Asikurtlar©

Cumhurbaşkanı seçimi engelliyor

Cumhurbaşkanı seçimi engelliyor
11 Mayıs 2015 - 18:44 'de eklendi ve 3991 kez görüntülendi.

Türkiye ihtilal dönemlerinden geçti. Tek parti dönemleri yaşadı. Olağanüstü şartların sıkıntılarını atlattı. Demokrasi sancıları çekti. Ancak, böylesi bir telaş, böylesi bir düzen, böylesi bir zihniyet, böylesi bir zulüm ve böylesi bir seçim ne gördü, ne yaşadı, ne de bundan sonra yaşayacaktır. AKP zihniyetinin neleri göze aldığını, neler yaptığını bütün dünya hayretle ve ibretle izliyor.

EŞİT VE ADİL SEÇİM NEREDE?
Bir ülke düşünün ki, bir tarafta ordudan yargıya, bütün kurumlarından sivil toplum kuruluşlarına, medyadan güvenlik birimlerine, istihbarattan örtülü ödeneğe, iş dünyasından sınırsız para ve devlet gücüne kadar kullanan bir parti; diğer tarafta her türlü baskı, tehdit, şantaja katlanmak zorunda kalan, çok sınırlı imkanlarla siyaset zorunda kalan diğer partiler. Bu kadarla da bitmiyor. Ülkenin tarafsız kalması gereken, bunun için namusu ve şerefi üzerine yemin etmiş Cumhurbaşkanı, millet sırtından harcamalarla, bütün devlet imkanlarını seferber ederek, mübarek kitabımız Kur’anı dahi eline alıp meydanlarda sallamak dahil, istismarın her türlüsünü kullanarak, milletin zihnini bulandırıp, adil ve eşit bir seçim yapılmaması için çırpınıyor. İktidar partisine oy toplamaya çabalıyor.

PARAYLA VE TEHDİTLE ADAM TOPLUYORLAR
İzmir’de yaşananlar bir zorbalıktır ve zulümdür. MHP’nin mitingi Cumhurbaşkanı tarafından sabote edilmek istenmiştir. AKP’nin seçim araçları tarafsız kalacağına şeref yemini etmiş Cumhurbaşkanı için çalışmış, anonslar yapmıştır. Devlet gücü kullanılmış, Vali’nin tehditleriyle miting meydanına adam toplanmaya çalışılmış, hiçbir kural, kanun ve Anayasa tanınmamıştır. Bugün Rize’de yapacağı toplantı için diğer siyasi partilerin il başkanlıkları dahi mühürlenmiş, devlet daireleri seçim bürolarına dönüştürülmüş, okullar ve memurlar tehdit ve emirle toplantıya katılmaya zorlanmıştır. Buna ne vicdan, ne insaf, ne insanlık, ne iman razı gelir. Bunun neresi demokrasi? Bunun neresi hukuk? Bunun neresi adalet? Bunun neresi eşitlik? Cumhurbaşkanı, eşit, adil ve özgür bir seçimin önündeki en büyük engel durumundadır. Çok şükür ki, Türk milleti olup bitenin farkındadır. Nitekim, bu kadar baskıya, zulme, para ve devlet imkanlarına rağmen boş meydanlara konuşmak zorunda kalıyorlar. Para karşılığı toplanmış menfaatçiler, sivil polisler ve kendi yanlarında getirdiklerine konuşuyor, haram havuzunun medyasından ve devletin kanalından da yayınlatıyorlar. Verdikleri mesajlar milletin aklıyla alay etmekten, insanlarla dalga geçmekten öte bir anlam ifade etmiyor. Böylece millet 13 yıldır nasıl kandırıldığını, hangi şartlara mahkum edildiğini ve daha da vahim olanı, bu zihniyetin iktidarda kalabilmek için neleri feda edebileceğini bizzat görüyor.

YA KAÇACAKLAR, YA YARGILANACAKLAR
Kaybedecekleri sadece iktidar değildir. Dosyalarının çok kabarık olduğunun, 17-25 Aralık’ın dünyanın en büyük yolsuzluk ve rüşvet iddiaları olarak zamanını beklediğinin elbette farkındalar. Çok iyi biliyorlar ki, devlet imkanlarını ellerinden kaçırırlarsa, ya ülkeyi terk etmek veya bağımsız Türk yargısı önünde hesap vermek zorunda kalacaklar. İstisnasız her gün Anayasayı ayaklar altına alıyor, kanunu, hukuku yerle bir ediyor, şu an, şu saat itibariyle dahi suç işliyorlar. 400 milletvekilini bir kenara bıraktık, bütün çabaları, bütün telaşları iktidarı elde tutabilmek içindir. Cumhurbaşkanının bu kadar şeyi göze alması, bu kadar ileri gidebilmesi bu yüzdendir. Bu kadarla kalınmayacağı gibi bir endişe içindeyiz. İktidarı kaybedecekleri kesindir ve seçime yaklaştıkça, çok daha büyük oyunlar oynamaları, ülkeyi ve milleti yeni maceralara sürüklemeleri ve daha da önemlisi insanların kanı ve canı üzerinden provokasyonlar geliştirmeleri ihtimali oldukça yüksektir. İktidarı elde tutabilmek için akla gelebilecek her şeyi yaparlar. Bu uğurda feda edemeyecekleri hiç ama hiçbir şeyin olmadığını daha önce defalarca yazmış, söylemiştik. Cumhurbaşkanın durumu bu tespitimizin ne kadar haklı ve doğru olduğunu defalarca ispatlamıştır.

AKP İLE DEVAM ETMEK HARAKİRİDİR
Başarılı olduklarını ve iktidarda kaldıklarını düşünelim. Herkes elini vicdanına koysun ve söylesin: Bu şartlarda elde edilecek iktidardan bu millete, bu ülkeye, bu vatana nasıl bir fayda gelebilir? Zaten gerilmiş, yorulmuş, sinmiş, tükenmiş toplumun tahammül sınırlarını aşması ve çok daha tehlikeli sosyal patlamalar getirmesi dışında, bir ışık görebilen var mı? AKP ile devam edilmesi demek, kaybın katlanması, zulmün tek ve değişmez sistem haline gelmesi, ülkenin kesin olarak bölünmesi ve milletin bir iç çalkantıya sürüklenmesi demektir. Dış politika bitmiştir. Terör bir bölgede hakimiyet kurmuştur. Ekonomi derin ve büyük bir krizin tam ortasındadır. Çok daha önemlisi millet yoksul, ümitsiz, gergin ve diken üzerindedir. Bir değişim şarttır. Aksi halde bu vatanı ayakta tutamayız. AKP ile devam edilmesi harakiri olacaktır ve bunu Bülent Arınç’da söylüyor.

GELDİKLERİ GİBİ GİDECEKLER
Seçim meydanları en açık ve kesin kamuoyu yoklamalarıdır. AKP mitingleri bütün çabalara rağmen zayıf, sessiz ve çaresiz. Buna karşılık MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin yaptığı mitingler büyük kalabalıklar topluyor. Verdiği mesajlar büyük karşılık buluyor. Coşku ve heyecan tavan yapıyor. Meydanlar gümbür gümbür inliyor ve iktidar müjdesi veriyor.
Bu durum karşısında iktidar sahiplerinin kimyası bozuluyor. Cumhurbaşkanı daha da telaşlanıyor ve hukuk, Anayasa, kurallar, kanunlar hepten yok ediliyor. Ne yaparlarsa yapsınlar, sonuç değişmeyecektir. Yeter ki sandıklara sahip çıkılsın. Yeter ki sandığa yansıyan irade sonuca da yansısın. Mustafa Kemal’in meşhur sözüyle, geldikleri gibi gidecekler.

Orhan Karataş

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER