SON DAKİKA

DARBE GİRİŞİMİNDE İLK CESUR ÇIKIŞI BAHÇELİ YAPTI

Bu haber 24 Temmuz 2017 - 16:44 'de eklendi ve 3.371 kez görüntülendi.

 

15 Temmuz gecesi diğer liderler ortada yokken MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli parti karargâhındaydı. Kurmaylarını Genel Merkezde toplamış ve “Bir saldırı vukuunda burada mukavemet edeceğiz.” demişti. Darbe girişimine karşı ilk cesur siyasi çıkışı yapan ve gecenin seyrini değiştiren MHP Lideri Devlet Bahçeli; saat 22.00’deBaşbakan Yıldırım’ı telefonla arayarak, kalkışmanın kabul edilemez olduğunu ifade etti. Bahçeli, meşru Türkiye Cumhuriyeti hükûmetinin ve demokrasinin yanında olduklarını belirtti. Devlet Bahçeli’nin bu kararlı adımı, 22.35’ten itibaren bütün haber kanallarından duyuruldu.

Milletimizin tanklara karşı göğsünü siper etmesinde, askerî ve sivil devlet kurumlarında darbe girişimine karşı şiddetli bir direniş oluşmasında MHP’nin bu açık tavrı belirleyici bir rol oynadı. MHP liderinin ustaca hamlesi, sonuca doğrudan etki etti ve böylelikle MHP bir kez daha hayati işlevini icra etti, bir gece vakti millî vicdanı uyandırıp ayağa kaldırdı. MHP’nin bütün tezlerinin doğruluğu, 15 Temmuz’da yaşanan acı sahnelerle tescillendi. MHP Lideri yine haklı çıkmıştı.

FETÖ’nün Truva Atı, karşısında Bahçeli’nin kararlı duruşunu, iradesini ve parti teşkilatlarının direnişini buldu ve çok geçmeden bu atın kartondan olduğu ortaya çıktı.
Atın üstüne doluşan kurşun askerler önce yerlere serildi, sonra birbirine düştü.
Çıkar ve ihtiras uğruna bir araya getirilenlerin düzmece ittifakı dağılıp gidecekti.
2016 yılı ortalarına gelindiğindeyse FETÖ; elebaşının da gizli toplantılarında söylediği gibi, kendiniyeterince güçlü görerek devleti tamamen ele geçirebilmek için darbe hazırlıklarına başladı.
Aslında bu kararda biraz da telaş faktörü hâkimdi; çünkü FETÖ’cüler, devlet kurumlarından temizlenmeye başlamıştı.
Hükûmet 17-25 Aralık sürecinden sonra HSYK’da yapılan değişiklikle FETÖ’nün yargı ayağına darbe indirmiş, sıra orduya gelmişti.
26 Mayıs 2016 tarihli MGK toplantısında, paralel devlet yapılanması “millî güvenliğimizi tehdit eden ve bir terör örgütü” şeklinde nitelendirilmişti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan toplantının ertesi gün Kırşehir’de yaptığı konuşmada “Paralel yapının ‘Fethullahçı terör örgütü’ olarak nitelendirilmesi için dün tavsiye kararı aldık, Bakanlar Kurulu kararı çıkınca PKK ve PYD ile aynı kategoride yargılanacaklar. Dün MGK’da Fetullahçı terör örgütü olarak tavsiye kararını alıp, hükümete gönderdik.” dedi.
O sıralar, bir sonraki MGK toplantısında ordudan geniş tasfiyeler için düğmeye basılacağı konuşuluyordu.
15 Temmuz Darbe Girişimi’nin planlanmasında, son Millî Güvenlik Kurulunda ordudaki FETÖ’cülerin tasfiye edileceği kaygısının payı büyüktü.
Aslında MGK’da FETÖ’yü bitirme kararı yıllar önce alınmıştı.
Eski Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök, 15 Temmuz Darbesini Araştırma Komisyonunda bilgi verirken FETÖ’yle ilgili ilk kararın 2004 yılında alındığını söyledi.
Özkök, “Biz 2004 yılı MGK toplantısında FETÖ ile ilgili terör örgütü kararı aldık. Hükümet bu kararının gereğini yapmadı.” dedi.
Hilmi Özkök’ün komisyonda verdiği ifadede şöyle konuştu:
“2004 Millî Güvenlik Kurulu’nda silahlı kuvvetler olarak dedik ki ‘Bu örgüt çok büyük bir imkân ve kabiliyete kavuştu. İmkân ve kabiliyet yıllar içinde oluşur ama niyet bir gecede değişir.’ Aynen böyle söyledik. Dedik ki icra planı yapılsın bu iş takip edilsin o zaman kadar tehlikeli bir örgüt olarak görülmüyor tabi iyi niyetli görülüyor. Ama biz MGK’da bunu açıkça söyledik. Hükümeti kesin olarak bilgilendirdik ve durum iyi değil dedik. Orada bir karar alındı. Ona icra planı denildi. Hükümete tavsiye ediyor MGK bunu. Hükümetin unsurları da orada olmakla beraber… Ne yapılıyor diye izledik, açıkça söyleyeyim pek fazla bir şey yapıldığını görmedik.”
Ne yazık ki 2004’teki MGK kararı hükûmet tarafından yok hükmünde kabul edildi.
Bu konuda ne bir Bakanlar Kurulu kararı alındı, ne de bir işlem yapıldı.
Bu yüzden örgüt gittikçe palazlandı, güçlendi; sonunda Türk Silahlı Kuvvetler ve Emniyet, büyük ölçüde FETÖ’cülerin kontrolüne girdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 27 Mayıs’ta Kırşehir’deki açıklamaları ise artık örgütün sona yaklaştığının habercisi oldu.
FETÖ unsurlarımukadder akıbeti engellemek için harekete geçti ve 15 Temmuz’da darbe girişiminde bulundu.
15 Temmuz gecesi diğer liderler ortada yokken MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli parti karargâhındaydı.
Kurmaylarını Genel Merkezde toplamış ve “Bir saldırı vukuunda burada mukavemet edeceğiz.” demişti.
Darbe girişimine karşı ilk cesur siyasi çıkışı yapan ve gecenin seyrini değiştiren MHP Lideri Devlet Bahçeli; saat 22.00’deBaşbakan Yıldırım’ı telefonla arayarak, kalkışmanın kabul edilemez olduğunu ifade etti.
Bahçeli, meşru Türkiye Cumhuriyeti hükûmetinin ve demokrasinin yanında olduklarını belirtti.
Devlet Bahçeli’nin bu kararlı adımı, 22.35’ten itibaren bütün haber kanallarından duyuruldu.
MHP lideri daha sonra yaptığı yazılı açıklamada da şunları ifade etti:
“Türkiye Cumhuriyeti olağanüstü ve gayri meşru bir durumla karşı karşıyadır.Türk Silahlı Kuvvetleri içinden bir grubun askeri müdahalede bulunmak, yönetimi devralmak istediği iddia edilmektedir.Demokrasiyi askıya alma, millet iradesini yok sayma teşebbüsünün ülkemize yapılacak büyük bir hata olacağı açık ve meydandadır.Türkiye yakın tarihinde defalarca askeri darbe girişim ve tecrübesini yaşamıştır.Türk milleti her seferinde darbelerin yıkım ve acı sonuçlarına muhatap kalmıştır.Şu anda ülkemiz kriz ve belirsizlik sarmalının dibindedir.Herkes bilmelidir ki, demokrasiden taviz istikbal ve istiklalden kopuş demektir.Milliyetçi Hareket Partisi her türlü demokrasi dışı arayışa tavırlı ve karşıdır. Türkiye’nin pek çok sorun ve sıkıntısı olduğu tartışmasızdır.Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünün çok ciddi tehdit ve taciz altında bulunduğu da ortadadır.Ancak her sorununun çözüm yolu demokrasidir.Türkiye’nin iç savaş ve kaos ortamına savrulması halinde Türk milletinin ödeyeceği bedel vahim ölçüde yüksek ve pahalı olacaktır.Bu itibarla geleceğimizi karartacak, millî birlik ve bütünlüğümüzü sabote edecek her türlü müdahaleye milletçe mesafeli durmamız şarttır ve tarihi bir sorumluluktur.Nitekim hiçbir kalkışma kabul edilemeyecektir.Askeri darbe teşebbüsünde bulunanların derhal hukuka teslim olmaları en samimi beklentim ve tavsiyemdir.Milletimizin sağduyulu olması, teenni ve soğukkanlı hareket etmesi önem ve aciliyet arz etmektedir.Halkın sokağa daveti, Türk askeriyle muhtemel bir çatışma içine girmesi vahim bir tehlike olarak önümüzde durmaktadır.Bilhassa Milliyetçi-Ülkücü Hareket’in provokasyon ve ajitasyonlara karşı teyakkuzuyla birlikte, sokaklara çıkarak iç savaş şartlarına hizmet etmesi düşünülemeyecektir.Hiçbir dava arkadaşım karanlık sürecin taraf ve faili olmayacaktır.Milliyetçi Hareket Partisi ülkemizin sancılı tablosunu dikkatle ve demokrasiye tam bir riayet ve sadakatle takip edecektir.Hiç kimsenin şüphesi olmasın ki, Türk milleti bu badireyi atlatacaktır.Millî birlik ve beraberliğimizi bozmaya hiç kimsenin gücü de yetmeyecektir.”

MHP’NİN BÜTÜN TEZLERİNİN DOĞRULUĞU, 15 TEMMUZ’DA YAŞANAN ACI SAHNELERLE TESCİLLENDİ

Milletimizin tanklara karşı göğsünü siper etmesinde, askerî ve sivil devlet kurumlarında darbe girişimine karşı şiddetli bir direniş oluşmasında MHP’nin bu açık tavrı belirleyici bir rol oynadı.
MHP liderinin ustaca hamlesi, sonuca doğrudan etki etti ve böylelikle MHP bir kez daha hayati işlevini icra etti, bir gece vakti millî vicdanı uyandırıp ayağa kaldırdı.
Bölücülerin azgın ve kanlı sokak eylemleri sırasında”MHP neden sokaklara inmiyor?” diye yırtınanlar, MHP’nin; beka tehdidi karşısında milletin sokaklara hâkim olmasını nasıl sağladığını gördü.
Küresel emperyalizm; kontrol edilebilir ve güçsüz bir Türkiye oluşturma yolunda önündeki en büyük ve aşılamaz engelin, MHP olduğunu bir kez daha öğrendi.
Bahçeli’nin paralel yapıyla ilgili tavrında, bu ihanet şebekesinin ileride Türkiye’nin başına örebileceği çorapları gören devlet adamlığı ferasetinin izleri vardı.
Geçmişte MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin kamuoyuna sunduğu ve bölücü tehdidi, ihaneti bütün çıplaklığıyla resmeden fotoğraf, görmezden gelinmişti.
MHP’nin bütün tezlerinin doğruluğu, 15 Temmuz’da yaşanan acı sahnelerle tescillendi.
Ne yazık ki MHP Lideri yine haklı çıkmıştı.
Tarih 15 Temmuz’da da tekerrür etmiş, özellikle terörle mücadele konusundaki haklı eleştirilerine aldırmayıp her vesileyle MHP’yi ayrımcılıkla hatta bölücülükle suçlayanlar, başı sıkışınca yanında Milliyetçi-Ülkücü Hareketi bulmuştu.
Haklı çıkan adam; 15 Temmuz’da milletin bekası ve devletin bütünlüğü için demokrasimizin, Erdoğan’ın ve AKP hükûmetinin yanında yer aldı.
Gülen methiyecilerinin alayı sonradan ah vah etti ama artık çok geçti.
Yıllar sonra Tayyip Erdoğan; Cumhurbaşkanı sıfatıyla, 15 Temmuz ihanet kalkışmasıyla ilgili davalarda süren inkâr furyasına sert tepki gösterecekti.

FETÖ’NÜN MHP’YE SIZARAK İÇERİDEN ELE GEÇİRME ÇABALARI İSE SONUÇSUZ KALDI

Erdoğan 1 Haziran 2017’de FETÖ için şöyle diyecekti:
“Geriye doğru dönüp bakınca terörle mücadelemizin niçin arzu ettiğimiz biçimde ilerlemediğini daha iyi görüyoruz. Hırsız içerde olunca kapı kilit tutmaz. FETÖ’cüler suçüstü yakalandıkları hâlde mahkemede ne diyorlar? ‘Duymadım, görmedim, bilmiyorum.’ diye üç maymunu oynuyorlar. Kendilerini bekleyen acı sondan kurtulamayacaklar.”

FETÖ’nün MHP’ye sızarak içeriden ele geçirme çabaları ise sonuçsuz kaldı.
MHP Lideri Bahçeli, FETÖ ile mücadelenin mağdur yaratılmadan sürdürülmesini istiyordu.
Bahçeli, 26 Temmuz 2016 günü yaptığı konuşmada, FETÖ ile mücadele ederken suçlu ile suçsuzun ayırt edilmesi gerektiğini söyledi.
Masumlara suçlu gibi muamele edilmemeli, adalete olan güven zedelenmemeliydi.
OHAL’i savunan ve toplu görevden almalar yapılırken kesinlikle sağlam delil ve belgelere dayanılmasını isteyen Bahçeli, ancak toplumun her kesiminin kaygılı ve huzursuz olduğuna dikkati çekerek hükûmeti uyardı.
Devlet Bahçeli, özetle şunları söyledi:
“Bizim anlayışımıza göre OHAL millete karşı alınmış bir karar değil, tam tersine millete pusu kuran, devlete ağır zayiat vermek isteyen odaklara karşı güvence, anayasal bir tedbirdir.Ve OHAL, Gazi Meclis’in iradesini askıya alma, yok sayma şeklinde de yorumlanmamalıdır.
FETÖ terör örgütünün ve bunun yanında duran her türlü zararlı ve hıyanet oluşumların tamamıyla temizliği için OHAL bir yöntem, bir vasıtadır.
Paralel devlet yapılanmasının tüm unsurları tespit edilmeli, her yönüyle analiz edilerek araştırılmalı ve hepsi birden adaletin önüne çıkarılmalıdır.Bu yapılıyorken, masumların hakkını gasp etmek, suçsuz günahsız insanımızı mağdur etmek en az terör örgütünün zalimliği kadar tehlikelidir.
Aldığımız yoğun şikâyet ve eleştiriler, vatanını ve milletini canından aziz bilen kardeşlerimizin de FETÖ terör örgütüyle aynı kategoride ele alındığı yönündedir.Bu doğru ve hakkaniyetli görülemeyecektir.
İdari ve kanuni tasarruflar sırasıyla ve süratle alınırken, mazlumlara ilişilmemeli, onların hak ve insanlık onurları çiğnenmemelidir.
Bu yalnızca ben ülkücüm diyenlerle de sınırlı değildir.Toplumun her kesimi kaygılı ve huzursuzdur.15 Temmuz ihaneti zaten yeterince korku yaratmıştır.Hükümetten beklentim, FETÖ terör örgütünün kökünü kuruturken, suçluyla suçsuzu birbirine karıştırmamasıdır.”
Bahçeli, Türkiye’nin henüz şoktan çıkamadığı günlerde yüreklere su serpen konuşmalarını sürdürdü.
MHP Lideri Bahçeli, 2 Ağustos 2016’da grup toplantısında şunları söyledi:
“Milliyetçi Hareket Partisi her gelişmeyi titizlikle izleyip, doğru gördüklerini desteklerken, yanlış bulduklarını sonuna kadar eleştirmeyi sürdürecektir.
Bizim yerimiz milletimizin tertemiz vicdanıdır.
Bizim rotamız demokrasi, yönümüz büyük Türkiye’dir.
Darbecilere, teröristlere, Türkiye’yi hazmedemeyen mihraklara karşı biriz, beraberiz, Türk milletinin sesi ve nefesiyiz.”
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, FETÖ ihaneti karşısında milletçe birlik ve beraberliğe yüklediği önemi her vesileyle gösterdi.

BAHÇELİ’DEN UYARILAR

Yeni Kapı Ruhuna diğer liderlerden daha çok sahip çıkarak kendi misyonu gibi benimsedi.
7 Ağustos’ta yapılacak Yenikapı Mitingi öncesinde, 5 Ağustos 2016’da, parti teşkilatlarına bir genelge gönderdi ve şu uyarılarda bulundu:
“Herhangi bir olay, taşkınlık, gerginlik karşısında sağduyulu ve vakur hareket edilecek, sataşma ve saldırı ihtimalleri karşısında güvenlik güçleri gecikmeksizin haberdar edilecektir.
7 Ağustos’ta teşkilat yöneticilerimiz mitingin düzen ve denge içinde yapılması konusunda özenli ve duyarlı davranacaklar, kardeşlik ve millî ruhun beklentilerini sadakatle ifa ve ifade edeceklerdir.
Her dava arkadaşım, milletimin her güzel insanı, 7 Ağustos’ta Türkiye’nin şeref ve itibarına yakışır ve yaraşır şekilde, el ele, gönül gönüle millî kaynaşmanın ve kaderdaşlığın emsalsiz örneğini sergileyeceklerdir.
Ağustos’u gölgelemeye, karartmaya, mana ve muhtevasından koparmaya çalışanlara izin ve fırsat verilmeyecektir.
Siyasi ayrım gözetmeksizin her kardeşimizle, her arkadaşımızla, her vatandaşımızla tam bir gönül seferberliği içinde kalınacak, kucaklaşma sağlanacaktır. Bizim ortak değerlerimizin, sanal farklılıklardan daha çok olduğu asla unutulmayacaktır.”
Aslında FETÖ sadece bir taşerondu; bu komplonun arkasında MHP’yi etkisizleştirmek isteyen ve Türkiye’de ve bölgedeki hedefleri önünde MHP’yi ve Türk milliyetçilerini engel olarak gören küresel güçler ve üst akıl vardı.
Zaten MHP’yi kaset operasyonu sırasında hedefe alan paravan İnternet sitelerinin ABD’den yönlendirilmesi, bu işin arkasındaki küresel gücün adresini vermiş; operasyon merkezinin Okyanus ötesinde olduğu ortaya çıkmıştı.
Devlet Bahçeli, 29 Eylül 2016’da bir basın toplantısı düzenleyerek gündemdeki konuları değerlendirdi.
O sırada kulaktan kulağa ikinci bir darbe ihtimali fısıldanıyordu.
Bahçeli, “Yeni bir darbeye yeltenen, aklından geçiren kim ya da kimler varsa, bilsinler ki, önce bizim bedenimizi çiğnemek mecburiyetinde kalacaklardır.” dedi.
MHP Genel Başkanı Bahçeli, daha sonra şöyle devam etti:
“Darbecilerin geleceği varsa, Allah’ın izniyle görecekleri de vardır.Kulun hesabı varsa, Allah’ın da bir hesabı vardır ve hepsinden, her şeyden kudretlidir.
Türk milleti dağılmanın eşiğindeyken yeni bir destan yazıp birliğini korumuştur. Gerekirse aynısını daha şiddetle tekrarlayacaktır.
İhanet ve melanet cephesine karşı Türkiye etten bir duvar örmüş, parlayan dehşetengiz ateşi demokrasi kahramanları adeta nefesleriyle söndürmüşlerdir.”
MHP Lideri Bahçeli; açıklamasında, Yurtta Sulh Konseyi üyelerinin hâlâ açığa çıkarılmamasından da yakındı:
“12 Eylül 2016 tarihli yazılı basın açıklamamızda vurguladığım gibi, Yurtta Sulh Konseyi isimli ihanet yapılanmasının ana ve tepe kadrosundan henüz bahseden yoktur.
Bu hain ve haysiyetsizlerin kimlerden oluştuğu açıklığa kavuşmuş değildir.
En alt düzeyde memur, işçi veya diğer mesleklerden kişilerle uğraşıldığı kadar; 15 Temmuz’un sevk ve idaresini yapan lider kadrosunu konuşan da pek görülmemektedir.”

SEMİH YALÇIN

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.