Asikurtlar©

Cumhuriyetin yılmaz koruyucusu

Cumhuriyetin yılmaz koruyucusu
05 Nisan 2016 - 9:18 'de eklendi ve 4063 kez görüntülendi.

 

 

Türk milletinin tek ve son ümidi olan Milliyetçi Hareket Partisi’nin kurucu Genel Başkanı, dünyanın neresinde bir Türk varsa onun gurur kaynağı ve Başbuğu, Türk milliyetçiliği ve ülkücülüğün efsane lideri, merhum Alpaslan Türkeş’in ebediyete intikalinin ondokuzuncu yılındayız. Türk dünyasının bilge lideri, mezarı başında adına ve şanına yakışır bir şekilde, yüzbinlerce ülkü erlerinin duaları, tekbirleri ve salat-ı selamlarıyla yadedildi.

Alpaslan Türkeş, siyasi kişiliğinin yanında Allah yolunun neferi, Peygamber aşkının mecnunu, namusun, ahlakın, şerefin, ülke-millet sevdasının, bayrağın, ezanın, kısacası bütün milli ve manevi değerlerin sembol ismidir. Bugün dünyanın ve ülkemizin içinde bulunduğu açmazlar, Alpaslan Türkeş isminin anlamını, önemini ve yaptığı hizmetleri çok daha yükseltiyor ve ölümsüzleştiriyor. Başbuğ Türkeş, Türk tarihinde bir dönüm noktası, Cumhuriyet tarihinde yılmaz ve yorulmaz bir koruyucu, milliyetçilikte zirve, insanlıkta numunedir. İnanç, istikrar, dik duruş ve cesaretin timsali, eşsiz ve yeri doldurulamaz bir lider örneğidir. Atatürk’ten sonra Cumhuriyet tarihinin en önemli, en etkili ve en belirleyici ismidir. Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyeti büyük bedellerle korumuş olması ve bunun için hayatı boyunca verdiği şanlı mücadele, onu haklı ve doğru olarak Türk milletinin Başbuğ’u yapmış ve dünya durdukça hatırlanacak, anılacak ve istifade edilecek bir mertebeye yükseltiştir.

TÜRKLÜK ŞUURU VE BİLİNCİ

Alpaslan Türkeş, Allah’a olan inancın, devlete olan sadakatin, millete olan güvenin birbiriyle çatışmadan, uyum içinde nasıl bir arada bulunacağını, bu değerlerin yaşatmak ve yüceltmekte ne kadar vazgeçilmez olduğunu kendi yaşantısı ile hayata geçirmiş, koyduğu ilkelerle de ebedileştirmiştir. Mücadelesi, niyeti ve hedefi, Türklük şuur ve bilincini yerleştirmek, İslam ahlakını yaşamak ve yaşatmak, Türkiye Cumhuriyeti’ni yüceltmek ve yükseltmek ve bunun önündeki bütün engelleri ortadan kaldırmaktır. Bu bilinci sarsılmaz biçimde yerleştirdiği içindir ki, Türkiye Cumhuriyeti tarihin gördüğü en büyük saldırıları yaşamasına, amansız ve kesintisiz bir ihanet sürmesine ve şer cephesinin bütün oyun ve tezgahlarına rağmen dimdik ayaktadır. Bu bilinçle yetişen milliyetçi ve ülkücü gençlik, Türk milletinin “çelik çekirdeği” olarak Cumhuriyetin ilelebet yaşamasının teminatıdır. O, bir siyasi hareketin mimarı olmasının yanı sıra, hayat çizgisi içinde yüksek ahlâkın, sağlam karakterin, sarsılmaz inancın ve ufuk ötesini gören engin muhakemenin de temsilcisidir. Yürekten inandığı ve gönülden bağlandığı Türklük sevgisi uğruna, her türlü meşakkati göze alabilmiş, çelikten iradesi ile örnek bir inanç timsali olarak “aç hürler ve tok esirler” ülkesi olmayı asla kabul etmemiştir.

TÜRKLÜĞÜ AYAĞA KALDIRMAYI GÖREV SAYDI

Ebediyete intikalinden sonra 19 yıl geçmiş olmasına rağmen, yaptıkları ve hizmetleri bugün çok daha iyi anlaşılmakta ve önem kazanmaktadır. MHP lideri sayın Bahçeli’nin veciz konuşmasında da belirttiği gibi, Cumhuriyeti korumayı ve bütün dünya Türklüğünü ayağa kaldırmayı sadece bir görev saymamış, bunu bir hayat biçimi olarak yaşamış, yaşatmış ve yaymıştır. Türkiye Cumhuriyetinin ilelebet bağımsız, hür ve refah içinde bir ülke olarak var olabilmesi için bir taraftan insan olma sınırlarını çok zorlayan eziyetlere göğüs gererken, diğer taraftan en küçük bir yılgınlık, bıkkınlık ve yorgunluk göstermeden, büyük bir şevk ve heyecanla ileriye bakmış, sadece Türkiye’nin değil, bütün Türk dünyasının bekası için çabalamıştır.

CAN VERDİLER AMA VAZGEÇMEDİLER

Yaptıkları ve söyledikleri, bugün çok daha bir önem kazanmakta, çok daha belirleyici olmaktadır. Onun maharetli ellerinde şekillenen Türk milliyetçiliği, ‘yükselen bir değer olarak’ tarihe damga vururken, Türklüğün özü durumundaki ülkücüler de milletin eli, kolu, sesi ve gerektiğinde kalkanı, gerektiğinde kılıcı olmuşlardır. Horlanmışlardır ama onurlarını çiğnetmemişlerdir. Ezilmişlerdir ama direnmişlerdir. Can vermişlerdir ama vazgeçmemişlerdir. Türkiye Cumhuriyeti’ni bir “emanet” olarak kabul etmiş ve üzerine titremişlerdir. Bununla da yetinmeyip, bütün Türk dünyasını sarıp, kucaklayacak ülkülerini ve ufuklarını hep büyük tutmuşlardır. Bugün Türk milletinin ülkücülerden ve onların siyasi organizasyon olan Milliyetçi Hareket Partisi’nden başka ümidi ve tutunacak dalı kalmamıştır.

TÜRK MİLLETİ ONU ARIYOR

“Özden yanmayan gözden yaş çıkmazmış.” Alpaslan Türkeş hep özden yanmıştır.

Onun özü; Türk milletidir, Türk ülküsüdür, Türk dünyasıdır. Onun gözü; birliktedir, ileridedir, yüksektedir. Ve onun sözü; yarım asır öncesinden, asırlar sonrasınadır. Onun içindir ki, boşluğu doldurulamamıştır. Türkiye, bugün içine düştüğü girdapta, yaşadığı teslimiyette, başına geçirilen çuvalda, alt – üst olan çizgilerinde, mozaik safsatalarında, alt kimlik-üst kimlik bedhahlığında, ihanet ve bölünme provalarında, Habur rezaletlerinde, yıkım projelerinde, misyoner taarruzunda, Ermeni iftiralarında, sayın ve kelle gafletlerinde, Oslo ihanetlerinde, İmralı kumpaslarında, Dolmabahçe rezilliklerinde, açılım zırvalarında, hep onu arıyor. Onun, “heybetli ve gür sesini” duymak istiyor. Devlet onu arıyor, millet onu arıyor, siyaset onu arıyor. Onun içindir ki, davası gün geçtikçe daha da büyüyor. Vazgeçilmez oluyor. Partiler, liderler, iddialar birer birer yok olup, tarihe gömülürken o, her gün yeniden başlıyor.

ÖZDEN YANANLAR

İşte bu yüzdendir ki, kendisi de, davası da, partisi de bütün hayatı boyunca olduğu gibi bugün de Cumhuriyet düşmanlarının, bölücülerin, hainlerin, işbirlikçilerin, satılmışların en büyük hedefi durumundadır. İftiralar, yalanlar, saldırılar, komplolar, kahpelikler hiç aralıksız devam ediyor. Cumhuriyeti kuranların gösterdiği gayreti, fedakarlığı, azmi ve cesareti, Atatürk’ün izinden, Başbuğ’un sözünden ayrılmamaya yemin etmiş, her zaman özden yanan Türk milliyetçileri de “korumak ve yaşatmak” için göstermektedirler.

Allah (CC), bu ülke, bu millet için gayret gösteren, emek harcayan, gazi olan, kanlarını – canlarını verenlere, Hakka kavuşmuş bütün Türk büyüklerine, şehitlerimize ve Başbuğumuza rahmet eylesin.
Orhan Karataş

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER