Asikurtlar©

Darbe ve Debelenme

Darbe ve Debelenme
31 Temmuz 2016 - 8:31 'de eklendi ve 4204 kez görüntülendi.

 

 

Devlet kavramı üzerinde fazla düşünmediğimiz için bu darbe işlerinden de elektrikten korkar gibi korkuyoruz.
Mesela anahtarı kapatarak devreyi açık hale getirince rahatça ampulü değiştirebileceğimiz halde üstüne bir de sigortayı attırıyoruz.

Son çarpılmadan sonra askeri birliklerin kapısına hafriyat kamyonu çekmemiz gibi…
Adam sanki çıkmak istese duvarı yıkıp geçemeyecek!..
Bunu demokrasi nöbetini küçümsemek veya askeri teselli etmek için söylemiyorum.
Tam tersine teröriste yol olmasından endişe ediyorum.
Elektronu tanımadan Elektrik mühendisi olunmaz! Önce Türk yani”sivil asker” olacaksınız!..

Vatanın için ölmeyi göze alacaksınız. Sınırın namus olduğuna inanacaksınız. Ölmeden ölecek, toprak olacaksınız!..
O zaman kimseyi elektrik filan çarpmaz.İnsanlar böyle ne yaptığını bilmeden debelenip durmaz!
15 Temmuz darbesini, enteller – demokratlar filan değil, belki de hayatında hiç oy kullanmamış “doğan görünümlü şahinler” önlemiştir.

Anadolu’nun garip yiğitleri yani… Ölümü göze alabilen asker ruhlu çocuklar…
Bir de Avşar vardır tabii her zamanki gibi başrollerde… Özel Kuvvetlerdeki Ömer Astsubay…
Milletleri bir arada huzur içinde ve siyasi rejimleri güvence altında yaşatan faktör, “bir arada yaşama arzusu”dur.
Eskiden krallar, kendilerine sığınantebalarını, zaferlerle ve siperlerle bir arada tutarlardı.
İnsanoğlu, seçilmiş sivillerin askeri denetleyebildiği demokrasi yüzyıllarına kadar yazılı tarihin % 95’i boyunca, kralınşövalyelerini, siyasetin görünen yüzü olarak kabullendi.

Klasik dönemde bunun bizdeki karşılığı, merkezde Yeniçeriler, taşrada ise Tımarlı Sipahilerdi.
Modernleşme başladığında yani 1800’lerin başında % 90’ı köylerde yaşayan halkımızın Müslüman olan kesimi devleti bir askere gidince gördü; bir de jandarmada köyüne gelince…
Asker demek “devlet” demekti…
Bizde gayrimüslimlerin, dönmelerin, asker kaçaklarının, biraz da kadınların ve kadınsıların daha asker karşıtı, daha demokrat olmaları bundandır.

“Pekibu darbe işi nereden çıktı?” diyeceksiniz. Darbe bize mahsus bir durum değildir ama Avrupa’da da pek görülmez.
Sistem, askerin böyle bir şey düşünmesine fırsat vermeyecek şekilde sivilleşmiştir. Çünkü daha ilkokul sözlüklerinden itibaren “civilization” ile medeniyet aynı şeylerdir.
Latin Amerika biraz darbelere meyyaldir. Bunun da en belirgin sebebi, sömürgelikten çıkan toplumların, kendi sivil demokrasilerini geliştirecek bir yönetimdeneyimine sahip olmamalarıdır.
Bağımsızlık savaşının “kurtarıcı” subaylarının itibar kaybettiği buhran dönemlerinde mesela Amerika’yla daha iyi geçineceğini vaat eden bir Albay, önceki Generali küçük bir grup askerle devirerek onun yerine oturabilmiştir.
Sömürge kökenli ülkelerde bu tip darbelerin görülmesi bir derecede normaldir.
Temel sebepleri pek sorgulanmamış olan bu alışkanlığı entelektüeller, “demokrasi kültürünün gelişmemesi”ne bağlarlar.

Oysa bizdeki darbeler, tamamen farklı bir sebepten kaynaklanmıştır. Sebeplerimiz bu kadar farklı olmasa bugün “teröristi, gece görüş sistemli F 16 kullanan” bir ülke olmazdık!
Bizdeki darbeler, demokrasiden görülen zarar sebebiyle değil, demokrasiyi kökünden sökecek oluşumlara karşı Cumhuriyet değerlerini korumak amacıyla yapılmıştır.
Tarihçi “iyidir” veya”kötüdür” gibi sıfatlar kullanmadıkça anlattıklarının dostu veya düşmanı değildir. Hikâye böyledir.

Türkiye’de modern okullarda eğitim gören ilk Türkler askerlerdir. Ayrıca bu okullar kentlerde olduğu için askerler en azından çocukluktan itibaren “kentli”dir.
İyi bir yabancı dil öğrendikleri için yakın zamana kadar Fransızca, son zamanlarda da İngilizce yayınları takip ederler.

Öyle olmasa mesela Atatürk, Fransız İhtilalini tanıyamaz; bir siyaset dehası bile olsa, ancak sonu “Padişahım çok yaşa”yla biten bir “III. Meşrutiyet” destanına imza atabilirdi.
Kendi tarihimizi ve bu tip farklılıklarımızı bilmezsek, meydanlarda toplanan halkın gerçekten demokrasi nöbeti tuttuğunu zannetmek gibi bir hataya da düşebiliriz.

Meydanlarda tutulan nöbet, uzun bir çabayla ele geçirilen iktidarın, memleketemini olan askerin “güvenilmez” bir noktayasürüklenmesiyle birlikte alınan “askeri” bir tedbirdir.
Meydandaki sivillerin tek silahları da”canları”dır!

Kadere bakın ki dün güya demokrasi adına “darbeci” diye adam asan mahfiller bugün kanlı kıyamlı darbe yapmaktadır.
Türkiye’de hem darbeleri, hem decemaat tipi, devşirilebilir örgütlenmeleri önlemenin yolu, herkesin kendine göre tanımladığı demokrasi kültürü filan değil”Tevhid-i Tedrisat’ınJaponlaştırıcı bir müfredatla” uygulanmasıdır.
Eğitim ve öğretimde birlik olmazsa: “Tek bayrak… Tek devlet… Tek millet!..” lafları boşunadır!

Bugün yaşanan darbenin ve debelenmenin temelinde “ÖğretimBirliği”nin önce yalıdaki kolejlerde sonra da merdiven altı medreselerde mıncıklanması yatmaktadır.

Şükrü Alnıaçık

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER