SON DAKİKA

Cumhurbaşkanlığı Makamı ve İhsanoğlu Farkı

Bu haber 04 Ağustos 2014 - 10:18 'de eklendi ve 18 kez görüntülendi.

Orhan Karataş

Türk siyasetinde atışmalar, tartışmalar, suçlamalar her zaman olmuştur ve bundan sonra da olacaktır. Ancak, Cumhurbaşkanı ve Cumhurbaşkanlığı makamının siyasi tartışmaların dışında tutulmasına her zaman özen gösterilmiştir. Cumhurbaşkanlarına karşı en sert eleştiriler bile ölçülü yapılmış, kullanılan dilin kırıcı ve yaralayıcı olmamasına dikkat edilmiştir.

Bu genel değerlendirmeyi yapmamızın sebebi Perşembe’nin gelişinin Çarşamba’dan belli olmasıdır. Cumhurbaşkanı seçimi için geri sayım devam ediyor. Şunun şurasında birkaç gün kaldı. Kim bilir belki de ilk turda sonuç alınacaktır. Ortada 3 aday var. Selahattin Demirtaş’ın bir şansının olmadığı dikkate alınırsa, köşke çıkabilecek aday sayısı ikidir. Bize göre sayın Ekmeleddin İhsanoğlu’nun ilk turda yüzde 60 civarında bir oyla seçilmesi çok, ama çok yüksek ihtimaldir.

Bu sicille olmaz

Bir an için aksini düşünelim ve aday Erdoğan’ın seçildiğini varsayalım. Hakkındaki dünya çapındaki yolsuzluk ve rüşvet iddialarını, İmralı canisiyle yapılan şeref pazarlıklarını, 12 yıllık başbakanlığı sırasındaki yetersizlikleri, yanlışları, teslimiyetleri, birkaç küçük istisna dışında dünya liderlerinin kendisiyle biraraya gelmemesini, telefonda görüşmekten bile uzak durmasını nereye koyacağız? Türkiye Cumhuriyeti gibi çok zor ve sıkıntılı bir coğrafyada bulunan, üzerinde her türlü hesabın yapıldığı bir ülkenin Cumhurbaşkanının sicili bu mu olmalı? Biz kabul etsek dahi, bütün dünya böyle bir siclin sahibini nasıl sindirecek, nasıl kabul edecek, nasıl muhatap alacak? Başka ülkeden bir devlet adamı çıkıp, “Türkiye Cumhuriyeti gibi bir ülkede seçecek hiç mi başka adam kalmadı?” derse, ne cevap vereceğiz?

Sevinenler de var

Elbette aday Erdoğan’ın seçilmesine çok sevinenler de olacaktır. Nitekim, onlar zaten daha şimdiden kendilerini belli etmiş ve beklentilerini dillendirmişlerdir. MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli, bayram konuşmalarında bu güruha özellikle dikkat çekmişti: “Terör lobisi, kan lobisi, rant lobisi, Rum lobisi, Barzani, PKK, IŞİD, HDP, Türk düşmanları, Mehmetçik katilleri, komplocular, çözümcüler, açılımcılar, kötü adamlar, 63’lükler Erdoğan demektedir. Papaz okulu meraklıları, İstanbul’u Vatikan’a döndürme hevesinde olanlar, dinler arası diyalogcular, Ekümenlik rüyası görenler, Sevrciler, din tacirleri, mandacılar, BOP’çular, hainler alayı birden Erdoğan’ın yanındadır. Erdoğan PKK’nın adamı, İmralı canisinin ortağı, Oslo’nun müdavimi, Kandil’in umudu olarak Çankaya’ya taliptir.” Başka hiçbir ölçü, hiçbir gerekçe olmasa dahi, Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı olmasını isteyenlere bakmak, ne olduğunu ve ne olacağını anlamak için fazlasıyla yeterli değil midir?

Yüzlerine nasıl bakacak?

Siyasi geçmişinde bu vahametler bulunanların Cumhurbaşkanı adaylığı ve yürüttüğü propaganda da, yine bu sicile uygun oluyor. Allah rızası için elinizi vicdanınıza koyun ve aday Erdoğan’ın bir konuşmasını akıl ve mantık ölçüleri içinde dinleyin, bakalım makul ve geçerli bir izah yapabilecek misiniz? Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanlığına aday olan birinin üslubu, seviyesi, argümanı ve ortaya koyduğu gerekçeler çok ibret vericidir. Mukaddes kitabımız Kur’an-ı Kerim dahil, istismarda sınır tanımayan, rakipleri için her türlü hakareti ve gerçek dışı beyanları hiç düşünmeden ve uzun uzun sıralayan, ayrıştırmada ve çatıştırmada bütün şartları zorlayan, devlet imkanlarını seferber ederek hak ve adaleti ayakları altına alan biri Cumhurbaşkanı seçilse de, o makamda nasıl saygı kazanacak, nasıl hiçbir şey olmamış gibi hareket edecek ve nasıl oturacak? Unutmamak gerekir ki, Anayasamıza göre Cumhurbaşkanı seçildiği günden itibaren tarafsız olmak zorundadır. Yani, her partiye, her lidere eşit mesafede durmak Anayasanın gereğidir. Her gün en ağır şekilde hakaret ettiği, her türlü yakıştırmayı yaptığı liderlerle hiçbir şey olmamış gibi sarmaş dolaş olması mümkün müdür? Kendisi bütün bunları hazmedebilir, ama siyasi parti liderleri unutacak mı? Hele bir de, hükümetin değiştiğini ve bu partilerden birinin iktidar olduğunu düşünün? Nasıl yüzlerine bakacak, nasıl birlikte çalışacak?

Duyan kafasını çeviriyor

Aday Erdoğan seçilme şansının olmadığını, sırtındaki bu yükle Çankaya yokuşunu çıkamayacağını anladıkça, kızgınlığı daha da artıyor ve zaten sorunlu olan üslubu hepten kontrolden çıkıyor. MHP’ye ve sayın Ekmeleddin İhsanoğlu’na yönelik öyle şeyler söylüyor ki, duyanlar utanıyor ve kafalarını çeviriyor. Bu normal bir durum değildir ve hiçbir şeyle izahı yapılamaz. MHP ile ilgili söylediklerinin tamamına yakının aslı-astarı olmadığı için ciddiye alınacak bir tarafı zaten yok. Kaldı ki, her söylediğine anında ve işin gerçeği ortaya konularak cevap veriliyor. Sayın Bahçeli’nin Urumçi’ye hiç gitmediğini, buraya giden ilk liderin kendisi olduğunu söyleyen aday Erdoğan’ın, milleti yanıltmada nasıl hiçbir ölçü ve sınır tanımadığının ibret veren bir örneğini, Ortadoğu Gazetesi’nin bugünkü manşetinde göreceksiniz.

Devlet adamı ciddiyeti

Sayın Ekmelleddin İhsanoğlu, çok yüksek ihtimalle hafta sonunda Cumhurbaşkanı seçilecektir. Genel seçimler 2015’in 7 Haziran’ında yapılacağına göre, aday Erdoğan 10 aya yakın bir zaman daha başbakan kalacaktır. Bu kadar haksız ve ölçüsüz eleştiride bulunduğu, hiç düşünmeden hakaretlerini sıraladığı sayın İhsanoğlu’na gitmek ve birlikte çalışmak durumunda kalacaktır. Sayın İhsanoğlu, bütün tahriklere, yalanlara, iftiralara ve hakaretlere rağmen, tam bir devlet adamlı gibi hareket etti. Cumhurbaşkanlığı makamının ciddiyetine ve ağırlığına uygun üslubunu aynen sürdürdü.

Başka hiçbir ölçü ve gerekçe olmasa dahi, adaylar arasındaki bu üslup farkı, ciddiyet ve sorumluluk anlayışı, sayın Ekmeleddin İhsanoğlu’nu seçmek için fazlasıyla yeterli bir sebeptir. Bizim gördüğümüzü akıl, vicdan, insaf ve iman sahibi olan herkes görüyor. Bu durum elbette seçim sonuçlarına da aynen yansıyacaktır.

Orhan Karatasorhan@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.