Asikurtlar©

Daha ne desinler?

Daha ne desinler?
19 Eylül 2015 - 21:17 'de eklendi ve 4199 kez görüntülendi.

Türkiye’nin niçin tarihinin en karanlık dönemini yaşadığını hala anlamayan varsa, kendilerine bir ayna tutacağız. Hiç yorum yapmadan, hiçbir ilavede bulunmadan, sadece yapılan açıklamaları ve basına yansıyan bazı gelişmeleri hatırlatmakla yetineceğiz.

SAYIN VE KELLE
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir dergide yayınlanan fotoğrafının montaj olduğunu söyledi ve ekledi: “Ben bir defa bir şehit tabutuna sırt dönecek kadar şerefsiz değilim. Ama o kapağı yapanlar şerefsizdir, alçaktır ve benim karakterimi de onlar çok iyi bilirler. Şehidin bizim dünyamızdaki anlamı bellidir ama onların dünyasındaki anlamı belli değildir.” Erdoğan’ın daha önce de İmralı’da yatan bebek katilinden “sayın” diye söz ederken, şehitleri “kelle” olarak nitelendirdiği ses kaydı ortaya çıkmış ve açılan davada sembolik bir tazminat ödemek durumunda kalmıştı.

OPERASYON YAPTIRMADIK
Erdoğan kısa süre önce adına “çözüm” denilen ihanet süreciyle ilgili olarak, “Burada bu süreç içeresinde güvenlik güçlerimiz, ‘her hangi bir çatışmaya girmeyelim’ dediler” açıklaması yapmıştı. TRT’deki programda ise “çözüm Süreci içerisinde valilerimiz kendilerine verdiğimiz talimatlar gereği, ciddi manada bu terör örgütlerine karşı şu andaki operasyonlara girmiyorlardı.” Diyerek, kendi sözlerini kendisi düzeltti ve terörün bugünkü duruma nasıl geldiğini, katliam yapan kahpelerin bu cüreti nereden bulduklarını, yine kendi sözleriyle belgeledi.

SİLAH STOKU
Erdoğan’ın bir başka değerlendirmesi de, “Çözüm sürecini bunlar adeta güneydoğu da kısmen doğuda kendileri için silah stoklama süreci olarak değerlendirdiler. Çok ciddi bir silah stoklaması yaptılar” şeklinde olmuştu. Stoklanan silahlar bugün oluk oluk kan akıtıyor ve her gün şehit cenazeleri taşınıyor. TRT’de katıldığı programda, “Terör örgütüne destek veren medya gruplar, onlara destek veren sermaye grupları onlara iç ve dış destek verenler bunun bedelini er veya geç ödeyecekler. Türk milleti bu onların cevabını verecektir, bunun cevabını verme zamanı yaklaşıyor.” Dedi. Bu durumda sormadan edemiyoruz: Terör örgütünün silah stoklamasına göz yumanlar da bu hesap vermeye dahil edilecek mi?

BAŞBAKANIN İTİRAFI
Başbakan Davutoğlu’da aynen şunları söyledi: “2013 yılında bütün silahlı unsurlar Türkiye’yi terk etsin dedik. 2013 Mayıs’ında Türkiye’den geri çekilmesine karar verilen unsurlar, aksine son iki yıl içinde Türkiye’de kendi yıkıcı yıpratıcı saldırılarını artırabilmek için ciddi bir yığınak yapma teşebbüsüne yöneldiler.” Geri çekilmesine karar verilen unsurların son iki yıl içinde Türkiye’de kendi yıkıcı yıpratıcı saldırılarını arttırabilmek için ciddi bir yığınak yaparken ülkeyi kim yönetiyordu? Bu sözlere, ciddi bir yığınak yapılmasına göz yumulduğunun itirafı olmak dışında bir anlamı olduğunu düşünebilen var mıdır?

GÖRMEZDEN GELMİŞLER
İtiraflar sadece Cumhurbaşkanı ve Başbakanla sınırlı değil. Bakanlar da sıraya girdi. Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, aynen şunları söyledi: “PKK’nın eylemlerini biliyorduk, görmezden geldik. Süreçte PKK’lılar karakol önünden geçerken el sallayıp alay ediyormuş. Bizi aldatmış kabul edebilirler, biz kendimiz aldanmadık. Her şeyden haberimiz vardı.” Başbakanın diğer yardımcısı Numan Kurtulmuş ise şu cümleleri kurmakta hiç tereddüt etmedi: “Şunu tespit edelim; Yüksekova’da Cizre’de, Şırnak’ta, Hakkari’de birçok il ve ilçe merkezlerinde maalesef uzunca bir süredir yığınak yapan PKK’nın militanlarının halka bir baskı oluşturduğu, halka karşı bir zulüm düzeni kurulduğu görüldü.”

SIRAYA GİRENLER
AKP’nin MYK üyesi Galip Ensarioğlu’da bu itiraf zincirine şu cümlelerle katıldı: “PKK, çözüm sürecinde paralel devlet gibi yapılandı. Hükümet defalarca yasa çıkardı, operasyonlar durduruldu. Devlet toleranslı davrandı.” Kerameti kendinden menkul Yasin Aktay, MYK üyesi ve Genel Başkan Yardımcısı sıfatı taşırken aynen şunları söyledi: “Devlet çözüm sürecinde operasyon yapmazken, PKK yığınak yapıyordu. Ayrıca PKK süreç boyunca insan kaçırma, haraç kesme, karakol kurma, vergi daireleri oluşturma gibi faaliyetlerde bulundu.” Sarayın danışmanı AKP’nin akil adamı Burhan Kuzu’nun bu itiraf furyasının dışında kalması düşünülemezdi. Aynen şunları söyledi: “Çözüm süreci konusunda son bir iki yıllık gelinen nokta eşkıya dağdan şehre indi. Ve çözüm süreci adına da hükümet olarak aman diye alttan alındı. Benim kanaatim bu. Ve buradan da zılgıt yedi hükümet.”

YANDAŞLARIN DURUMU
Yandaşların, yanaşmaların, beslemelerin, havuzcuların ibret veren itirafları köşelerine yansıdı: Star yazarı Ahmet Taşgetiren, PKK’nın çözüm sürecinin başladığı günden bu yana güçlendiğini, devletin PKK’nın eylemlerine göz yumduğunu anlattı. Benzer bir açıklama da Nagehan Alçı’dan geldi. Alçı, devletin çözüm sürecine halel gelmesin diye PKK’nın faaliyetlerini göz yumduğunu söyledi. Başbakanın eski danışmanlarından Etyen Mahcupyan, terör örgütü PKK’nın çözüm sürecinde silah depoladığını söyledi ve şöyle devam etti: “Süreç iki buçuk sene yaşandı. Şimdi ne biliyoruz, iki buçuk senenin başladığı anda PKK, YDG-H birliklerini kurdu ve oraya silah yığmaya başladı.”

DAHA NE OLSUN?
Bir defa daha soralım: PKK’nın niye azdığını, bu kadar kanı nasıl döktüğünü, bu kadar şehidin neden geldiğini, ülkenin tarihinin en zor ve karanlık dönemini yaşamaya niçin mahkum edildiğini hala anlamayan var mı? Daha ne desinler be kardeşim? Başka türlü nasıl anlatılır? “Bunlar iyi şeyler” diyen varsa, söyleyecek sözümüz yok. Ama, “bunları yapanlar, ülkenin yaşadığı bu ihanetlere göz yumanlar mutlaka bedelini de ödemelidir” diyorsan, işte fırsat. 1 Kasım’da bu hesabı sor.

ORHAN KARATAŞ

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER