SON DAKİKA

BAY ÇÖLAŞAN…

Gündem Yazıları

Önce Vatan

Gündem Yazıları

Daha ne olması gerekiyor?

Bu haber 13 Ocak 2014 - 14:47 'de eklendi ve 22 kez görüntülendi.

Henüz AKP dönemindeki yalan, talan ve ihanet birikiminin çok az kısmı ortalığa saçılmış olmasına rağmen, Türkiye ağır ve derin bir travma yaşıyor. Bütün dengeler bozulmuş, bütün hesaplar alt-üst olmuş ve devletin çivisi çıkmış durumdadır. AKP’nin telaşla yolsuzluk ve rüşvetin üzerini örtme gayretleri vahameti daha da arttırmaktan, ülkenin zaten temellerinden sarsılan varlığını daha da tehlikeli bir duruma getirmekten ve özellikle dünyadaki itibarımızı, saygınlığımızı hepten yok etmekten başka bir işe yaramıyor.

Kimsenin aklına gelmemişti

Nelerin göze alındığının en yalın ve çarpıcı ispatı Adalet Komisyonuna sevk edilen kanun teklifidir. Bu kadarı tarih boyunca hiç kimsenin aklına gelmemişti. Yargıyı tamamen ele geçirerek, kimsenin hesap soramadığı, yalanın, talanın ve ihanetin AKP’nin en doğal ve normal hakkı olduğu bir düzen kurmaya çabalıyorlar. Bunu yaparken sayın başbakanın ortaya koyduğu, “günahsız insanlar bedel ödüyor” lafı çok anlamlı ve çarpıcıdır. Bu zulüm düzenini kurmak için kimleri nasıl feda edip, günahsız insanları ne durumlara düşürdüklerini itiraf etmek bir gelişme sayılsa da, bunun vebalinden hiçbir zaman ve hiçbir şartta kurtulamayacaklardır. Günahsız insanların vebali her iki cihanda da omuzlarında olacak ve yakalarını bırakmayacaktır. Yolsuzluk ve rüşveti yasal ve legal hale getirerek mi vebalden kurtulacaksınız?

Haramzadeler mutlaka bedelini öder

Bu işler hep böyle olmuştur. Yetim hakkı yiyen, millet malına el uzatan hiçbir zaman abad olmamıştır. Tatlı tatlı yemenin acı acı sonucuna haramzadeler her zaman katlanmak ve etraflarıyla birlikte bunun bedelini eninde sonunda, ama mutlaka ödemek durumunda kalmışlardır. Bu bedel iktidarın kaybedilmesi değildir. Çok daha ağır, çok daha yakıcı ve çok daha ibret vericidir. Fethullah hoca efendinin bedduası olmasa da, sonuç değişmemiş ve hiç kimse bu malum akıbetten kurtulamamıştır ve kurtulamayacaktır. Şu ana kadar ortalığa saçılanlar ve sonuçları bile hiçbir insanın kolay hazmedemeyeceği ve “keşke ne bunlar başıma gelseydi, ne de bu iktidara sahip olsaydık” denilecek türdendir. En azından vicdanlı, imanlı, ahlaklı insanlar için böyledir.

Hırsız değil ortaya çıkaran suçlu

Böyle bir durumda beklenir ki, ibret alınsın, tövbe edilsin ve özür dilenerek, hesap verilerek hiç olmazsa hem kendilerini, hem de bundan sonrasını kurtaracak bir pişmanlık gösterilsin. Ama tam tersine insanı hayrete düşüren bir hırsla, vicdan sahibi herkesin kanını donduran bir kinle ve kendilerini bile kavuran bir öfkeyle saldırıp, yolsuzluk ve rüşveti değil, ortaya çıkaranları hedefe koyuyorlar. Bu bir cinnet halidir ve sözün bittiği yerdir. Meclise sevk edilmiş ve ne pahasına olursa olsun kanunlaştırılmak istenen teklif tam anlamıyla bu ruh halinin tezahürüdür. “Hırsızlık yapan hesabını verir” genel ilkesi yerine, “bizim hırsızlığımızı ortaya çıkaranlar mutlaka bedel öder. Biz ki bu devletin sahibiyiz ve yaptığımız her şey mubah, söylediğimiz her söz tartışılmazdır. Bu ne cürettir ki, para kasaları, ayakkabı kutularındaki milyon dolarlar ifşa ediliyor.” Anlayışı hakimdir ve bunu meclise de, millete de aynen böyle kabul ettirmek ve tek ve değişmez ilke olarak uygulamak istiyorlar. Kabul etmeyene tekme atıyor, yumruk sallıyor, hakaret yağdırıyor ve ellerindeki iktidar gücüyle oldu-bitti yapıp bu anlayışa dayalı yeni bir düzen kuruyorlar. Daha doğrusu kurdukları düzeni çok daha ileri götürüyorlar.

Fırsatı ganimet sayan katiller

AKP kendini aklamaya ve kurduğu düzeni temize çıkarmaya uğraşırken, ülke çok daha derin, çok daha ağır belalarla karşı karşıya kalıyor. İmralı canisi fırsattan istifade kalleşliği, kahpeliği çok daha ileri götürüp, bırakın bir bölgeyi neredeyse ülkenin tamamına ayar vermeye kalkışıyor. Bir taraftan tehditler savuruyor, diğer taraftan her kalleşliği elde var bir sayıp, bir sonraki adımı atmak için harekete geçiyor. Yolsuzluk ve rüşveti ortaya çıkaranlar karşısında kahraman kesilen ve seferber olanlar, ülkenin dinamitlenmesi ve bölünmesi karşısında tek bir kelime edemiyor, susarak her kalleşliği kabullenip daha da ileri gitmesine yol veriyorlar.

Belalar yağmur gibi yağıyor

Dış politikada yaşadıklarımız da bir o kadar acı ve ağırdır. Suriye politikalarında kaybetmiş olmanın derin sessizliğine büründüler. Sınırımızda artık PYD kalleşlerinden başka El Kaide katilleri de yerleşti ve oradan her türlü bela ve kötülük yağmur gibi yağıyor. Esad, AKP’nin düştüğü durumlar karşısında keyif çatmakla kalmıyor bir de akıl verip alay ediyor. Dünya basınında Türkiye’nin hazin durumuyla ilgili çok ağır, çok yakıcı, çok çarpıcı yorum ve haberler yer alırken, Türk medyası hala korku ve sinmişliğin miskinliği ile denge kurmaya ve durumu idare etmeye çabalıyor.

Zulüm abad olamaz

Bu böyle gitmez. Türkiye bu talanı ve yalanı daha fazla kaldıramaz. Bir iktidarın yetersiz, çapsız ve ülkeye ağır yük olduğunun anlaşılması için daha ne olması gerekiyor? Hangi bedellerin ödenmesi, hangi vahametin ortalığa saçılması, hani kaybın yaşanması uyanmak için yeterli olacaktır? Bu düzeni, bu iktidarı hala savunmaya çabalayan her şeyden ve herkesten önce kendi geleceğini kararttığını artık görmeli ve anlamalıdır. Biz zaten ayaklarına dolanacağını ve kimse bir şey yapmasa da kendi kendilerini ifşa edeceklerini biliyor ve söylüyorduk. Yetim hakkı yiyenin iflah olmayacağından emindik. Hiç kime bir şey yapmasa da bu kadarına vicdanın ve imanın razı olmayacağından hiçbir zaman şüphe etmedik. Zulüm abad olamaz ve ilahi adalet asla şaşmaz. Bütün mesele ülkenin daha fazla hırpalanmaması, haksızlığın, talanın, yalanın ve ihanetin millet nazarında da karşılık bulması ve gereğinin yapılmasındadır.

Orhan Karatasorhan@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.