Asikurtlar©

Çözüm süreci

Çözüm süreci
05 Haziran 2015 - 1:04 'de eklendi ve 4624 kez görüntülendi.

1806 yılında Osmanlıdan başlanarak

  1. Babanzade Abdurrahman Paşa İsyanı (1806-1808, Süleymaniye)
  2. Babanzade Ahmet Paşa İsyanı (1812, Süleymaniye)
  3. Zaza Aşiretleri İsyanı (1818-1820, Dersim)
  4. Revaduz Yezidi İsyanı (1830-1833, Hakkâri ve çevresi)
  5. Şerefhan aşiretinin isyanı (1831)
  6. Mir Muhammet İsyanı (1832-1833, Soran)
  7. Kör Mehmet İsyanı (1830-1833, Erbil, Musul, Şirvan)
  8. Garzan İsyanı (1839, Diyarbakır)
  9. Bedirhan Bey İsyanı (1843-1847, Hakkâri ve çevresi)
  10. Yezdan İzzettin Şer İsyanı (1855, Bitlis)
  11. Bedirhan Osman İsyanı (1877-1878, Cizre ve Midyat)
  12. Şeyh Ubeydullah İsyanı (1880, Hakkâri, Şemdinli)
  13. Emin Ali Bedirhan İsyanı (1889, Erzincan)
  14. Bedirhani Halil ve Ali Remo İsyanı (1912, Mardin)
  15. Molla Selim ve Şeyh Şehabettin İsyanı (1913-1914, Bitlis)
  16. Koçgiri isyanı (1920)

sömürgeciler tarafından devam ettirilen 200 yıllık bölücülüğün en sonuncusu PKK terör örgütüdür…

 

AKP’nin, Bakanlar Kurulu’nca 18 Haziran 2014 tarihinde kararlaştırdığı ve TBMM Başkanlığına sunduğu “Terörün Sona Erdirilmesi ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Tasarısı” ne kadar doğru ve gerçekçidir?

 

Meclisten geçirilerek yasalaştırılan ve “Çözüm süreci” olarak anılan tasarının 1. Madde gerekçesinde ifade edilen amacı, meclis başkanlığına sunulan tasarı adıyla aynıdır; yani, Terörün Sona Erdirilmesi ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi…

 

  1. Maddesinin gerekçesi ise hükumetin, çözüm süreci kapsamında alacağı önlemlerle ilgili uygulama ve düzenleme görevlerini üstlendiği belirtiliyor…

 

  1. Madde gerekçesinde, çözüm sürecine ilişkin konularda Bakanlar Kuruluna gerekli kararları alma yetkisi verildi. Bu kapsamda kamu kurum ve kuruluşları Bakanlar Kurulunca alınan kararların yanı sıra ilgili mevzuatlarından kaynaklanan görev ve yetkileri yürütmeye de devam edecekler. Madde ile ayrıca, çözüm süreci kapsamında yapılan çalışmalara ilişkin düzenleme ve sekretarya hizmetlerinin Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı tarafından yürütüleceği hüküm altına alındı…

 

  1. Madde gerekçesinde de, Kanun kapsamında verilen görevleri, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarınca acilen yerine getirileceği düzenlendi. Diğer yandan, süreçte görev alanların ve çalışmalara katılanların, gerçekleştirdikleri etkinlikler nedeniyle gelecekte herhangi bir yaptırım tehdidi ile karşılaşmamaları amacıyla, bu görevleri yerine getiren kişilerin hukuki, idari veya cezai sorumluluğunun doğmayacağı yönünde düzenleme yapıldı…

 

Terör örgütü denince hiç kuşkusuz akla ilk gelmesi gereken bölücü PKK’dır. İstihbari eylem olarak elbette bölücü PKK terör örgütü gözetlenebilir; buna kimsenin itirazı olamaz. Ancak, toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesi anlamında, bölücü PKK terör örgütüyle yapılacak görüşme; PKK’yı bazı vatandaşlarımızın temsilcisi konumuna çıkararak siyasileşmesine neden olur –ki yapılan da budur. Amacının yazıldığı kanun tasarısının ilk madde gerekçesinde görüldüğü gibi, adeta AKP’nin bölücülüğü kanıtlanırcasına, sömürgeciliğin kiralık tetikçi çetesi PKK, bir taraf ve temsilci kabul ediliyor. Çünkü toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesi deniyor; ülkemizde ayrılık mı var ki bu ayrılanlar bütünleşecek. Olmayan bir ayrılık varsayılaraķ bütünleşme adı altında vatandaşlarımıza daha önce ayrılık varmış düşüncesi çağrıştırılıyor. Oysa Türkiye Cumhuriyeti kimliği taşıyan herkes hiçbir ayrıma tabii tutulmadı ve zaten her vatandaşımız eşittir. Bu bağlamda, yetkinliği olması durumunda her vatandaş, her göreve ve konuma ulaşabilir…

 

  1. Madde gerekçesinin ikinci cümlesi de oldukça tehlikeli; deniyor ki: “Süreçte görev alanların ve çalışmalara katılanların, gerçekleştirdikleri etkinlikler nedeniyle gelecekte herhangi bir yaptırım tehdidi ile karşılaşmamaları amacıyla, bu görevleri yerine getiren kişilerin hukuki, idari veya cezai sorumluluğunun doğmayacağı…”

 

Bu şekilde AKP, çözüm süreci kapsamında görevlendireceği kişileri, olası suç durumunda neden korumak istedi? Bu kişiler, bölücü terör örgütü PKK’yla yapacakları görüşmelerde, Türkiye Cumhuriyeti adına taahhütlerde bulunup önce özerklik ve devamında birleşik bağımsız kürdistan anlaşmasına vararak belge imzalarlarsa ne olacak? Bu ifadelerden anlaşılıyor ki, bölücü terör örgütü PKK sadece istihbari olarak gözetlenmeyecek. Bölücü terör örgütü PKK’yla temas kuran, görüşen veya iletişimde bulunanların; Anayasa’nın 10. maddesine aykırı şekilde korunmak istenmesi başka türlü açıklanamaz. Eşitliği düzenleyen Anayasa’nın 10. Maddesinin ilgili kısmında şöyle yazıyor: “Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.” Bu demektir ki, hukukta, herhangi bir eşitsizlik olamayacağı gibi; hiç kimseye de özgürce suç işleme ayrıcalığı -hele ki kamu zararına- tanınamaz ve her suç faili mutlaka yargılanmalıdır…

 

Irak’ı bölen Amerika’ya yardımdan sonra, Suriye’yi karıştırıp Türkiye’yi de bölmeye hazırlayan AKP’nin; “çözüm süreci” dediği şey, biraz daha iktidarda kalıp banka hesaplarını daha fazla şişirmek için verilen uluslararası rüşvetten başka bir şey değildir. Çözüm süreci denen ve bir tür cinneti andıran girişimle hurafeci, hırsız AKP’nin; Birlikçi (üniter) devlet yapısını; ortakçı (federasyona) yapıya götüreceği ortadadır…

 

İşin kötü tarafı, muhalefet partileri AKP’nin “çözüm süreci” denen bozgunculuk ve yıkıcılığına karşı çıkıp “biz iktidar olduğumuzda, çözüm sürecini derhal iptal edeceğiz” diyerek yüreği yanan yaklaşık 19 milyon partisiz seçmenden oy alacaklarına; bölücü AKP’ye benzeyerek oy toplamaya yelteniyorlar. Bölücü AKP’nin çözüm sürecini güya eleştirir gözüken muhalefet partileri “çözüm süreci öyle değil böyle olmalı” demeye getirerek aslında sadece bölücülük yöntemlerinin AKP’den farklı olduğunu gösteriyorlar. Yazdıklarımızla “kendilerine haksızlık ettiğimizi” söyleyecek ve herhangi bir muhalefet partisini destekleme hevesindekilere soruyorum: AKP’nin olmayan ağızlarda kurs açmasını ve yayın yaptırmasını kesinlikle yanlış bulup, iktidar olduklarında benzer bölücü tüm altyapı uygulamalarını ortadan kaldıracağız diyen parti var mı? Ben şimdiye kadar rastlamadım…

 

Deniz KAÇAĞAN

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER