Asikurtlar©

Darbe Girişimi Bahçeli’ye Yarar Mı

Darbe Girişimi Bahçeli’ye Yarar Mı
31 Temmuz 2016 - 7:00 'de eklendi ve 8054 kez görüntülendi.

Medyanın yalancısıyım, 27 Temmuz’da basında yer aldı; anlaşılıyor ki Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Marmaris’ten rotayı İstanbul’a çevirmesinde 1. Ordu Komutanı Org. Ümit Dündar (Son YAŞ’ta Genelkurmay 2. Başkanlığına getirildi) etkili olmuş. Cumhurbaşkanı’nın, “Size nasıl güveneyim?” sorusuna Org. Dündar, “Beni Bahçeli’ye sorun” demiş. Gerçi bu diyalog Beştepe’ce yalanlandı ama biz yine de ateş olmayan yerden duman çıkmaz diyelim.

Bu yazının konusu Org. Dündar değil. Cumhurbaşkanı Erdoğan da değil. Bu yazının konusu, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli.

BAHÇELİ’YE YÖNELİK ELEŞTİRİLER VE NESNEL VERİLER

Bahçeli, çok eleştiriliyor. AKP’nin dümen suyuna girdiği suçlamasına muhatap. MHP’yi stabil kılmak, yerinde saydırmakla da eleştiriliyor. Eleştiriler genel kamuoyundan da yöneltiliyor, parti kamuoyundan da. Nitekim kendisine karşı kongre sürecini öne aldırmak isteyen, hatta istifasını isteyen beş altı da genel başkan adayı var (Bu süreç yaşanan darbe girişimi sonrasında otomatik olarak ‘askıya alınmış’ oldu).

Bakalım öyle mi peki; eleştiriler yerinde mi?

1) Devlet Bahçeli, yıllarca Alparslan Türkeş’in yanında oldu, genel sekreter olarak (ikinci adam) liderinin çantasını taşıdı ve kara kutusu oldu. Alparslan Türkeş’in vefatından sonra 18 Mayıs 1997’de yapılan Olağanüstü Kongre’de sonuç alınamadığı için 6 Temmuz 1997’de İkinci Olağanüstü Kongre toplandı. Devlet Bahçeli, delegelerin büyük bir çoğunluğunun desteğini alarak Alparslan Türkeş’ten sonra MHP’nin ikinci genel başkanı oldu. Geçiş süreci, 13 Kasım 1997’de yapılan olağan kongre ile tamamlanarak Devlet Bahçeli yeniden MHP’nin genel başkanı seçildi.
2) Devlet Bahçeli yönetimindeki MHP, 18 Nisan 1999 milletvekili seçimlerinde yüzde 18 oy alarak tarihinin en büyük başarısını elde etti. Bu kritik seçimde seçmen MHP’ye önemli bir teveccüh gösterdi ve MHP Türkiye’nin her bölgesinden, her kesiminden ciddi bir oy alarak ilk kez ikinci parti oldu.

3) Bahçeli, DSP ve ANAP ile koalisyon kurarak zor koşullarda iktidar sorumluluğunu paylaşmayı seçti. MHP 12 Bakanlık alarak ikinci büyük koalisyon ortağı oldu, Bahçeli de Başbakan Yardımcısı olarak kabinede görev aldı.

4) Türkeş döneminde, partinin MHP’ye dönüştüğü 1969’dan itibaren 12 Eylül askeri darbesinde parti kapatılana kadarki genel seçimlerde aldığı oylara bakalım:

1969: Yüzde 3 (1 milletvekili), 1973: Yüzde 3,4 (3 milletvekili), 1977: Yüzde 6,4 (16 milletvekili).

MHP, 12 Eylül Yönetimi döneminde diğer siyasi partilerle birlikte kapatıldı, genel başkanı Türkeş de içinde olmak üzere yöneticileri tutuklandılar, sıkıyönetim mahkemelerinde yargılandılar. 1983’de yerine kurulan Muhafazakar Parti, Milli Güvenlik Konseyi’nin engellemesiyle 1983 seçimlerine katılamadı. 1985’teki kongrede Muhafazakar Parti’nin adı Milliyetçi Çalışma Partisi olarak değiştirildi, başkanlığa Ali Koç getirildi. Partinin 1987’deki olağanüstü kongresinde başkanlığa MSP kökenli eski bakan Abdülkerim Doğru getirilirken, Bahçeli de genel sekreter oldu. 6 Eylül 1987’de ise 12 Eylül Yönetiminin getirdiği yasaklar son buldu ve 4 Ekim 1987’de düzenlen İkinci Olağanüstü Kongre’de Alpaslan Türkeş Milliyetçi Çalışma Partisi Genel Başkanı seçildi. 27 Kasım 1988’de yapılan MÇP Olağanüstü Kongresi’nde Alparslan Türkeş yeniden genel başkanlığa seçilirken, Devlet Bahçeli de ikinci kez genel sekreterliğe getirildi. MÇP, 1987 genel seçimlerinde yüzde 2,9 oy aldı. 1991 seçimlerine RP ve IDP ile ittifak halinde giren MÇP’nin dahil olduğu blok yüzde 16,9 oy aldı.

24 Ocak 1993’te toplanan MÇP 4. Olağanüstü Kongresi, MÇP’nin isminin MHP olarak değiştirilmesini kararlaştırdı (Bu arada Dr. Bahçeli, 1992 kongresinde rakiplerinin çizmesiyle çarşaf listenin kurbanı oldu ve MKYK’ya giremedi. Türkeş yine de kendisini danışman yaparak yanında tuttu).20 Aralık 1995 genel seçimlerinde yüzde 8,2 oy alan MHP, yüzde 10’luk seçim barajını aşamadığı için milletvekili çıkaramadı.

4 Nisan 1997’de Alparslan Türkeş yaşamını yitirdi. Dr. Devlet Bahçeli genel başkanlığa seçildi ve iktidara geldikten sonraki 5 Kasım 2000’deki olağan kongrede delegelerin tamamının oyunu alarak partiye tamamen egemen oldu.

5) İstatistiklerin de gösterdiği gibi, Dr. Bahçeli, MHP’ye tarihinin en yüksek oyu olan yüzde 18’ye sıçratarak ilk kez Meclis’te ikinci parti konumuna getirdi. 2002’deki erken seçim çıkışı ise siyasi bir yanlıştı.

6) Dr. Bahçeli, MHP’nin başına geldikten itibaren adım adım partiyi sokaktan aldı, Ülkücülerin imajını yeniledi-değiştirdi ve meşruiyet çizgisine oturttu. Bu da MHP ve ülke için ciddi bir kazanımdır ve bu süreç Dr. Bahçeli’nin hanesine artı olarak yazıldı.

7) Dr. Bahçeli, AKP hükümetlerinin devlet aygıtını kullanarak MHP’nin belini kırma gayretine rağmen 2002’den sonra sürekli Meclis’e girdi ve yüzde 12 ila yüzde 16,5 (ortalama yüzde 14) arasında oy aldı.

8)Birçok çevrenin eleştirisinin aksine, Dr. Bahçeli liderliğindeki MHP’nin AKP’ye destek verdiğine inanmıyorum. Kısa vadede böyle gözükebilir ama Dr. Bahçeli, AKP ile yakın duruyormuş gibi yaparak orta ve uzun vadede AKP’den kaçabilecek seçmenin oyunu marke etmektedir. Böylelikle iki parti arasında elverişli koşular oluştuğunda oy geçişkenliğinin devreye girmesini, orta ve uzun vadede AKP’den MHP’ye doğru bir oy transformasyonu öngörmektedir.

XXX

GEÇMİŞTEN BUGÜNE BAHÇELİ

1948’de doğan Bahçeli, bir Türkmen ailesi olan Fettahoğulları’ndan. Babası, Salih Bahçeli. Üniversiteye kadar özel okullarda okudu. Ortaokulu Adana Özel Çukurova Koleji’nde, liseyi ise İstanbul’da Akgün ve Ata Koleji’nde tamamladı. 1968’de sol grupların etkinliğindeki, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun da eğitim aldığı Ankara AİTİA’ya girdi. Bu dönemde Türkeş’in seminerlerine katıldı. Ülkü Ocakları’na devam etti. Akademi’de sağ-sol kavgası kızıştığı sırada AİTİA Talebe Cemiyeti başkanlığına seçildi. 1970’te de Türkiye Milli Talebe Federasyonu genel sekreterliğine seçildi.

Bahçeli, 1972’de AİTİA’dan mezun olduğunda asistan olarak Mali Bilimler Muhasebe Yüksek Okulu’na girdi (Bu süreçte Abdullah Çatlı da öğrencisiydi ve diyalogları o zaman başladı). Aynı zamanda Ülkücü Maliyeciler İktisatçılar Derneği ile Ülkücü Asistanlar Derneği’ni kurdu ve genel başkanlığını üstlendi. Akademik kariyeri Ülkücü camiadaki çalışmaları ve daha çok Ülkücü yayın organlarındaki yazıları nedeniyle ağır ilerliyordu. O nedenle doktora tezini hazırlaması ve kabul edilmesi uzun zaman aldı. Ancak 1982’de Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde tezi kabul edildi. Bu arada 12 Eylül döneminde zamanını ağırlıklı olarak cezaevindeki Ülküdaşlarıyla dayanışmaya ayırdı. Sadece üniversite yıllarında bıyık bıraktı. “Akademisyenler” grubunu bu süreçte oluşturan ekibin başındaydı. Bu ekip Mayaş Yayınları’nı kurdu, haftalık Hamle, aylık Töre dergisini çıkardı.

Dr. Bahçeli, 1987’de Türkeş partiye çağırınca akademik hayatını yardımcı doçent iken bırakarak geldi. Partide Ülkücü gençler için “Abi” partili arkadaşları için de “Hoca” oldu. Hiç evlenmedi. Kendi ifadesine bakılırsa, kısmet olmamış. Yakın çevresine göre ise evliliğe aşırı titizliği mani olmuş. Ankara’da kız kardeşiyle birlikte yaşadığı biliniyor. Sade bir yaşamı seviyor; parti, ev, Meclis, siyasi temasları bütün hayatı demek. Evde kitap okuyarak zaman geçiriyor ve daha çok Türk tarihiyle ilgili inceleme-araştırma türü kitapları tercih ediyor. Türk sanat müziği dinliyor ama bazen Ferdi Tayfur’dan arabesk dinlediği de oluyor. Titizliği nedeniyle dışarıda pek yemek yemiyor. Klasik araba tutkusu malum… Başlıca hobilerinden birisi de eski Türk evleri. Seyahatlerinde gittiği yerde bu tip evler varsa geziyor ve hatta projelerini topluyor. Böyle bir evde yaşamayı hayal ediyor. Klasik ve ya gri ya koyu renk elbiseleri hep ütülü, ayakkabıları boyalı… Desensiz, düz kravatını eksik etmiyor. Asla beyaz çorap giymiyor, kıyafetlerindeki renk uyumuna özen gösteriyor.

15 TEMMUZ DARBE GİRİŞİMİ BAHÇELİ’YE YARAR MI?

Şu sıralar tam bir “sinir savaşı” içindeydi darbe girişimine kadar, görevini bırakmasını isteyenler ve karşısına çıkanlar yüzünden… 15 Temmuz darbe girişimi bu süreci akamete uğrattı ister istemez. Üç aylık olağanüstü hal sürecinde rakipleri sesini çıkaracağa benzemiyor. (Kongre çağrı heyetinden bir ismin malum soruşturma kapsamında gözaltına alınması da ilginç oldu!) Kim bilir, belki de Dr. Bahçeli bu durumu bir fırsata çevirerek rakiplerini izole eder ve eksiklerini gidererek MHP’yi yüzde 12-16,5 bandından sıçratmak için yeni hamlelere girişebilir.

SONUÇ

Özetle şunu söylemek mümkün: Dr. Bahçeli, Ülkücü hareketi, MHP’yi “paramiliter” bir yapıdan uzaklaştırdı, mafyöz çevrelerden kopardı ve meşruiyet çizgisine taşıdı. Bunu yaparken onca baskıya karşın (2011 seçimlerini hatırlayalım; tam dokuz başkanlık divanı üyesi adayken kaset operasyonlarıyla adaylıktan düşürüldü) partisini barajın üstünde tuttu. 1999-2002 arasında yüzde 18 oyla ikinci parti yaptı ve koalisyonla da olsa iktidara getirdi.

Başarı ve başarısızlık sahada ölçülebilecek bir şey ve objektif kriterler gerektirir. Bir başkası olsa acaba MHP, Dr. Bahçeli’nin Türkeş’i de fersah fersah aşan çıtasını yakalayabilir miydi? MHP’yi paramiliter bir yapıdan meşruiyet çizgisine çekebilir miydi? Mafyöz çevrelerle arasına mesafe koydurabilir miydi?

M. Ayhan Kara

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER