SON DAKİKA

Söz Konusu Olan Vatanın

Gündem Yazıları

BİZİM BRÜTÜS

KÖŞE YAZILARI

Daha ne olması gerekiyor?

Bu haber 28 Mart 2014 - 9:49 'de eklendi ve 6 kez görüntülendi.

Orhan Karataş

AKP’nin özel bir misyonla kurulduğu, bir toplum mühendisliği ürünü olarak siyaset sahnesine sürüldüğü, 28 Şubat ve kasıtlı ekonomik krizlerle zemin hazırlanıp meydan boşaltıldıktan sonra iktidara taşındığı net ve kesin olarak ortaya çıkmıştır. MHP Genel Başkanı sayın Devlet Bahçeli, “komplo ile geldin, komplo ile gidiyorsun” derken, tam da bu gerçeği hatırlatıyor.

Hem bozdular, hem soydular

AKP kendisine iktidar yolu açanların beklentilerini ve hesaplarını boşa çıkarmamıştır. Sifonun ipini elinde tutanlar, beyzbol sopası gösterenler zaten başka türlüsüne müsaade etmezlerdi. Bugün Türkiye’nin ne durumda olduğuna bakıldığında görün şudur: Devletin bütün kurumlarıyla oynanmış, milli birlik dinamitlenmiş, bölünmez bütünlük lime lime edilmiş, içeride ve dışarıda bu ülkeyle, bu milletle meselesi olan her kim varsa payına düşeni alabilmek için sıraya girmiştir. BOP Eşbaşkanlığı görevi ve bu görevin gerekleri yıllarca her şeyin önüne geçirilmiştir. Bütün bunlar yapılırken büyük ve derin bir soygun düzeni kurulmuş, yetim hakkı ayakkabı kutularına doldurulmuş, evlerde milyar dolarlık zulalar oluşturulmuştur. MHP lideri sayın Bahçeli’nin deyimi ile yalan, çalan ve talan lobileri millet malı yağmalanırken, vatandaşın anasına küfredilmekten de geri durulmamıştır. Daha ne olması gerekiyor?

Kendi bakanları söylüyor

Dışarıda durum daha vahimdir. Bütün komşularıyla savaşın eşiğine gelmiş, saygınlığı ve itibarı yerlerde sürünen, iddia ve önceliklerini kaybetmiş, her türlü etkiye ve tehlikeye açık bir ülke durumundayız. Türkmen soykırımı yapan bir peşmergeyi kırmızı halılarla ağırlayıp, onur konuğu yaptılar. Türkiye’nin varlığına ve birliğine silahlı bir kalkışmayla kast eden PKK, AKP’nin ortağı haline gelmiştir. Hem de her dediğini yaptıran, büyük ortak konumundadır. İmralı’daki cani istediği gibi hareket etmekte, talimatlar vermekte ve sonuç almaktadır. Açtıkları ihanet yolu, ülkenin fiili olarak bölünmesini getirdi. Burada da kalmayacağı, İmralı’daki bebek katilinin affına kadar gidecek bir sürecin devam ettiğini, akıl sağlığı yerinde olan herkes görüyor ve biliyor. Bunun karşılığında ömrünü terörle mücadelede tüketmiş, bu ülke bölünmesin, bu bayrak inmesin diye canını ortaya koymuş kahramanlar terörist diye tutulup içeri tıktılar. Ülkenin Genelkurmay Başkanı, İmralı’daki bebek katiliyle aynı kefeye koydular. Terörist, katil, hain, bölücü şehirlerde, meydanlarda ve hatta mecliste, Engin Alan gibi kahraman komutanlar hapishanede ve tecrit edilmiş durumda. Bütün bunları yapmış ve ülkeyi bölünmenin eşiğine getirmiş olmayı, büyük ve eşsiz başarı olarak sunup, milleti geri zekalı yerine koyuyorlar. Bütün bunları biz iddia etmiyoruz. İmralı canisinin ses kayıtları, görüşme tutanakları söylüyor. AKP’nin yıllarca birlikte çalıştığı bakan ve bürokratları açıklıyor. Daha ne olması gerekiyor?

Bu millete ne oldu?

Bütün bunlar bizim için sürpriz değildir. AKP’nin daha ilk döneminde bu gelişmelerin olabileceğine dikkat çekmiş ve Türk milletini uyarmaya çalışmıştık. Bir türlü anlayamadığımız ve kabul edemediğimiz şey şudur: Türkiye Cumhuriyeti gibi, yüzde 99’u Müslüman olan, vatan ve bayrak sevgisinin her zaman zirvede olduğu, en zor ve sıkıntılı dönemlerinde milli birliğin, dayanışmanın, paylaşmanın mükemmel örneklerini vermiş bir millet, bütün bunları nasıl kabullenebiliyor? Bu kabullenmeyi, bu sessizliği ve boş vermişliği hiçbir ölçüye, hiçbir değere, hiçbir menfaate sığdıramıyoruz. Hırsızlık diyorsanız, dünya rekorları kırılmış. İhanet diyorsanız, ülke fiilen bölünmüş. Yalan diyorsanız, sıradanlaşmış. Mukaddes dinimizi bile alay konusu yaptılar. Kuranı Kerim’le bile dalga geçtiler. Ekonomi diyorsanız, işsizlik, borçlanma rekor üzerine rekor kırmış. Şu cürete bakınız ki, bütün bunlara sebep olanlar meydan meydan dolaşarak çok iyi şeyler yapmış gibi milletin karşısına çıkabiliyorlar. Biz mi yanlış düşünüyoruz, bu millet mi değerlerini ve ölçülerini kaybetti? Eğer bu millet bizim bildiğimiz, bizim tanıdığımız, bizim içinde olduğumuz Türk milletiyse ülkenin şu anda yaşadıklarına sebep olanların bırakın meydanlara çıkmasını, şimdiye kadar çoktan siyasetin karanlık sayfalarına gömülmüş olması gerekirdi. Daha ne olması gerekiyor?

Hala dürüstlükten dem vuruyorlar

Bütün dünyayı şaşkına çeviren ses ve görüntü kayıtları yayınlanıyor. Bunların bir kısmı yasal dinlemeler sonucunda ulaşılmış ve yargı takibinde ulaşılmış kayıtlardır. Demokrasinin kıyısından geçmiş ülkelerde yeri yerinden oynatacak ve hükümetleri anında istifa ettirecek belgeler ortalığa saçılmıştır. İktidar mensupları hala çıkıp dürüstlükten, ak kalmaktan dem vuruyor. Bunun bir komplo, montaj ve hükümeti yıpratmaya yönelik ve üstelik ucu dışarıya uzanan siyasi bir tezgah olduğunu söylüyorlar. Bunları söylerken, hiç kimsenin aklına, “o paraları ayakkabı kutularına cemaat mi, o soruşturmayı sürdüren savcılar mı, yoksa inceleme yapan polisler mi yerleştirdi? Oğlunuza paraları sıfırla talimatı vermenizi paralel devleti mi istedi?” diye sormak gelmeyeceğini mi zannediyorlar? Eğer zerre kadar samimiyet olsaydı, bu talanı ortaya çıkaranları hedef almak ve hükümet gücünü kullanarak darmadağın etmek yerine, arkalarında durulur ve işin ucu nereye kadar gidiyorsa devam etmeleri sağlanırdı. Montaj iddiaları teknik bir inceleme ile ispatlanır ve bütün bu tartışmalara son verilirdi. Daha ne olması gerekiyor?

Bu dönem sona erecek

Şunun şurasında 2 gün kaldı ve son sözü artık Türk milleti söyleyecektir. AKP’ye onay vermenin intiharın çok ötesine geçtiğini Türk milleti acı biçimde ve ağır sonuçlarıyla birlikte yaşayarak görmüş ve anlamıştır. Daha ne olması gerekiyor? Bu kadar açık, aleni, ispatlı ve ağır sonuçları olan yalan, talan ve ihanete bu millet hala onay verecek ve devam edilmesini isteyecekse, bizim oturup her şeyi yeniden gözden geçirmemiz gerekecektir. Zira, dünyada hiçbir millet kendi sonunu hazırlamakta bu kadar hevesli olamaz.

Bundan sonra; Ya yurdum diyeceğiz, ya da yutulacağız. Ya bütünlük diyeceğiz, ya da büküleceğiz. Ya kardeşlik diyeceğiz, ya da kalleşliklere göz yumacağız. Ya milliyetçilik diyeceğiz, ya da mihnete razı geleceğiz. Ve elbette ya herkesle birlikte var olacağız, ya da vampirlere yem olacağız. Onun içindir ki AKP Türkiye’yi bitirmeden, bitirilmelidir.

Orhan Karatasorhan@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.