SON DAKİKA

Söz Konusu Olan Vatanın

Gündem Yazıları

BİZİM BRÜTÜS

KÖŞE YAZILARI

Çözdüler, ama ülkeyi çözdüler

Bu haber 21 Haziran 2013 - 11:39 'de eklendi ve 16 kez görüntülendi.

Orhan Karataş

AKP’nin ortağı PKK’dan gelen açıklamalar ve tehditler, “çözüm” denilerek, ülkenin gerçekten de çözülüp lime lime edildiğini acı biçimde ortaya koyuyor. Bu kirli ortaklığın sonucunda Türkiye ne yazık ki, bölünme noktasına getirilmiştir ve AKP’den artık bu yönde kararlar alınması ve düzenlemeler yapılması beklenmektedir. PKK’nın dağdaki elebaşları da, şehirdeki uzantıları da, AKP’ye “verdiğiniz sözün gereğini yerine getirin” çağrıları yapmakta ve süre vermektedirler.

Çekilen kimmiş?

Ne olup bittiğini anlamak için uzun analizler yapmaya, derin bilgelere sahip olmaya gerek yok. Çözüm denilen şeyin aslının ne olduğu, Türk milletinin hangi oyunlarla kandırıldığıyla ilgili gazetelerde çok çarpıcı haberler yayınlanıyor. Daha dün bir gazetemizde şöyle bir haber yer aldı: “Üs bölgesinin PKK tarafından işgal edildiği ortaya çıktı. Askeri kaynaklardan edinilen bilgilere göre, Türkiye-Irak Hududu üzerinde ve Şırnak-Uludere-Gülyazı bölgesinde bulunan Karaçalı Üs Bölgesi, kışın TSK tarafından boşaltıldı. TSK, bahar tertiplenmesi kapsamında Karaçalı Üs Bölgesi’ne 3 Haziran’da asker sevkiyatı yaptı. Ancak üs bölgesinin, PKK’lılar tarafından işgal edildiği ortaya çıktı.” Alın size çekilme. Hala anlamayanlara söylüyorum: Şimdi anladınız mı nasıl kandırıldığınızı? Şimdi anladınız mı kimin çekildiğini ve meydanın kimlere bırakıldığını? Hala hayırlı, faydalı, doğru ve bu ülkenin birliğini sağlayacak bir sonuç çıkacağını bekliyor musunuz?

PKK’ya 2 bin kişi katıldı

Bu haberi yeterli görmüyorsanız, Zaman Gazetesi’nde yer almış bir haberi hatırlatıyorum. “Propaganda ve eleman kazanma faaliyetlerini arttıran terör örgütü PKK’ya, son üç ayda 2 bin kişinin katıldığı belirtiliyor. Örgüte katılanlardan 850’sinin üniversite öğrencisi olduğu kaydediliyor. PKK’nın şehir kadrolarının yönlendirdiği elemanlar, en çok Mardin’in Dargeçit ilçesi ile Şırnak bölgesinden Kuzey Irak’a gönderiliyor.” Hani bu alçaklar çekilip yurt dışına gidiyorlardı? Hani barış sağlanmıştı ve artık dağda kimse kalmayacaktı? Bu kadar militanı toplayıp, dağa ne için götürüyorlar ve sonrasında ne yapacaklar?

İmralı Genel Merkezi

Selahattin Demirtaş, “Açıkça görüşme yapacaksınız. Sonra çıkıp kürsülerden teröristbaşı diyeceksin. Sen neyin başısın o zaman?” diye sormuştu. O sorunun cevabı Kandil’li sürüngenden geldi. O da Demirtaş gibi hükümetin verdiği sözleri hatırlatıyor ve ekliyor: “Apo’yla görüşen BDP heyeti de geldi. Onların aktarımları da oldu. Baktık ki Önderliğimiz de, aynen bizim gibi, sürece dair ciddi kaygılar taşıyor. Aynı düşündüğümüzü, aynı kaygıları paylaştığımızı anlamış olduk.” Kurulan düzene bakar mısınız? İmralı’da yatan eli kanlı bir katil mi, bir siyasi parti genel başkanı mı? Oradan örgüt yönettiğinin, parti yönettiğinin, ülkenin gündemini belirlediğinin, hükümete ayar verdiğinin bundan daha net, daha kesin bir belgesi olabilir mi? Bu cesareti, bu imkanı, bu düzeni nereden buldu? Kimin neyin başı olduğunu hala anlamayan var mı? Kandilli sürüngen İmralı’dan aldığı talimatla daha da ileri gidiyor ve hem kurulan kirli işbirliğinin iç yüzünü, hem de bu milletin nasıl kandırıldığını ortaya koyan şu değerlendirmeyi yapıyor ve süre veriyor: “Bu sürecin de iki ayağı vardır; birisi biziz, diğeri ise devlet ve hükümettir. O ayağın devreye girmesi gerekiyor. Ciddi, köklü, gözle görülür adımların atılması lazım. Bunu çok acil bir biçimde bekliyoruz. Biz hemen yapılması gerekenlerle birlikte önümüzdeki 2-3 hafta içerisinde, özellikle de TBMM kapanmadan bazı adımların atılmasını bekliyoruz.”

Hükümet susuyor

O adımların ne olduğunu da Diyarbakır’da yapılan ihanet toplantısı sonrasında yapılan açıklama ortaya koydu. Burada ayrıntılı biçimde tekrarlayıp gazeteyi kirletmek istemiyorum, ama açıkça bölünme istediklerini ilan ettiler. Bugüne kadar hükümetten veya iktidar partisinden bu alçak taleplere cevap olacak tek bir kelime duymadık. Susmak kabullenmektir. Dikkatleri gezi parkına ve Taksim’e çekiyorlar, diğer taraftan ülkeyi bölüyorlar. Yakında gezi parkı olayları ile ilgili nasıl işbirliği yapıldığı konusunda da itiraflar gelirse hiç şaşırmam. Zaten kimsenin bir şey itiraf etmesine de gerek yok. Azıcık aklı ve vicdanı olan için her şey çok açık. Ülkenin belli bir bölgesi ayrıştırılmıştır. Başka bir dil kullanılmaktadır. Türk bayrağı yerine paçavralar asılmaktadır. Devlet sembolik hale getirilmiştir. Vergi bile toplandığı iddia edilmiştir. Bunlarla da yetinmemiş adını bile koymuşlardır. Şimdi de açık ve net biçimde statü istiyorlar. Bunun bölünme olabileceğini de ilan ediyorlar. Ve bunu da yapılan işbirliğine ve verilen sözlere dayandırıyorlar.

Türk milleti oyunu gördü

Sayın başbakan her konuşmasında bir şey tekrarlıyor. Eminim hafta sonu yapılacak toplantılarda da aynı şeyleri söyleyecektir. Tek bayrak, tek millet, tek devlet, tek vatan diyecektir. Yine Üç Hilal’e sarılarak bu sicilini gizlemeye çalışacaktır. Ama her şey ortada. 11 yıllık AKP iktidarı sonunda ülkenin varlığı ve birliği tartışılmaya başladı ve böyle giderse ortada ne devlet kalacak, ne millet. Ne bayrak kalacak ne vatan. Çok şükür ki Türk milleti bu kirli oyunu artık görmüştür ve henüz son sözünü söylememiştir.

Orhan Karatasorhan@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.