Asikurtlar©

Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Müteahhitler acımasız bir şekilde yolsuzluk yapıyorlar”

Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Müteahhitler acımasız bir şekilde yolsuzluk yapıyorlar”
28 Ocak 2017 - 9:28 'de eklendi ve 8709 kez görüntülendi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Beştepe Millet Kültür ve Kongre Merkezi’nde katıldığı Şehircilik Şurası’nda konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan Afrika ziyareti sonrasında Şehircilik Şurası’nda konuştu. Batı ülkelerinin mimari yapılarını eleştirdi, ‘Bizim mahallelerimizin ruhu var. Bizim mahallelerimizde zengin de fakir de, patron da işçi de yan yana oturuyor’ dedi.

Konuşmasından satır başları:

Toplumdan uzak tek başına yaşamak, insan fıtratına aykırıdır. Şehirler bu fıtri ihtiyaçtan doğmuştur. Güzellik ve estetik anlayışı da insanın özündeki hasletlerdendir. Gerçekten de insan doğanın çehresini değiştirebilecek müdahelelere sahip alemdeki tek varlıktır. Şayet bu müdahele iyiye, güzele yönünde olursa insan Allah’ın yeryüzündeki halifeliği vasfına uygun davranmış olur. Aksi yönde olursa haşa bu Allah’la yarışma yolunu açar.

Batı medeniyeti büyük ölçüde bu ikinci yolda ilerlediği için sahip olduğu devasa üretim ve inşa kapasitesine rağmen insanların mutluluğuna aynı oranda katkıda bulunamıyor. Halbuki bizim medeniyetimizde şehir daha doğrusu binalar, sokaklar, mahalleler insanın yaratıcısına yönelik simgelerdir. İbn-i Haldun’a göre şehirlerin ruhu vardır. Bir başka ifadeyle şehirde yaşamaya karar vermek bir hayat biçimi tercihidir. İnsanla şehir arasındaki ilişkiyi doğru kurmak çok önemlidir.

TARİHTEN DERS ALIYORUZ

Bizler her alanda olduğu gibi şehircilik konusunda da tarihimizden tekerrür alarak hataları önlemeliyiz. Türkiye tarihinin en kapsamlı şehirleşme hamlesini geçtiğimiz 14 senede yaptık. Dünyanın dört bir tarafından bütün önemli şehirleri ziyaret etme imkanı buldum. Her şeyden önce şehirleşme konusunda yaşadığımız sıkıntılar bize mahsus değildir. Pek çok ülke benzer sancıları yaşamıştır, yaşıyor. Dünyada 1950 yılında nüfusu 10 milyonun üzerinde olan sadece iki şehir vardı. New York ve Tokyo. Bugün ise 34 şehir mevcuttur ve yenileri de hızla gelmektedir. Kır ve kent dağılımı da bozulmakta insanlar şehirlere yığılmaktadır.

1950’de ülkemizde nüfusun yüzde 20’si şehirlerde yaşarak bugün yüzde 90’ı şehirlerde yaşamaktadır. Bizim şehirlerimiz toplumumuzda var olan çeşitliliği, farklılıkları bir arada yaşatabilme geleneğini yansıtır. Aslolan budur. Binaların, meydanların, mahalellerin belirli bir kimliği vardır. Bu yüzden hiçbiri diğerinin aynı değildir. Ama batı ülkelerinde tek tipçi anlayışa sahiptir. Aynı binalardan yüzlerce görürsünüz. Şu anda da yine batı mimarisi budur. Düzenli ama karakteri olmayan şehirleşme bizim asla modelimiz olamaz.

1940’lardan itibaren çarpık yapılaşmanın yanında kişiliksiz, çirkin projenin uygulaması olan apartmanlar ortaya çıkmıştır. Bu yapılaşma artık son bulmalıdır. Dikey değil, yatay mimariden yanayım. İnsan toprağa yakın yaşamalıdır.

Karadeniz’in o güzel yaylalarında, Ege’de gördüğüm yapılaşmadaki çirkinliklerden rahatsızlık duyuyorum. Hep birlikte buna karşı set oluşturmalıyız. Şehirlerimiz, kentsel dönüşüm projeleriyle gecekondulardan kurtulurken şahsiyetsiz mimari yapılanmalara da itilmemelidir. Sadece rant, kar, kazanç odaklı bir anlayışla böyle bir şehir inşası gerçekleştiremeyiz.

“‘BEN MEDENİ OLARAK YAŞIYORUM’ DİYEMEZSİN”

Amerika’yı düşünün o devasa binalara girdiğinizde orada bir ruhsuzluk olduğunu görürsünüz. Orada bir insan ben medeni olarak yaşıyorum diyemezsiniz. Çıkarsınız odanıza yeşili falan göremezsiniz. Rüzgarın estirdiği cereyanlar arasında yaşamaya mahkum olursunuz.

Bugün 34 şehrin de özelliği terör tehdidi altında bulunuyor olmasıdır. Şehirleşmenin getirdiği siyasi, ekonomik sıkıntıları aşmanın çözümü üzerinde de düşünmeliyiz. Şehirleşme, toplumun bir kesimini diğerlerinden tecrit edecek yapı adacıkları kurmak anlamına gelmemektedir. Bizim toplumumuzda zenginle fakir, patronla çalışan yan yana oturabilmektedir. Bu dokuyu öldüren yapılaşmalar dünya cennetini cehenneme çevirir. Görüldüğü gibi şehir dediğimiz zaman üzerinde durmamız gereken pek çok husus bulunuyor.

3 ay boyunca devam edecektir. Kimlik planlama ve tasarlamadan, göçlere kadar birçok yelpazede çalışacağız. Milli şehircilik şurasına katkı sağlayacak olan bilim insanlarımıza üniversitelerimize kamu kuruluşlarımıza, şükranlarımı sunuyor teşekkür ediyorum.

Geçtiğimiz 16 yıl içerisinde 670 bin konut tamamladık. Ayrıca şu anda devam eden 75 bin konut tamamlanacak ve sahiplerine teslim edilecek. Böylece 140 milyarlık bir yatırımı gerçeklşetirmiş bulunuyoruz.

Bundan sonra işimiz bitmedi, devam ediyor. Hem şehircilik hem de çevre alanında. Son 16 yıl içerisinde hükümetlerimiz yeşil alan miktarını 1.8 milyon hektar düzeyinde arttırdı. 3 milyar ağacı toparkla buluşturduk Daha da güzel şeyler yapacağız.

Marmara depremi bize çok şey öğretti. Depreme dayanıklı riskli konutların yerini daha sağlam yapıların almasıdır. 5 milyon yapının deprem riskine karşı yenilenmesine rağmen halen 7 milyonun ihtiyacı var. 250 milyar dolarlık bir bütçeden bahsediyoruz.

Yapılacak bu konutlar ve harcanak bu bütçenin kendi kaynağını oluştıracak imkana sahip olduğunu ifade etmek istiyorum. Kentsel dönüşüm mecburi değil, gönüllü olacak.

Sur, Diyarbakır’ın cazibe merkezi turizm merkezidir. Tarihin kültürün ortaya çıktığı önemli bir merkezdir. Önce Sur’da başladık. Bir yandan tarihi yapısını yeniden ortaya çıkarıyoruz. Diğer yandan da burada ki vatandaşımızın mağduriyetini gideriyoruz.

Bu duygu ve düşüncelerle milli şehircilik şurasına katkı sağlayacak paydaşlara bir kez daha teşekkür ediyorum.

AFRİKA’NIN DURUMU

Afrika sömürgeciliğin acılarını yaşayan bir kıtadır. Biz kendi şehirlerimizle, medeniyetimiz arasındaki ilişkiyi yeniden inşa etmeye çalışırken, bu birikimi kardeşlerimize de sunmak istiyoruz. Kendilerine her türlü desteği vermeye hazırız. Şehircilik konusunda çok kötü bir durumda olan şehirlerin halini görünce, Madagaskar Cumhurbaşkanı’na tekliflerimizi aktardık. Sadece TOKİ aracılığıyla 14 yılda 765 bin konut üreterek, dostlarımıza yardıma hazır olduğumuzu anlattık. Sizi sömürelim diyerek, sömürgecilik yapmıyoruz, çünkü bizim tarihimizde bu yok. Bizler o coğrafyalarımız ihmal ettiğimiz için ya maceraperestler ya da FETÖ’cüler gidip köşeleri tutmuştur. Bu coğrafyalara ilk önce biz gitmeliydik. Geç kalmış olabiliriz ama hiçbir şey bitmiş değil.

Türkiye deprem başta olmak üzere, doğal afetlere maruz kalan ve kalma ihtimali olan bir ülkedir. Ülkemizde süratle yıkılıp yeniden yapılması gereken 6 milyonun üzerinde konut tespit edilmiştir. Bizim elimizi çabuk tutup bu dönüşümü gerçekleştirmemiz gerekiyor. Kanun kapsamında 49 ilimizde 187 yer riskli alan ilan edilerek 400 bin konut ve işyerinin yenilenme süreci başlatıldı. Kentsel dönüşüm çalışmaları için 2,5 milyon lira kaynak kullanıldı. Ne olur yerel mimariye uygun hareket edelim.

“MÜTEAHHİTLER ACIMASIZ BİR ŞEKİLDE YOLSUZLUK YAPIYORLAR”

Kot denilen bir olay var, müteahhitler acımasız bir şekilde yolsuzluk yapıyorlar. Diyorum ki kot olayında kesinlikle kotu denizden verme gibi bir anlayışı getirmemiz lazım. Eğilimli bir arazi beyfendiler nereden inşaatı alıyor? En yüksek noktadan alıyor. Denizden buna baktığında ortaya ne çıkar? 2-3 kat yerine 5 kat çıkıyor. Bodrum diyorsun, adam bodrum yapmıyor zemin yapıyor. Bu konularda belediyelerimizin hassas davranması lazım. Bodrum güneş görmeyen yerdir. Bodrumun etrafını açmak hainliktir.

İstanbul Boğazı’nın durumu ortada. 7 katlı binalar var. Karalı bir duruş sergilenmediği için böyle. Bununla ilgili Boğaz yasasının yeniden ele alınması lazım. Bunun için bakanlığımızın kararlı bir adım atması gerekiyor. Bunun anayasasını kurmamız lazım.

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER