SON DAKİKA
istanbul bayan escort escort mersin

“Çözüm” diyerek Türkiye’yi çözüyorlar

Bu haber 23 Ocak 2013 - 10:43 'de eklendi ve 39 kez görüntülendi.

Orhan Karataş

AKP ve yanaşmaları bir çözüm tiyatrosuyla milleti yıllardır uyutmaya çalışıyorlar. Ortada bir çözülme olduğu doğrudur, ancak bu bölücü terörün, yıkıcı ihanetin değil, Türkiye Cumhuriyeti’nin varlığının, birliğinin ve bölünmez bütünlüğünü çözülmesidir ki, bu yolda çok önemli mesafe aldıkları da acı bir gerçektir.

OHAL’i MHP kaldırdı

Söylenenle yapılanın nasıl birbirine taban tabana ters olduğunu ortaya koyan çok çarpıcı bir örneği hatırlatıp, çözüm meselesine tekrar döneceğim. Sayın Başbakan dün AKP grubunda konuşurken Olağanüstü Hal Uygulamasını kendilerinin kaldırdığını bir defa daha tekrarladı. Bunu daha öncede söylemişti ve ortaya belge koyarak, işin aslını yazmıştık. Bir defa daha tekrarlayalım. OHAL uygulamasının kaldırılmasının AKP ile uzaktan yakından bir ilgisi yoktur. AKP hükümetinin altında imzası olan tek bir karar bulunmamaktadır. 19 Temmuz 1987’de uygulamaya konulan OHAL, MHP’nin iktidar ortağı olduğu 57. hükümet döneminde kaldırılmıştır. 23 Ekim 1999’da Siirt, 28 Haziran 2000’de Van, 19 Haziran 2002’de Hakkari ve Tunceli’de uygulamaya son verilmiştir. Diğer iller için 30 Temmuz 2002 tarihli Bakanlar Kurulu kararıyla son kez 4 ay uzatılmıştır ve 30 Kasım’da tamamen bitmiştir. AKP’ye terörü bitirmiş, olağanüstü şartları düzeltmiş bir Türkiye teslim edildi.

Dürüstçe cevap verin

Devletin bütün kayıtlarında yer alan, Türk milletinin gözleri önünde yaşanan bu kadar net bir gerçek bile, vatandaşa tam tersine çevrilerek anlatılabiliyorsa, gerisini varın siz hesap edin. Ülkenin nereden nereye getirildiğine, nasıl bir akıbete sürüklediğine ve kimin dilinin ne söylediğine, kimin şeytani, kimin rahmani olduğuna, siz karar verin. Ne yapılmak istendiğini, neyin gizlendiğini MHP lideri sayın Devlet Bahçeli partisinin grup toplantısında bir defa ve herkesin anlayacağı dille ortaya koymuştur. Sorduğu sorularla AKP’nin nereden gelip nereye gittiğini, bu ülkeye nasıl bir gelecek öngördüğünü, ‘çözüm’ dinelen şeyin aslının ne olduğunu belgelemiştir. Başta hükümet ve yanaşmaları olmak üzere ‘çözüm’ nutukları atan ve MHP’nin tespit ve değerlendirmelerine bir itirazı olan her kim varsa; öncelikle ve ivedilikle sayın Bahçeli’nin sorduğu ve AKP’nin gerçek yüzünü ortaya koyan şu sorulara dürüst, gerçekçi ve tatmin edici cevap vermek zorundadır:

Silahı sigorta görenler nasıl vazgeçecek?

“Başbakan Erdoğan ve hükümetiyle birlikte önüne gelenin propagandasını yaptığı çözüm nedir ve neleri ihtiva etmektedir? PKK neyin karşılığında silah bırakacak, hangi tavizlerle gönlü alınacaktır? 1984 yılındaki Eruh baskınından itibaren, öldürme ve yok etme konusunda uzmanlaşmış caniler, birden bire hidayete erip silahlarını ve hedeflerini nasıl terk edeceklerdir? Silahı sigorta olarak görenler nasıl olacak da birden bire hedeflerinden vazgeçeceklerdir? Terörle terbiye edilen, bölücülükle sırdaş olan, küresel planlara uyduluk yapan bir iktidarın Türk milletinin hak ve hukukunu süreç diye tarif edilen yıkım duraklarında sahiplenmesi nasıl mümkün olacaktır? Merak etmekteyiz ki, barış nedir, tarafları kimlerdir? Şayet barıştan bahsediliyorsa, bir savaşa girilmiştir de bu mu sonlandırılmak istenmektedir? Savaş var idiyse, bunun karşı cephesi kim ya da kimlerden oluşmaktadır? PKK, Türk devletinin eşiti, muhatabı haline mi gelmiştir? İmralı canisi kimi temsil etmekte, kimin adına konuşmaktadır?

İmralı canisinin serbest kalması mı çözüm?

Çözüm başlığı altında neler ve hangi konu başlıkları planlanmaktadır? Çözüm de çözüm diyen şuursuzlar, bununla neyi beklemekte, neyi istemektedir? Anadilde eğitimin sağlanması çözüm müdür? İmralı canisinin serbest kalması çözüm müdür? Yeni anayasayla Türklüğün tasfiye edilmesi çözüm müdür? Özerklik ve federasyon çözüm yolu mudur? PKK’nın affedilerek siyasete taşınması çözümün hangi etabıdır? Dört parçalı bağımsız Kürdistan’ın oluşabilmesi için, vatan topraklarımızı içine alan kuzey kısmının temellerinin atılması çözüm olarak mı düşünülmektedir? Bölücü teröre 29 yıllık süre içinde mücadele vermiş, gazilerimizin, şehit yakınlarımızın hakkı nasıl ödenecek, halelikleri nasıl alınacaktır? Sayın Başbakan çözüm ve barış süreciyle neyi hedeflemektesin, nereye varmak istemektesin?

Derdiniz nedir?

Sayın Cumhurbaşkanı size göre çözüm nedir? Çözüm diyerek topa giren, müzakereler sürsün diyen, barışa vurgu yapan TÜSİAD yöneticileri siz çözümden ne anlıyorsunuz? İstanbul’da kuru laf kalabalığıyla konuşacağınıza, bol keseden atıp tutacağınıza zahmet edip, mesela Hakkâri’de, Şırnak’ta, Diyarbakır’da, Bingöl’de ne zaman yatırım yapacak, ne zaman fabrika kuracaksınız? Boğazda keyif çatarken, çözüm diyerek alkış tutan köksüz ve kimliksiz yarım aydınlar, ipotek altındaki kalemşorlar, mütareke yıllarının emanetçileri derdiniz nedir ve neyi beklemektesiniz? Türkiye’nin teslim senedi imzalanınca, teröristler aklanınca, İmralı canisi özgürlüğüne kavuşunca, bölücülük kurumsallaşınca ve Türk milleti parçalanınca bunu adı çözüm mü olacak, buna barış mı diyeceğiz? Türkiye’nin mahvı, milletimizin imhası ve isyankârların itibar kazanması çözüm müdür? Sadakatin mahkûm olduğu, millet ruhunun rencide edildiği, hüsran ve hezimetin kazandığı, milli kimliğin ezildiği, Türklüğün ağır darbe aldığı bir sürece, bre riyakârlar siz çözüm mü diyorsunuz? Barış ismi mi veriyorsunuz? Sayın Başbakan çözümle neyi çözmeye, barışla neyi batırmaya ve bastırmaya çalışıyorsun?

Orhan Karatasorhan@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.