bir şeyler bulmak ve ulaştırmak için Süleyman Özmen misali kurşunların hedefi olmuştur, kimisi ise dünyalık menfaatler uğruna üstelik milletine ve davasına karşı alenen savaş açmışlarla beraber yol yürümeyi tercih etmiştir.
Bu durum Ülkücü Hareket’in gerçeğidir.

* * *
Tıpkı bu hareketi kuran Başbuğ Türkeş’in “Biz Allah tarafından bir imtihandan geçiyoruz, bu imtihandan aramızda kalanlar da olacak, geçenler de, ama biz davamızdan ve yolumuzdan asla vazgeçmeyeceğiz…” sözleriyle tariflediği gibi…
Hal böyleyken kendisini yetiştiren babasına, davasına ve de düne kadar şahsını adadığını iddia ettiği milletine karşı “hesaplaşma” içgüdüsüyle yaklaşanlarla yol yürüme kararı almış olanlara benim nazarımda denilecek hiçbir söz yoktur.

Zira buna dahi layık değillerdir.
Olmadıklarını da zaten kendileri kanıtlamıştır.
Edebimizi koruyor oluşumuzun asıl sebebi davamıza ve bu davada hepimize mensubiyet ahlakını öğretmiş olanlara gösterdiğimiz saygımızdandır.
Yoksa neticeye dayalı uzanan yolda söylenecek çok söz vardır da haksız olduğumuz hiçbir alan yoktur.
Kabil ve Habil iki öz kardeşken hak yoldan birinin sapıp, diğerinin hayatını vermesine rağmen hak yoldan asla vaz geçmemiş olması herhalde durumu özetlemeye kâfidir.

Bu dünyada daha düne kadar dava arkadaşlarım dedikleriyle, milletinin yüzüne bakamayacak olanların, ahirette de Allah’a ve sorumlu olduklarına karşı söz söyleyecek yüzü bulunmayanların hüsran dolu sonu, şayet anlar ve farkına varabilirse kendilerine yeter!
Bizim payımıza düşen vatanı, milleti, bayrağı ve Allah davasını savunmayı neye mal olursa olsun sürdürmek ve inancımızdan asla dönmemektir.

Evet, işte bu da bize yeter!
Yel kayadan anca tozunu alır, ancak şüphesiz ki Milliyetçi Ülkücü Hareket’i son siyasi manevralarla zor durumda bırakmak isteyen “kuş beyinlilerin” bilmesi gerekir ki kıpırdayan tek bir toz zerresi dahi olmamıştır, olamaz da.

Çünkü bu dava sizin hiç anlamadığınız ve asla da anlayamayacağınız sebeplerden ötürü şahıslara dayalı değildir.
Allah müsaade ettiği, Türklük var olduğu müddetçe bu dava da var olacak, özünden hiçbir şey kaybetmeyecektir.

Bu dava Allah davasıdır ve zafer de sadece Allah’ındır.
Bizse bu yolda seferle yükümlü olanlarız.
Üzerimizdeki hakkı layıkıyla taşır, yerine getirebilirsek ne mutlu bizlere…
İsmail Özdemir

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER