Asikurtlar©

Darbe gecesi Gürcistan’a kaçan bakan..

Darbe gecesi Gürcistan’a kaçan bakan..
16 Ekim 2016 - 16:00 'de eklendi ve 81463 kez görüntülendi.

 

Ben şahsen ‘Fethullahçılar korunuyor” demiyorum.
Ben, “AK Partili Fethullahçılar korunuyor” diyorum.
Madem korunmuyorsa neden AK Parti’den tek bir Fethullahçı ihraç edilmiyor?

 

 

Başbakan Binali Yıldırım’ı gerçekten çok severim.
Kendisiyle hukukum AK Parti’nin kuruluşuna kadar gider.
Yaklaşık 15 yıldır kendisini tanırım.
Fethullahçılarla falan bir ilgisi yoktur.
FETÖ ile mücadelesinde de kendisini samimi bulurum.
Binali Bey sanırım dünyanın en bahtsız Başbakanı.
Kendini birden bire 78 milyonda bir kişiye nasip olan Başbakanlık koltuğunda buluverdi.
İşte ne olduysa ondan sonra oldu.
Koltuğa oturur oturmaz Fethullahçılar darbe yapmaya kalkıştı.
Binali Bey neye uğradığını şaşırdı.
Darbeyi atlattı ama bu seferde Cerablus Savaşı’nın ortasına düştü.
Bir türlü Başbakanlık sefası süremedi.
Başbakanlık koltuğuna oturmayı bırakın, kendi yatağında bile yatamadı.
Binali Bey’in geçtiğimiz hafta yaptığı bir açıklamaya cidden üzüldüm.
Ne dedi Binali bey ?
– Neymiş, alt düzeydeki FETÖ’cüler tasfiye edilirken, siyasi gücü ve konumu olanlar korunuyormuş… Bu ifade fitnenin ta kendisidir. Bu tür ifadelerin peşinde gidenler, FETÖ’nün kündesine geldiklerini asla unutmasınlar.
Sayın Başbakan; aylardır partinizin içerisindeki Fethullahçıları deşifre ediyorum.
Darbeden 3 gün önce Amerika’ya gidip, 5 gün sonra dönen Kadir Topbaş’a tek kelime etmediniz.
Bakanınız savcının elinden 20 Fethullahçıyı kurtarıp hapisten çıkardı.
Yalan dediniz.
Resmini yayınladım.
Görmezden geldiniz.
Manisa’da milletvekiliniz FETO’culuktan gözaltına alınan ilçe başkanınız için gidip savcıyı fırçaladı. Yetmezmiş gibi İlçe başkanınızı karakoldan alıp makamına oturttu.
‘Ne oluyor?’ diye sormadınız.
Sormak bir yana, o ilçe başkanınızı bile görevden alamadınız.
AK Parti’deki FETO’cuların Koordinatlarını verdim, gıkınız çıkmadı.
Baktım olmuyor, isimlerini verdim.
Verdim de ne oldum?
Kocaman bir hiç.
Partinin en kritik noktalarındaki iki Genel Başkan Yardımcısı’nın FETO ile hısımlıklarını yazdım.
Bana hasım oldunuz.
FETO’nun yargı imamı Kuseyri’nin arkadaşlarına sorular sordum.
Cevap gelmedi.
Yeri geldiği için sayın Cumhuriyet savcılarımızı bir kez daha uyarmak istiyorum.
Avukat Rasim Kuseyri’ye çok dikkat etsinler.
Bu adam en az Adil Öksüz kadar önemli.
Kuseyri çözülürse, FETÖ’nun siyaset ayağı çözülür.
Kuseyri konuşursa, AK Parti içiresindeki kriptolar kaçacak delik arar.
Sayın savcılarım; Allah rızası için bu adamı sağlam tutun.
Hatta koğuşunda başına bir koruma koyun ve ne yapın edin bu adamı konuşturun.
Sayın Başbakan’ım
Rica ediyorum Kuseyri’yi boş bırakmayın.
Bunu yaparsanız; Partinizin teşkilattan sorumlu hangi Genel Başkan Yardımcıları bu adamla iş çevirmiş? Ortaya çıkartırsınız.
Hangi teşkilatlara hangi Fethullahçılar atanmış?
Bilgiler Kuseyri’de..
AK Parti’nin milletvekili listelerine sızan kripto Fethullahçıların isimleri de Kuseyri’de..
Ve bu adam elinizde.
Hala niye konuşturmadığını bir türlü anlayamıyorum.
Anlayamadığım bir şey daha var.
Ben AK Parti’nin kripto Fethullahçılarını yazdığımda Binali Bey bundan memnun olacağına rahatsız oluyor.
Rahatsız olmak bir yana, beni fitneci olarak bile ilan etti.
Ne fitneymiş be arkadaş?
Doğruyu yazarsın, fitneci olursun.
Uyarırsın, fitneci olursun.
Ben şahsen ‘Fethullahçılar korunuyor” demiyorum.
Ben, “AK Partili Fethullahçılar korunuyor” diyorum.
Madem korunmuyorsa neden AK Parti’den tek bir Fethullahçı ihraç edilmiyor?
Yukarıda yazdım, madem korumuyorsunuz da FETO’dan gözaltına alınmış bir ilçe başkanınızı bile niçin partiden atamadınız.
Sayın Başbakan’ım.
Gittiğiniz her yerde; “Aranızda FETO’culara asla yer vermeyin”diyorsunuz.
Vallahi de billahi de benim de sizden istediğim sadece ama sadece bu;
– Aranızda FETO’culara asla yer vermeyin
Aslanda aramızda hiçbir fark yok.
Ama konu AK Parti’yi geldiğinde işler değişiyor.
Sizin bana karşı söylediğiniz bu sözü, ben size karşı söylediğimde yüzünüz asılıyor.
Hemen bir savunma pozisyonu alıyorsunuz.
Kısaca başkasına verir talkını, kendi yer salkımı durumu ortaya çıkıyor sayın Başbakan’ım.
Benim Fethullahçıların kündesine geldiğimi söylüyorsunuz.
Sayın Başbakan’ım
Belki de sizler böyle söyleyerek kendiniz o kündeye geliyorsunuz.
Mesela dünkü sözünüz.
Ne dediniz dün?
– “AK Parti’de FETÖ’cü var algısı yayılıyor. Bizde bakan ve vekil düzeyinde FETÖ’cü yoktur”
Bu açıklamanız partinizdeki FETO’cu kriptolara bayram ettirmiştir.
Ben partinizdeki Fethullahçıları niçin yazıyorum?
Sayın Cumhurbaşkanı böyle istediği için yazıyorum.
Allah ondan razı olsun.
Bu olanları görünce Tayyip Bey’in önemini bir kez daha anlıyorum.
Ne dedi Tayyip Bey?
– Aile fertleriniz arasında bile Fethullahçı varsa ihbar edin?
Peki; ben ne yapıyorum?
Yazarak ihbar ediyorum.
Siz ne yapıyorsunuz?
Hiç..
Hadi partinizden vazgeçtim.
Başbakanlık’tan bir isim vereyim.
Başbakanlık’ta Şube Müdürü olarak çalışan araştırmacı Mustafa Sulu, FETÖ üyesi olmaktan KHK ile meslekten ihraç edildi.
Bunda bir sıkıntı yok.
Mustafa Sulu’nun eşi Figen Sulu da Başbakanlık’ta bir memur.
Eşi Fethullahçılıktan devlet memurluğundan atılan Figen Sulu, hükümete yakın Memur-Sen’e aday oldu.
Sonuç; Figen Hanım en yüksek oyu aldı.
Figen Hanım’a Başbakanlıkta bu kadar oyu sizce kimler vermiştir?
Aslında bunun gibi o kadar çok örnek var ki..
Bütün mesele bunların hesabını sorabilmek..
“Hesap sormak” deyince aklıma o geldi.
Size başka bir şey aktarayım Sayın Başbakan’ım:
15 Temmuz darbesinden hemen sonra Bakanlar Kurulu’nu toplamıştınız.
O gün bakanlarınız birer kahraman edasıyla gelip teker teker elinizi sıktı.
O sırada keşke hepsine tek tek darbe sırasında nerede olduklarını sorsaydınız.
Bu soruyu sorduğunuzda; içlerinden birisinin sıkıldığını, kızardığını ve terlediğini fark edecektiniz.
Çünkü bakanlarınızdan birisi o sırada Türkiye’de değildi.
Sayın Bakan darbe haberini alır almaz özel uçakla Gürcistan’a gitti.
O bakan 3 saat boyunca cebini de kapattı.
Sizler kendisine o yüzden ulaşamadınız.
Siz her aradığınızda, “Aradığınız numaraya şu anda ulaşılamamaktadır” cevabı almanızın nedeni buydu.
Çünkü Bakan Bey Türkiye’de değil, Gürcistan’daydı.
Daha doğrusu Gürcistan semalarındaydı.
Sayın Bakan halkın sokaklara inip darbecileri püskürttüğünü öğrenince, Gürcistan’dan yere inmeden tekrar Türkiye’ye döndü.
Bakanlık personelinin başına geçip durumu idare etti.
Günahını almayalım.
Belki de “Yurdışında olmam bunların eline geçmemden daha da iyi olur. Ordan daha iyi mücadele ederim” diye de düşünmüş olabilir.
Niyetini bilmemiz mümkün değil.
Peki ben bu bakana Kızgın mıyım?
Emin olun değilim.
En azından bu bakanın Fethullahçı olmadığından kesin emin oldum.
Hain olmasındansa korkak olması evladır.
Toprak aynı toprak.
Hava aynı hava.
Su aynı su.
Vatan aynı vatan.
Bu topraklardan; tankların altına yatanda da çıkar, silah atmadan kaçanda.
Bu topraklardan; Ömer Halisdemir gibi kahramanlarda çıkar, dinini, imanını ve vatanını satan Fethullahçı hainlerde.
Biliyorum hepiniz ismi merak ediyorsunuz.
Kusuruma bakmayın.
Bu ismi hayatta vermem.
Ben ajan değilim, casus değilim.
Amacım birisiyle uğraşmak değil, amacım Fethullahçılarla uğraşmak.
Hükümet veya devlet hala bu ismi bilmiyorsa bu onların ayıbı.
En azından 15 Temmuz Saat : 21.00’dan 16 Temmuz Saat 00.00 arasında Gürcistan yönüne gidip gelen uçakları kontrol etsinler hemen bulurlar.
Tabi, başka firar edenler yoksa
Laf kontrole gelince..
Aynı saatlerde otoban gişelerinin kamera kayıtlarını izlerlerse, hatırı sayılır bir milletvekili grubunun ortadan kaybolmak için yollara düştüğünü de görürler.
İşte böyle Sayın Başbakan’ım
Yazsam size yazık, yazmasam millete yazık.
Kusura bakmayın!..
Elimde kalemim varken eğer bu ihanetin hesabını sormazsam; 241 şehidimiz ahirette, 2 bin 194 gazimiz dünyada bana hesap sorar.
Ben milletimizin hislerine, Cumhurbaşkanı’mızın tavsiyesine uymaya devam edeceğim.
Varsın yüzünüz asılsın.
Yeter ki milletimi güldüreyim.
Vatan evlatlarını sevindireyim.

METİN ÖZER

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER