Asikurtlar©

Daha önce ne demişlerdi, şimdi ne diyorlar

Daha önce ne demişlerdi, şimdi ne diyorlar
12 Mart 2016 - 10:05 'de eklendi ve 4055 kez görüntülendi.

Türkiye’nin varlığını ve birliğini çözen ihanet projesini hayata geçirirken, anlatılan masalları çabuk unuttuk. Daha doğrusu unutturmaya çalışıyorlar. Oysa neler söyledikleri, bu projeyi nasıl ballandıra ballandıra anlattıkları, arşivlerde mevcuttur. Ülke göz göre göre ateşe atılırken, bu gidişin sonunun felaket olacağını söyleyip, hükümeti uyarmaya çalışanları, çözüme karşı olmakla ve kandan beslenmekle suçluyorlardı.

ÇÖZÜLMENİN BAKANI NEREDE?
Bir Beşir Atalay vardı. Çözülme sürecini gündeme getiren, anlatan, uygulayan, hazmettirmeye çalışan ve karşı çıkanlara her türlü yakıştırmayı yapan bu sayın Bakan, bugünlerde son derece sessiz. Ancak, sessizliği sicilini unutturmaya yetmiyor. Başbakan Yardımcısı sıfatı ile çözülme sürecini ateşli biçimde savunurken, bebek katilinin İmralı’dan gönderdiği açıklamalarla neredeyse birebir aynı şeyleri söylüyordu. Bu katili neredeyse barış elçisi ilan etmiş ve övgüler dizmişti.

YAPILANDAN DEĞİL YAZILANDAN RAHATSIZ OLDULAR
Ülkenin bakanları PKK ve uzantıları ile bu kadar samimi olurken, diğer tarafta bomalar döşeniyor, silahlar yığılıyor, hendeklerin yerleri belirleniyor ve şehirlerde fiili durumlar oluşturuluyordu. Terörist cenazelerinin bulunduğu yerler kutsanıyor, heykeller dikiliyordu. Bunların gündeme getirilmesi ve hatırlatılmasını bile neredeyse ihanet sayıyorlardı. Atalay, çözülmeden sorumlu bakan olarak katıldığı bir televizyon programında heykel rezaletinin ortalığa saçılmasından duyduğu rahatsızlığı şöyle anlatmıştı: “Ben Perşembe günü çözüm süreciyle ilgili önemli açıklamalarda bulunuyorum, HDP’nin İmralı heyeti önemli açıklamalarda bulunuyor, iş en ciddi şekilde yürüyor tam o gün bir heykel çıkıyor ortaya. Öncesinde hiçbirimizin duymadığı, bilgisinin olmadığı kırsal kesimde bir heykel. Bir, iki gazete hemen ertesi gün haber olarak veriyor bunu. Çözüm sürecinden mutlu olmayan, bu işlerin bitmesini istemeyen kesimlerden de beyanatlar geliyor.”

ORTAKLIKLARINI ANLATIYOR
Heykelin dikilmesi, ülkenin PKK’ya teslim edilmesi değil, bunların basına sızması sayın bakanı rahatsız etmişti. Hatta daha da vahimi, bütün bu rezillikler yaşanırken haberlerinin bile olmadığı anlaşılıyordu. Rezilliğin duyulmasıyla birlikte çözülmenin durmasından ve İmralı canisiyle kurdukları ortaklığın bozulmasından endişelerini gizleyemiyor ve “iş en ciddi şekilde yürüyor” diyerek, bu ortaklıktan duyduğu memnuniyeti anlatıyordu. İşi ne kadar ileri götürdüklerini ve nasıl bir ortaklık kurduklarını da şöyle anlatmıştı: “Bundan sonrası sınırları iyi çizilmiş bir yol haritasını çalışıyoruz. Bizim MİT Müsteşarlığımız daha çok İmralı ile görüşüyor ama görüşme heyetleri bundan sonra biraz genişleyecek. MİT dışından da devletin diğer kurumlarında da katılım olacak. Oluşacak yeni heyetimizin Kandil’le de direkt görüşmesini ben arzu ediyorum. Bu işin artık son adımların belirlenmesi safhasındayız. Gerekiyorsa Avrupa kanadıyla da olacak. O mutabakatlar sağlandıktan sonra da görüşmeler başlayacak. Çerçeve belli, zaman belli, kimin ne yapacağı belli hale gelsin.”

YOL HARİTASINI CANİ VERDİ
Atalay’ın, “sınırları iyi çizilmiş yol haritası” bebek katilinin yattığı inden hazırlayıp ellerine verdiği haritadan başka bir şey değildi. Bu haritanın MİT üzerinden ellerine ulaştırıldığı yine kendi itiraf ediyorlardı. Bebek katilinin yeni talimatlarını almaya hazır olduklarını, aracıları ortadan kaldırıp doğrudan görüşebileceklerini ve Kandillilerle de masaya oturacaklarını da açık biçimde anlatıyorlardı. Biz o zaman Atalay’ın bu sözlerini, “ihanetin artık son adımları atılmaktadır. Bölücü hainlerin Avrupa kanadı dahil tamamının beklentileri karşılanmıştır. Çerçeve belirlenmiş, zaman ayarlanmış, kimin ne yapacağı, hangi pozisyonu alacağı kesinleştirilmiştir. Sırada bu ihaneti bir belgeyle bağlamak için başta bebek katili olmak üzere bölücü güruhun temsilcileriyle açık ve aleni görüşmeler vardır. Bay Atalay’ın bu açıklamaları aynı zamanda, ‘PKK ile görüştüğümüzü söyleyenler şerefsizdir’ diyen Erdoğan’a da, kesin ve net bir cevaptır.” Diye değerlendirmiştik.

FERYAT ETTİK
Ülkenin belli bir bölgesinde ayrı bir dil konuşuldu, ayrı paçavralar sallandı, ayrı asayiş birimleri oluşturuldu, ayrı vergiler toplandı. Bizzat Recep Tayyip Erdoğan tarafından, “Kürdistan” denilerek adı da konuldu. Daha sonra da bütün bunları Dolmabahçe’de biraraya gelip bir mutabakata bağladılar. Ülke işte bugünkü perişan hale, iç savaş görüntülerine böyle geldi. Bütün bunlar olurken bütün imkanlarımızla feryat ettik. “Eğer buradan bir birlik bütünlük çıkacağını ve ülkenin bölünmeyeceğini hala iddia ederek akıl tutulması yaşayanlar varsa, dönsün Irak’a, Suriye’ye baksınlar. Barzani Irak’ın toprak bütünlüğünü saygı duyduysa, İmralı canisi de Türkiye’nin birlik ve beraberliğine saygı duyar. Milletin aklıyla daha fazla alay etmeyin. Türk bayrağı indirilerek, bölücü bir katilin heykeli dikilerek ülkenin birliği nasıl sağlanabilir? Kimse kimseyi kandırmasın, ülke bizzat AKP iktidarı araçlığı ile bölünüyor. Bu kadar kesin, bu kadar nettir.” Dedik.

EKTİĞİNİZİ BİÇİYORSUNUZ
HDP milletvekillerinin dokunulmazlığının meclise sevk edildiği açıklandı. Sayın Başbakan AKP dışındaki partilerden, görüş istiyor. Nasıl hareket edeceklerini soruyor. Şu işe bakar mısınız, ülkeyi çözerken, bugün yaşananların alt yapısı hazırlanırken, kimseye sormadılar. Söylenenleri dinlemediler, ikazları ciddiye almadılar. Ama terörist cenazelerine giden milletvekillerinin dokunulmazlığına sıra gelince demokrasi ve hukuk akıllarına geldi. Muhalefetin ne diyeceği önem kazandı. Milletin aklıyla daha fazla alay etmeyin. Ektiğinizi biçiyorsunuz.MHP’nin ne dediği, nerede durduğu, ne istediği belli. Hala oyalıyor, hala arkadan dolanıyorsunuz. Ve bir defa daha görüyor ve anlıyoruz ki, AKP var oldukça bu bela artarak devam edecektir.

Orhan Karataş

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER